Davos'ta Karamsar Hava Hâkimdi
30.01.2012 / 09:53
Toplantıya katılan katılımcılar arasındaki Avrupa'daki borç krizi konusundaki karamsar hava açıklamalardan net bir şekilde hissedildi. Karamsarlığın kaynaklığı sorunun çözümünün olmaması değil, Yunanistan ile ilgili sorunların ortaya çıkmasının üzerinden neredeyse iki yıl geçmesine rağmen Avrupalı liderlerin bir türlü gerekli adımları cesaretle atamamaları olarak görülüyor. Türkiye ise sağlam bütçe ve borç dinamikleri ve yüksek büyüme performansı ile toplantıların ilgi çeken ülkelerinden biri oldu. Devlet Bakanı Ali Babacan'ın konuşmacı olarak katıldığı, İngiltere Maliye Bakanı George Osborne ve IMF Başkanı Christine Lagarde'ın da bulunduğu programda moderatörün Babacan'a “Burada imtiyazlı konumda tek sizsiniz, bize ders verin.” diye söz vermesi bunun bir göstergesi idi. Türkiye'nin krizle boğuşan birçok ülkeye göre sağlam bir ekonomik yapısının olduğu doğru. Fakat bu durum önemli yapısal problemleri gözden kaçırıp bizi rehavete sevk etmemeli. Bu başka bir yazımızın konusu olacak.
Dünya Ekonomik Forumu'ndaki bu karamsar havaya karşın piyasadaki bahar havasını nasıl açıklayacağız. Bütün olumsuz beklentilere karşın piyasalar, özellikle borsalar 2012 yılının ilk ayını olumlu olarak geride bırakıyor. İspanya ve İtalya gibi borç krizi ile anılan ülkeler başarılı tahvil ihaleleri gerçekleştirdiler. Bizde de İMKB 49.000'lere kadar geriledikten sonra özellikle geçen hafta banka ve holding hisselerine gelen alımlarla 57000 puanın üstüne çıktı. Dolardaki gevşeme de devam ederek TL/Dolar 1.78'e kadar gerilerken sepet kur da 2.06'ya kadar çekildi. Piyasalarda son dönemde bahar havası oluşturan asıl etmen piyasaların merkez bankalarının para basmaya devam edeceği ve düşük faiz politikalarını uzunca bir süre devam ettireceklerine ilişkin inançlarının iyice yerleşmesi olduğu kanaatindeyim. Önce Amerikan Merkez Bankası Başkanı Bernanke düşük faiz politikasını 2014 sonuna kadar devam ettireceğini belirtti ve belki üçüncü bir parasal genişlemenin de sinyalini verdi. Avrupa Merkez Bankası zaten epeydir özellikle yeni başkanı ile birlikte ikinci el piyasadan tahvil alımını hızlandırmaya ve bankalara uzun vadeli düşük faizli bol likidite vermeye devam ediyor. Muhtemelen yakın zamanda para basma yarışına İngiltere ve Japonya merkez bankaları da katılacaktır. Paranın bu kadar bol ve ucuz olduğu bir ortamda borsaların gitmesi altının yükselmesi kadar doğal bir şey olamaz. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın Davos toplantılarından sonra artık bu yıl %4 büyüyeceğimiz konusunda daha rahatım demesi bir merkez bankası başkanı olarak bu durumu görmesinden kaynaklanıyor. Burada yalnız bizim merkez bankamız bu kadar bol ve ucuz paranın dolaştığı bir ortamda Türk lirasının değeri konusunda daha dikkatli olmalı ve aşırı değerlenmelere müsaade etmemeli.

































