Davanın tüm ayrıntıları

Davanın tüm ayrıntıları.13561
  • Giriş : 23.01.2009 / 21:14:00

Doğu Perinçek Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında ağladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında savunma esnasında Perinçek, ağladı. Duruşmayı 26 Ocak'a erteleyen mahkeme 3 kişiyi de tahliye etti. İşte Ayrıntılar:

Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında İşçi Partisi Genel Başkanı tutuklu sanık Doğu Perinçek, yarım kalan savunmasına devam etti.

Dün yaptığı savunmayla alakalı kısa bir hatırlatma yapan Perinçek, kendisinde lobi ve fabrikatör belgelerinin ele geçtiği iddialarına "Lobi belgesi Doğu Perinçek'ten ele geçirilmemiştir. Bulunsa da lazım gelmez. Ben parti başkanıyım. Bende her şey bulunur. Bulunsa bile fiilin faille ilişkisi olması lazım. İddianamedeki bütün Ergenekon belgeleri, bizim savunma kanıtlarımızdır. Bunları koydukları için teşekkür ediyorum. Bunların hepsinde de Doğu Perinçek düşmanlığı vardır." dedi. Perinçek'in, Diyarbakır'da düzenledikleri mitingde traktörler üzerinde insanların Türk bayrağı sallayarak oluşturduğu konvoy görüntüleri sırasında ağladığı gözlendi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında sanık Doğu Perinçek, İşçi Partisi'nde yapılan aramada 1167 kaset ve bunun yanında CD'lere el konulduğunu, suç unsuru taşıdığı ileri sürülen CD'lerle ilgili tutanaklarda hiçbir bilgiye yer verilmediğini ileri sürdü. Perinçek, "Arama tutanaklarında yer almayan ancak deliller arasına konulan, suç unsuru taşıdığı iddia edilen 3 yoğun CD, anlaşılıyor ki İstanbul Emniyeti'nde veya Ergenekon savcılığınca üretilmiştir. Bunun da kanıtları vardır. Soruşturulması gereken de budur." iddiasında bulundu. Perinçek, bulunamayan ancak deliller arasına konulan 3 CD'de kendisinin sarf ettiği ileri sürülen kelimelerden birçoğunu ömrü boyunca hiç kullanmamış olmasının da bunun en büyük isbatı olduğunu söyledi;

Perinçek, "Lobi kelimesini kullanmam. Türkiye'de en çok gönderme yapılan bir bilim adamıyım ben. Tümden umutsuzluğun ivmesi, vizyon, konsensüs, siyasi iradeler, fundamantalist gibi kelimeleri asla kullanmam. Kontra direnci, kontra teori, kontra önlemler paçalarından istihbaratçı akan kelimeler. Finanse dünyası, cahil bir adam tarafından yazılmış. 1950-1960 doğumlular arasında tek bir yazar yetişmemiştir deniliyor. Oysa çok büyük Türk yazarları var. 'Eleman profili' bende eleman da profil de olmaz." diye konuştu.

Eski Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş'ın, bir gazetede "Derin devlet Atatürk zamanında vardı." şeklinde sözlerinin yayınlandığını söyleyen Perinçek, "Bu düşmanın uydurmasıdır. Böyle birşey yok. Bu NATO döneminde oldu. Vural Savaş, bilmeden yanlış yapmış, kendisini uyarıyorum." diye konuştu.

-"FABRİKATÖR BELGESİ, EYMÜR'ÜN KİTABINDA VAR"-

Perinçek, Ergenekon örgütünün belgesi olduğu ileri sürülen "Fabrikatör belgesi"nin, Mehmet Eymür'ün kendisi aleyhine yazdığı "Analiz" ve "Sentez" adlı kitaplarda geçtiğini iddia etti. Perinçek, Ergenekon tertibi düzenleyenlerinin en büyük malzeme kaynağının Mehmet Eymür olduğunu söyledi.

Kemalizm'le alakalarının olmadığı şeklinde haklarında itham bulunduğunu belirten Perinçek, "Kendimi ve İşçi Partisini 'Atatürk'ün bütün eserleri' adlı kitaba adadım. Bu 25 cilt oldu. Mehmet Perinçek, Rusya'ya giderek Atatürk'ün yaptığı 17 yazışmayı aldı. ABD, Rus ve Türk arşivlerinde gizlenen saklanan ne varsa ortaya çıkardık. Bunu hiç kimse yapamadı. Katrilyonlarca imkanları olmasına rağmen hiçbir kurum bunu yapmadı, yapamadı. Atatürk büyük bir devrimcidir. Devrimci olmayanlar bunu anlayamaz. Bunu bir tek İşçi Partisi anlamıştır. Dava dosyasının yükü ağır. Bizim de bir katkımız olsun. 13. ceza mahkemesinin bir kütüphanesi varsa oraya koysun." dedi.

MİT müsteşarı Emre Taner'in bir demecinde Hizbullah'ı kullandıklarını söylediğini iddia eden Perinçek, "Ne yaptırdınız? Mevlüt mü okuttun? İnsanları betonlara gömdürtmüşler, diri diri boğdurtmuşlar. Emekliliği gelmiş. Emre Taner iyi bir insan. Vatansever ama bunları kendileri söylüyor. Biz Hizbullah'ı kullanmadık aksine ortaya çıkardık." dedi.

"Masonik-Bilderberg çetesi" belgesinin evinde bulunduğunun iddianamede yer aldığını belirten Perinçek, "Bu benim evimde bulunan tek belgedir. Bunlar benim Doçentlik tezimdir. Bunun içinde de hiçbir gizli örgüt sözü dahi yoktur. Benim evimde tüm gizli örgütlerin belgeleri vardır. Bunlardı bilmem gerekir. Ben İşçi Partisinin genel başkanıyım. Ama bunların hiçbirine dokunmamışlardır. Benim 10 binin üzerinde kitaptan oluşan Türkiye'nin en büyük özel arşivleri arasında yer alan bir kütüphanem var." dedi.

Perinçek, Ergenekon davası kapsamında İşçi Partili yöneticilere yönelik suçlamalar bulunduğunu hatırlatarak, bu suçlamaların partiye karşı yöneltilmiş durumda olduğunu, bunun için de öncelikle Anayasa mahkemesinde partinin kapatma davasının görülüyor olması gerektiğini söyledi.

Perinçek, dün basın mensuplarına dağıtılan "Görsel savunma" isimli DVD'nin mahkeme salonundaki LCD ekrandan gösterilmesini talep etti. Başkan Köksal Şengün talebi kabul etti. Bunun üzerine Perinçek, savunmasına 45 dakikalık görsel savunmasına DVD'sinin eşliğinde devam etti. Perinçek'in, Diyarbakır'da düzenledikleri mitingde traktörler üzerinde insanların Türk bayrağı sallayarak oluşturduğu konvoy görüntüleri sırasında ağladığı gözlendi. Perinçek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da binlerce kişiyi mitinglerde topladıklarını, bölücü terör örgütüyle dişe diş mücadele ettiklerini söyleyerek "Bunu hangi parti yapabiliyor. Hangi parti Fırat'ın öte tarafına geçiyor. Biz bunu yaptık. Bakın, halk İşçi Partisine sevgisini, damlara çıkarak gösteriyor." dedi.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, öğleden sonraki oturumda savunmaya ara vereceklerini ve talepleri alacaklarını belirtti.

Küçük, Kıvrıkoğlu ve Karadayı'ya tepki gösterdi

Ergenekon davası tutuklu sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçük, kendisiyle ilgili açıklama yapan eski Genelkurmay Başkanları Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve İsmail Hakkı Karadayı'ya tepki gösterdi.

Ergenekon davası tutuklu sanıklarından emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun hakkında yaptığı açıklamalar ve eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın ağzından Milliyet Gazetesi yazarı Fikret Bila'nın köşesinde yer alan açıklamalara cezaevinden cevap verdi. Kızı ve avukatı Zeynep Küçük aracılığıyla açıklamaları duyuran Veli Küçük'ün, Karadayı'ya hitaben yazdığı el yazısı metinde şu ifadeler yer aldı: "Sayın komutanım. Gazetelerde beyanınızı okudum. Ben 1996 yılında Jandarma Genel Komutanlığı kadrosundan sınıf subayı olarak terfi ettim ve tuğgenaral oldum. 2000 yılında emekli oldum, siz emekli oluncaya kadar emrinizde çalıştım. Bu vatana, kanı ile canı ile hizmet veren şerefli, onurlu, gururlu emekli Jandarma Tuğgenaral Veli Küçük'üm. Sürç-i Lisan olarak kabul ediyorum. 'O adam' değilim. Saygılarımı arz ederim."

Küçük, Fikret Bila'nın Millyet Gazetesi'ndeki köşe yazısında yer alan Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun kendisiyle ilgili sözleriyle ilgili de yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "23.01.2009 tarihli Milliyet Gazetesi'nde sayın Fikret Bila'nın köşesinde yer alan 'Veli Küçük adımı kullanmış' başlıklı yazıda, eski Genelkurmay Başkanı sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu ile yapılan görüşmeye atfen 'Ben Veli Küçük'ü tanımam. Yakın çalışmam olmadı. Ben de Küçük'ü televizyona yansıyan sivil görüntülerinden tanırım. Ama sonradan anlıyorum, bu benim adımı da kullanmış. Cumhuriyet Gazetesi'nin hisseleriyle ilgili olarak bazı görüşmeler yapmış. 'İşte yukarısı da böyle istiyor' falan demiş galiba. Herhalde yukarıdakiler derken beni kast etmiş. Ben o zaman Genelkurmay Başkanı'ydım. Ama böyle bir olaydan haberim bile yok. Cumhuriyet Gazetesi'nin hisseleri falan bilmem. Ama bu Veli Küçük'ün adımızı kullandığı anlaşılıyor' şeklindeki beyanatını üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım. Sahtecilik, dolandırıcılık ve çıkar amaçlı örgüt kurmak suçlarından hakkında gıyabi tutuklama kararı bulunan, geçmişi, kimliği ve güvenilirliği kamuoyunun malumu olan Tuncay Güney isimli müfterinin şahsımda dahil olmak üzere, bir çok değerli TSK mensubunun ismini kullanarak açıkça Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan maksatlı iftiraları mahkeme huzurunda gerek şahsım, gerekse olayda adı geçen diğer sanıklar tarafından cevaplanmış ve yalanlanmıştır. Buna rağmen bu iftiraların Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en yüksek makamında yer almış bir eski Genelkurmay Başkanı tarafından ciddiye alınarak hakkımda bu şekilde bir beyanda bulunulması son derece üzüntü vericidir. 86 yıllık Atatürk Cumhuriyeti hiç bu kadar büyük bir tehdit ve tehlike altında olmamıştır. Bu dönemde her Türk vatandaşı cesaret ve kararlılığından ödün vermeksizin bu tehdit ve komplolara karşı durmak ve Cumhuriyete sahip çıkmak görev ve sorumluluğundadır. Ancak, bu görev ve sorumluluk en başta Atatürk'ün Cumhuriyet'i emanet ettiği Türk Silahlı Kuvvetleri ve onun şerefli mensuplarına düşmektedir. Bu komplo karşısında korkmak, kişisel kaygı ve saiklerle tepkisiz kalmak, dolaylı olarak destek vermek ve komplo sahipleriyle aynı safta olmakla eşdeğerdir. Dönem bireysel endişeleri aşarak vatanın ve Cumhuriyet'in çıkarlarını gözetmek dönemidir."

Veli Küçük 'yok' dedi, 4 faili meçhul çıktı

Ergenekon'un tutuklu sanıklarından Emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda görev yaptığı süre içinde Kocaeli'nde 4 faili meçhul cinayetin işlendiği belirtildi.

Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı tarafından Ergenekon davasını yürüten İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen cevabi yazıda, Küçük'ün açıklamalarının aksine 4 ayrı faili meçhul cinayetin yaşandığı ifade edildi. Küçük, mahkemedeki savunmasında, görev yaptığı dönemde hiçbir faili meçhul cinayetin olmadığını söylemişti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki duruşma salonunda görülen Ergenekon davasının öğleden sonraki oturumu sanık ve avukatlarının taleplerinin dinlenmesiyle başlandı. Söz alan tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin, "Sayın Doğu Perinçek'ten sonra söz alıp konuşmanın heyecanını yaşıyoruz. Doğudaki ve Güneydoğu'daki insanları silah zoruyla değil, gönül bağıyla bir araya toplayan bu kişiyi yürekten kutluyorum. Kendisiyle aynı sanık sandalyesinde yargılanmaktan gurur duyuyorum. " dedi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü'nün internet sitesinde Ergenekon Terör Örgütü'nün (ETÖ) şeklinde kısaltma yapılarak yazıldığını belirten tutuklu sanıklardan Kemal Kerinçsiz ise, bu siteyi yapanların, ETÖ kısaltmasını haberlerinde kullananlar hakkında suç duyusunda bulunulmasını istedi.

Tutuklu sanık Hayrettin Ertekin ise, baba ve dedelerinden kendilerine memleketin bir karış toprağına zarar vermeye kalkanları dünyayı der edecekleri şeklinde vasiyet bulunduğunu belirterek, "Bizi cezaevine değil, nereye atarsanız atın buna engele olamazsınız." dedi.

Taleplerin ardından söz alan Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı'na tutuklu sanık Veli Küçük'ün İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda görev yaptığı süre içerisinde işlenmiş herhangi bir faili meçhul cinayet olayının olup olmadığı şeklindeki yazıya cevap geldiğini açıkladı.Tutuklu sanık Veli Küçük'ün savunması sırasında görev yaptığı dönemde Kocaeli'nde herhangi bir faili meçhul cinayet olmadığı şeklideki savunmasının aksine, dönemde Kocaeli'nde Remziye Kurnaz, Murat Baysal, Hüseyin Oruç ve Hasan Doğan isimli kişilerin öldürülmesine ilişkin olayların faili meçhul olarak kayıtlara geçtiği açıklandı.

Köksal Şengün, Jandarma Genel Komutanlığı'nın cevabi yazısında Ergenekon Terör Örgütü tarafından 12 Haziran 2007 tarihinden önce işlenmiş herhangi bir suç kaydının bulunmadığının belirtildiğini söyledi.

Öte yandan, Emniyet Genel Müdürlüğü'ne gönderilen yazının cevabında ise, Ergenekon Terör Örgütü'ne ilişkin 12 Haziran 2007 tarihinden öncesine ait bir kayıt bulunmadığını, Tuncay Güney'in 2001 yılındaki mülakatına ilişkin kendilerine bilgi verilmediğini belirtildiği açıklandı.

Ergenekon'da 3 kişi tahliye edildi

''Ergenekon'' davasının 11 aydır tutuklu bulunan sanıkları Noel Baba Barış Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı Muammer Karabulut, Gazeteci-Yazar Vedat Yenerer ve emekli Astsubay Orhan Tunç'un tahliyesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada verilen aranın ardından Mahkeme Başkanı Köksal Şengün alınan kararları açıkladı.

Başkan Şengün, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirilen süre ve suç vasfının değişme ihtimalini dikkate alarak tutuklu sanıklardan Muammer Karabulut, Vedat Yenerer ve Orhan Tunç'un tahliyelerine karar verildiğini belirtti.

Mahkeme, bu sanıklara yurt dışına çıkış yasağı konulmasını karara bağladı.

Karabalut, Yenerer ve Tunç, 26 Şubat 2008 tarihinde tutuklanmışlardı. Mahkeme heyeti duruşmayı 26 Ocak Pazartesi saat 09.30'a erteledi

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*