Darbeyi deviren ses!

  • Giriş : 06.05.2007 / 00:00:00

Bir hafta boyunca cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerle yattık kalktık.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Vay efendim o bunu seçti, bu şuna şöyle dedi. Üzerine yazmayanın hatırı kalıyor, üzerine yazılmadığı takdirde de atıl oluyor yazılar. Kravatlı lacivertliler ise birbirlerine kaşları çatık halde bağırıyor, hakaret ediyorlar; tehditler, karalamalar, suçlamalar gırla gidiyor.
Ardından herkesin dilindeki e-muhtıra olayı. Sonra herkesin bu ateşten gömleği başkasına giydirme sevdası. E, suç samur kürk olmuş, üstüne alan olmamış. Bu papazkaçtıda papaz kimin elinde kalacaksa kalacak, olan çimenlere olacak. Ekonomi çevreleri 8 milyar ABD Doları’nın bir gecede buharlaştığını söylüyorlar. İnternet sitesinde yayımlanan bir yazı nelere kadirmiş!

Sokağa dökülmüş yüz binlerce vatandaş, devlet kurtarma peşinde koşuyor. Olumlu olumsuz, doğru yanlış, ciddi gayri ciddî… Ne denirse densin, ortada dolanan ise çirkin bir kutuplaşma tehlikesi ve sevgisizlik nüvesi, gerisi laf-u güzaf.

Bu panoramayı görmezden gelmemek mümkün değildir belki, amenna. Fakat herkesin fikrinin olduğu bir yerde, kimin kimden daha akıllıca ve şümullü fikir yürütmesi mümkün ki? Başka fehvalarda bulunanlar da zaten gidişatın “dikkat çekmeyen” noktalarına temas yarışında. Ne zaman kavga etmeye başladık, birbirimizden nefret eder hale geldik, dinlemeden konuşmaya koyulduk? Bize ne oldu diye soranların sayısı da dembedem azalıyor ne yazık ki. Bir durup, bir soluklanıp kendimize çekidüzen vermemiz, gecikmiyor mu?

En minik romantik nüanslar bazen savaşlar bitirebilirken, bir an evvel bu husumeti gidermek basit değil midir?

Yüzü asık havadislerle dolu gazete manşetlerinden yeterince sıkıldım. Gelişmiş bir ülkede yaşadığımı biliyorum. Tebessüm eden insanların içinde yaşamak da en doğal hakkım sanırım. Elbirliğiyle bu buhranı dağıtabiliriz, yeter ki isteyelim.

Zamanede darbeleri dahi bir iki şarkı durdurmayı bilmiş. Örneğin 1969 yılındaki ilginç Libya Darbesi. Kısaca bahsetmekte fayda görüyorum. Henüz 27 yaşındayken 1969 senesinde yüzbaşılığa terfi eden Muammer Kaddafi, Abdusselam Callud ile beraber ihtilal yapmaya karar verirler. 21 Mart 1969, devrim heyeti her şeyi hazırlamıştır. Kral I. İdris (Seyit Muhammed İdris el-Senussi) tahttan indirilecektir indirilmesine de, ortada bir sorun vardır.

Arap dünyasının gelmiş geçmiş en büyük sanatkârı Ümmü Gülsüm, o gün Bingazi’de bir konser verecektir ve devrimci askerler bu konseri hesaba katmamışlardır. Böyle bir hata affedilemez. O gün beklenen olur ve 21 Mart’taki devrim tehir edilir. Devrimci askerler, Kral I. İdris ve diğer erkân, yan yana otururlar ve o eşsiz konseri seyrederler.

Bu işin birçok dersi vardır. Herkes hak ettiğini alacaktır. Bir sanatkârın, nelere muktedir olduğunun altını çizmemize gerek yok sanırım. 1967 senesinde yaşanan Altı Gün Savaşı’nda da İsrail’e mağlup olan Arap ülkelerinin başındaki yine moral meleği Ümmü Gülsüm idi. Ne zaman Arap dünyasında bunlar yaşansa, humara düşse Arap milleti, hemen yardıma yetişen Ümmü Gülsüm oluyormuş. Maneviyat, Gülsüm’ün sesinden etrafa dağılırmış vesselam.

Bırakın Ümmü Gülsüm’ün Mısırlı oluşunu bir kenara, Fas’tan Suudi Arabistan’a Tunus’tan Libya’ya namı almış yürümüş. Hatta Mısır Radyosu sayesinde zamanede Türkiye’de de hayranlarının sayısı tezyit etmiş.

Ümmü Gülsüm’ün sesinden Taleal Bedru ile bir dünya insan, “Çağrı” filminde o fevkalade eseri ezberledi. Arap dünyası, Ümmü Gülsüm ve sanatı etrafında toplanırken herhangi bir tandans gözetmeksizin, bizde, Türkiye’de zamanında gülünç gelişmeler de olmuyor değilmiş.

TRT’nin Bsatı müziği dışında tüm müzikleri yasakladığı zamanlarda da insanlar fişlenirmiş, Ümmü’yü dinlediği için. CHP bir bağlamda Ümmü’yü de yasaklamış. Fakat şimdi tüm dünyayı saran bu mücessem ses; meşki, morali, sevgiyi, barışı, maneviyatı bir manada, cihanın dört bir yanına saçmayı bilmiş. Bugün böyle bir güce, güçlü sese, nefesiyle kayra dağıtan bir ışığa muhtacız. Bir milletin her şeyden önce birbirine karşı muhabbete ve saygıya gereksinimi vardır. Nasıl Arap milleti, her “farklılığı” Ümmü Gülsüm potasında eritip zenginlik haline getirdiyse, biz de muhabbet bağına girebiliriz pek tabii.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious