Darfur'da hayat yardımlarla sürüyor

  • Giriş : 01.03.2007 / 00:00:00

Sudan'ın Darfur bölgesinde 3 yıldır süren iç çatışmanın bilançosu ağırlaşıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yüz binlerce insan açlık ve sefaletin pençesinde. Sadece Nyala şehrinde 700 bin mülteci yaşıyor.

Darfur'da her şey yardım kuruluşlarına odaklanmış durumda. Bir şeyler dağıtıldığını gören çocuklar birbirleriyle yarışıyor. Malzeme çantalarını da sürekli yanlarında taşıyorlar.
Yardım kuruluşlarının uzattığı elle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Kamplardaki durum geçen 3 yıla rağmen değişmemiş. Günden güne insan sayısı artıyor. En önemli sorun yiyecek ve önüne geçilemeyen hastalıklar. Kimilerine göre Darfur, yeni bir uluslararası oyunun sahnelendiği yer, kimilerine göre büyük bir insanlık trajedisinin fotoğrafı... Kızılay çadırının önünde ilaç sırası bekleyen Cemal İshak Adem de, kısa süre önce yaşadığı acıyı anlatırken gözyaşlarına boğuluyor: "Kardeşimi gözümün önünde öldürdüler. Aralarında askerî kıyafet giyenler de vardı. Her şeyi yağmaladılar. Eşyaları, ekinleri, hayvanları, ne varsa aldılar. Bizi de köyümüzden sürdüler. 76 köy ve mahalle boşaltıldı. Çöl ortasında kaldık. Bizi buraya tüccarlar taşıdı."

Tama kabilesinden Cemal İshak Adem, Nyala'da Drec kampında kalan 80 bin mülteciden biri. Karısı ve 6 çocuğunun yanı sıra öldürülen abisinin 3 karısı ve 17 çocuğuna nasıl bakacağının hesabını yapıyor. Çünkü kampta yardım kuruluşları ve devlet tarafından verilen kumanya, ayda sadece 3 kg darı ve 200 gr şeker. Darfur'da 2003 yılında başlayan iç çatışmanın bilançosu, Cemal İshak Adem gibi yüz binlerce hayat.

Yaklaşık üç yıl önce dünya gündemine oturan Darfur, halkının tamamı Müslüman olmasına rağmen gerek yönetimin yanlış uygulamaları ve gerekse de dış güçlerin kışkırtmalarından dolayı büyük bir insani felaketle yüz yüze bulunuyor. BM raporlarına göre hükümet ve muhalif güçler arasındaki çatışmalarda şu ana kadar 200 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ancak başta ABD ve Batılı ülkeler olmak üzere Sudan'a yapılan baskılar Darfur'da istikrarsızlığı daha da körüklüyor. Çin'in Sudan yönetimiyle ticari ve siyasi yakın ilişkiler geliştirmesi, Afrika'nın en büyük topraklarına sahip ülkenin çok stratejik bir konumda bulunması, zengin yeraltı kaynakları, kabileler arası geçmişten gelen sürtüşmeler, komşu bazı ülkelerin çıkar hesapları Darfur probleminin daha da kökleşmesi ve uluslararası bir boyut kazanmasına sebep oluyor.

Ancak olayları başlatan gelişme ise askerî yönetim altında bulunan Sudan'da, yönetimin eşit paylaşılmadığını öne süren Darfurlu kabilelerin bu yöndeki hak talepleri. Hak talep eden bu yerli kabilelere karşı, yönetimin de bazı Arap asıllı olduğu öne sürülen ve Cancavid olarak adlandırılan bazı kabilelere destek vererek, bu şekilde denge oluşturmaya çalışması Darfur krizinin daha da kökleşmesinin en önemli sebebi sayılıyor.

Fakir bir ülke olan Sudan'da Darfur belki de ülkenin en geri kalmış bölgelerinden biri. Son çatışmalarla birlikte halk şehir merkezlerine kaçmaya başlamış. İmkânı olanlar akrabalarının yanına, olmayanlar ise mülteci kamplarına sığınmış. Bazı raporlara göre sadece Nyala'daki mülteci kamplarında 700 bin kişi barınıyor. Milyonlarca insan da bölgedeki farklı kamplarda yaşam mücadelesi veriyor.

Nyala şehrinin çevresinde irili ufaklı pek çok kamp olsa da en büyüğü Drec kampı. Fakat geçen süreye rağmen mülteciler hâlâ dört direğe tutturulmuş, üzerinde USAid yazılı çuvallardan yaptıkları barınaklarda kalıyor. Kamplarda otoriteyi kabile reisleri sağlarken, kampların güvenliğinden AMIS (Afrika Mission Sudan-Afrika Birliği Sudan Misyonu) sorumlu. Uluslararası yardım kuruluşlarının kamplardaki etkinliğini yerel ekipler gerçekleştiriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Sudan gezisi sonrasında rica etmesi ile kurulan Kızılay Sahra Hastanesi'nde ise Türk doktorlar günde 500 Darfurluyu tedavi ediyor.

Kamp merkezlerinde oluşturulan çadırdan barakalarda yüzlerce öğrenci eğitim görüyor. Sadece Drec kampında 4 bin öğrenci var. Öğrenciler yere serili hasırlar üzerinde ders görüyor.

Kamplardaki en önemli sorunlardan birisi ise bulaşıcı hastalıklar. Su sıkıntısı had safhada, kışın bile 30 derece olan hava sıcaklığı bulaşıcı hastalıklara davetiye çıkarıyor. Nyala'daki 11 kampın hepsinde sahra veya köy hastanesi yok. Şehirde bir devlet hastanesi var. Hastanenin yoğunluğu ve yatak kapasitesinin azlığı nedeniyle çoğu hasta günlerce muayene sırası bekliyor. Bir yatağa iki hasta yatırdıklarını söyleyen Dr. Abeer Abdul Salam "En önemli rahatsızlıklar yetersiz beslenme, ishal ve iltihap. Yaz aylarının yaklaşmasıyla menenjitten çok korkuyoruz." diyor. Şehirde ayrıca 9 köy hastanesi ve 37 sağlık ocağı mültecilerin gelmesiyle artan hasta sayısını kaldırmıyor.

Hepsi hasırda eğitim görecek kadar şanslı değil!

Tüm imkânsızlıklara rağmen Drec kampındaki çocuklar yere serili hasırlar üzerinde eğitimlerini sürdürüyor. Bazıları ise okula gitmek yerine demiryolundaki gaz yağı deposundaki sızıntıdan ellerindeki şişeleri doldurarak, bunları satmaya çalışıyor. İki kız kardeş ve annelerinin bakımını üstlenen bu üç kardeş, erkenden gaz deposunun yolunu tutmuş.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious