Darbenin habercisi, haber sonrası yaşadıklarını anlattı

  • Giriş : 30.09.2007 / 10:10:00

Katılan Nokta dergisinin yayın yönetmeni Alper Görmüş, darbe haberi sonrası yaşadıklarını anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Andıç, darbe günlükleri ve Genelkurmay'ın sivil toplum örgütleriyle işbirliği... Bu üç haberin ardından askeri savcılığın talimatıyla baskına uğrayan, çok geçmeden de patronu tarafından kapatılan Nokta dergisinin yayın yönetmeni Alper Görmüş 19 Eylül'de hakim karşısındaydı. Alper Görmüş, günlüklerinden darbe girişimiyle ilgili bölümlerini yayınladığı Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek'in hakkında açtığı "iftira ve hakaret" davasıyla yargılandığı ilk duruşmasına katılıyordu.

Görmüş, hakimden Özden Örnek'e ait günlüklerin başbakanlıktan istenmesini talep etti. Başbakanlık günlükleri mahkeme heyetine sunmazsa günlüklerin tamamını mahkemeye sunacağını da beyan etti. Duruşma 29 Ocak 2008'e ertelendi. Şimdi başbakanlığın nasıl bir tavır izleyeceğini beklemekte sıra.

Alper Görmüş, duruşmanın ertesindeki görüşmemizde önemli açıklamalar yaptı. Nokta'da kendisiyle birlikte çalıştığımız, benim de yayın yönetmenliğimi yapmış "Alper abi" ile bir zaman sonra bambaşka bir gazete ve mecrada söyleşi yapacağım aklıma gelmezdi doğrusu. Kendisinin de dediği gibi; "sağlık olsun."

TEŞEKKÜRDEN İSKONTO

Nokta'nın duruşmasında Nokta çalışanları dışında yanınızda kimse yoktu. Bu bir yalnızlık duygusu hissettirdi mi size?

Ben kendimi kötü hissetmedim ama bunu ben kişisel bir dava olarak değil kamusal bir dava olarak algılıyorum. Dolayısıyla da oradaki manzara hoş değildi bu açıdan bakınca.

Derginin kapanmasının üzerinden 6 aydan fazla süre geçti. Bu zamanda medyadaki yöneticilerden destek geldi mi?

Hayır, destek anlamına gelebilecek hiçbir şey yok. Beni asıl üzen, kıran şu oldu; Nokta'nın kapanması sürecinin nasıl bir süreç olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama buna rağmen bırakın siyasi desteği insani bir destek de olmadı. Özellikle de Nokta'da çalışan gazetecilerin istihdamı konusunda bir destek olmadı. Nokta'daki gazetecilerin kalitesi konusunda sanırım kimsenin bir şüphesi yoktur. Ben arkadaşlarım için epeyce insanı aradım, ama hiç kimse kendiliğinden bir şey yapmadı.

Siz herhangi bir teklif aldınız mı?

Hayır bana da hiçbir teklif yapılmadı. Sonuçta ben de işsiz kaldım.

Bu durumu neyle açıklıyorsunuz?

Nokta biraz lanetli bir dergi. Etrafında dolaştırılan saçma dedikodular önemli ölçüde etkili olmuş. Buna inanmayanlar bile "bize de bulaşır" korkusuyla uzak kaldı.

Nokta çalışanlarının medyada işe alınmamasının nedeni 'teknik' nedenler miydi yoksa Genelkurmay'ın etkisi ve o "lanetli dergi" halesi miydi? O korkular mı baskın çıktı?

Elbette o korkular baskın çıktı. Böyle bir şey yapmanın bir tür destek olarak anılacağını düşündüler ve Nokta etrafındaki lanetli alanın atmosferine girmekten korktular. Bu nedenle de derginin kapatıldığı gün gazeteci arkadaşlara ettiğim teşekkürlerden epey bir bölümünü iskonto etmeye karar verdim.

YAYINLARIMIZ ETKİLİ OLDU

Üç önemli kapağı var derginin. Bunlardan andıç ve TSK'nın STK'larla işbirliğine yönelik haberlere hiçbir yalanlama gelmedi. Günlükler haberineyse bir tek Özden Örnek'in tekzipi geldi.

Özden Örnek'in kişisel itirazı dışında kurumsal bir yanıt gelmedi. Onun dışında, türlü doğrulamalar geldi ki biz de bunları mahkemede kanıt olarak sunduk. Şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, net bir şekilde "bunları Nokta'da yayınlanmadan önce biliyorduk" dedi ve Milliyet gazetesinde manşet oldu. Ondan sonra eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün "daha ne diyebilir ki" diye yorumlanan beyanları var. Bütün bunlar aslında doğrulama. Sonuçta, üç doğru haber ve lanetli bir derginin ortaya çıkması...

Haberlerin Cumhurbaşkanlığı seçiminin öncesine denk gelmesi çok konuşuldu. Konjonktürle ilgisi var mıydı?

Çok açıklıkla söyleyeyim; bu haberleri Nokta'ya aktaran kaynakların bu konjonktürde etkili olmak gibi bir amaçları olabilir. Ama gazetecinin, kaynaklarının niyetinin ne olduğunu düşünüp haberleri yayınlayıp yayınlamama gibi bir tercihi olamaz. Gazeteci bu haberlerin önemine bakar. Ayrıca konjonktürde de olumlu rol oynadığını düşünüyorum. Cumhurbaşkanının normal demokratik yollarla seçilmesi ve dışarıdan müdahaleleri azaltacak rolü oldu bizim yayınların. Çeşitli yorumlar yapıldı; askerlerin bazı çıkışlarını belli ölçüde kilitledi diye. Ben de katılıyorum bu yorumlara ve bundan da bir demokrat olarak büyük memnuniyet duyuyorum.

Darbe günlüklerinde darbe girişimleri dışında bilmemiz gereken çok şey var mı?

Tam öyle denemez. Özel hayatı ilgilendiren kısmı ayırıyorum. Onun dışında da yüzlerce demesek bile onlarca haber üretilebilirdi, çok enteresan başkaca şeyler de vardı. En önemlisi darbeydi ve biz onu aldık.

Nokta'yı satın alacak kimsenin çıkmamasının nedeni ne olabilir?

12 Nisan Genelkurmay Başkanı'nın konuşması, 27 Nisan e-muhtıranın üzerine geldi bunlar. Bu nedenle kimse cesaret edemedi.

Sizin yaptığınız türden bir Nokta'ya talip kimse çıkmaz mı?

Sanmıyorum. Şu anda fiilen hiçbir şey yok zaten. Ben mevcut konjonktürde çok ümitli olamıyorum açıkçası. Çünkü bunun sembolik anlamı öne çıkacak.

Türk basını için bir devrim

Nokta'nın o üç kapağı dışında da çok tartışılan, gündeme gelen haberleri dosyaları vardı. Ama Nokta o üç haberle anılır oldu.

Gerçekten o üç kapaktan önce Nokta kendisini ispatlamıştı zaten. Daha ona gelmeden önce okurlar "bu başka bir dergi" diyordu. Nokta kapatıldığında en çok satan dergiydi. Devam edebilseydik 40-50 bin tiraj seviyesine gelirdik. Bence Nokta'nın alameti farikası, İrfan Aktan'ın yaptığı sıradan insanların uzun öykülerini vermekti. O Türk basını için bence bir devrimdir. Nokta'yı Nokta yapan esas onlardı. Ama bazı insanlar o üç kapaktan hareketle bilerek Nokta'ya o lanetli halesini astı. Sağlık olsun...

Örnek'e 'dava açma' telkini

Özden Örnek'in tekzip metni dışında, Şener Eruygur veya başkaca kimse size ulaştı mı?

Şener Eruygur'un ve diğer adı geçenlerin hiçbirinin hiçbir girişimde bulunmaması, dava açmaması ilginçti. Çünkü aynı şekilde Özden Örnek'te olduğu gibi onlara da "hakaret ve iftirada bulunmuş" olmuyor mu? Onlar da darbeci olarak geçiyor.

Mesele şu: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün o günlerde söylediği gibi daha Nokta'da yayınlanmadan önce bu girişimler hükümetin istihbari kurumları tarafından ortaya çıkarılmıştı. Dolayısıyla her şey belli. O nedenle de hiçkimse hiçbir şey yapmıyor. Özden Örnek'se mecburdu. Yoksa günlüklerin kendine ait olduğunu, darbe girişimlerini vs... kabul etmiş olacaktı. Ben Özden Örnek'e "dava açma" telkininde bulunulduğunu düşünüyorum. Kesin diyemeyeceğim bilgilerle... Hatta daha sonra davayı geri çekmeye dair de yine kesin olarak öne süremeyeceğim bir takım bilgiler bize ulaşmıştı.

Yani Özden Örnek de aslında kolay kolay açmadı davayı?

Tabii tabii. E zaten derginin yayınlandığı günden on gün sonra duyduk dava açıldığını. O dönemde yazıldı da, neden Özden Örnek sessiz kalıyor, neden bu kadar düşük profilden götürüyor diye. Yani hep şu iş fazla dallanıp budaklanmadan bitse duygusuyla hareket edildi. Şener Eruygur vs de aynı duyguyla hareket ettiler.

YENİŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious