Deloitte’tan 2006 Küresel konomik görünüm raporu

  • Giriş : 06.01.2006 / 00:00:00

Deloitte’un küresel ekonominin durumunu değerlendirdiği son çalışmasına göre, 2006 önemli fırsatların yanı sıra ciddi risklere de gebe.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çin ise yuanı yeniden değerlenmeye bırakmak zorunda kalacak. Zorlanma sesleri gelen Avrupa ekonomisinin ise ciddi yapısal sorunlarını bir an önce çözmesi gerekiyor. 15 yıllık uykusundan uyanmaya başlayan Japonya’nın belini ne kadar doğrultabileceği ise halen belirsiz.
06 Ocak 2006, İstanbul; Türkiye’de Denetim, Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman ve Kurumsal Risk alanlarında hizmet veren Deloitte, “Küresel Ekonomik Görünüm 2006” raporunu yayımladı. Dünyanın önde gelen ekonomilerine dair değerlendirmelerin sunulduğu rapora göre, dünya ekonomisi genelde iyi bir performans ortaya koyuyor. ABD, Çin, Rusya ve Hindistan güçlü büyüme kaydederken birkaç büyük ülkenin dışında Avrupa da iyi bir performans sergiliyor. Uzun süredir durgunluk içinde olan Japonya bile canlanma sürecine girdi. 2005’te, petrol fiyatlarında yaşanan artış da korkulan etkiyi yaratmadı. Petrol ithal eden ülkeler bu şoku oldukça iyi bertaraf ederken ihracatçı ülkeler de uzun zamandır ilk defa ciddi getiriler elde ettiler.
Bununla birlikte, Deloitte’un raporunda, küresel ekonomik manzarayı gölgeleyen risklere de dikkat çekiliyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin etkilerinin 2006’da daha çok hissedilebileceğinin, kimi petrol ihracatçısı ülkelerde doğabilecek istikrarsızlığın arz kanadında önemli aksamalara yol açabileceğinin altı çiziliyor. Küresel ekonomiyi tehdit eden bir diğer unsur ise gelişmiş ülkelerin büyük bölümünde, özellikle de tarımda kendini gösteren korumacılık. Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri ile dünyanın geriye kalanı arasındaki büyük finansal dengesizlik, 2006 yılında da tedirginlik yaratmaya devam edecek.
Petrol 2006’da da dalgalı seyir izleyecek
“Küresel Ekonomik Görünüm 2006” raporuna göre, petrolün küresel ekonomi üzerinde korkulan etkiyi yapmamasının en önemli nedeni yükselişin geçmişte olduğu gibi arzdan değil, talepten kaynaklanmış olması. Zira, talep şokları ekonomik gücün göstergesi olarak görülüyor. Hatta, petrol fiyatlarındaki yükselişin merkez bankalarının başaramadığını başararak ısınan küresel ekonomiyi soğutabileceğine dikkat çekiliyor. Ancak, petrol fiyatlarının 2006 yılında daha dalgalı bir seyir izleyebileceği öngörüsünde de bulunuluyor. Küresel ekonomide, özellikle de ABD ve Çin’de görülecek bir yavaşlamanın petrol fiyatlarını 60 doların altına çekebilecekken, dolardaki değer kaybının sürmesinin petrol fiyatlarına yukarı doğru baskı yapabileceği uyarısında bulunuluyor.
Doları kasvetli bir gelecek bekliyor
Rapora göre, bugün, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu en büyük risklerin başında ABD’nin cari işlemler açığı bulunuyor. 2005 yılında 759 milyar doları bulması beklenen açık, halen cari işlemler fazlası veren ülkeler tarafından karşılanıyor. Ancak, doların kan kaybının sürmesi kaçınılmaz görünüyor. Raporda, Çin’in yuanı yeniden değerlendirmeye veya Avrupa Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmeye karar vermesinin, dolar üzerindeki baskıyı artıracağına dikkat çekiliyor. Deloitte’a göre, bugün gelinen noktada, doların düşüp düşmeyeceği değil, ne zaman ve ne kadar düşeceğinin sorulması gerekiyor.
Çin’in önü açık
“Küresel Ekonomik Görünüm 2006” raporunda, Çin’in satın alma gücü paritesi bazında, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olduğu, dolayısıyla da bu ülkenin döviz kuru politikasının tüm dünyayı yakından ilgilendirdiğinin altı çiziliyor. Ülkeye giren güçlü dolar akışı karşısında, Çin Merkez Bankası yuanı değerlenmeye bırakmak zorunda kalacak. Böyle bir gelişmenin ise, iç dinamiklere dayalı büyümeyi ihracata dayalı büyümenin önüne geçirerek hem Çinlilerin alım gücünü yükseltecek hem de Çinli şirketleri faaliyetlerinde daha etkin olmaya itecek.
Ancak, uzmanlar, Çin’in potansiyelini tam olarak gerçekleştiremediğini de vurguluyor. Son 24 yılda yüzde 266 büyüyen Çin bunu büyük ölçüde yabancı yatırımlar sayesinde gerçekleştirirken, devlet zararda olan kamu teşebbüslerine halen yoğun yatırım yapıyor. Ülkenin bankacılık sektöründe köklü reform ve özelleştirme programlarının başlatılması zorunlu hale gelmiş durumda. Ülke ekonomisi 2006’da alışılmış büyüme oranlarının bir miktar altına inebilirse de, uzun vadede Çin’in önünün açık olduğu öngörüsünde bulunuluyor.
Avrupa’nın sonu gelmeyen ikilemleri
Tüm bu manzara içinde, Avrupa da yaşlılığın sorunlarıyla boğuşuyor. Yaşlı kıtanın önünde çözüm bulması gereken birçok yapısal sorun bulunuyor. Avrupalılar geçmişe göre daha uzun yaşıyor, daha erken emekli oluyor ve daha az çocuk yapıyorlar. Ancak, Deloitte’a göre, başta Fransa ve Almanya olmak üzere, Avrupa ülkeleri bu durumun sosyal güvenlik sisteminde gerektirdiği köklü reformu yapmaktan kaçınıyorlar. İşgücü açığını kapayabilecek göçün ise sosyal istikrarsızlığa yol açma riskinin altı çiziliyor. Avrupa’nın yaşadığı diğer sorunlar arasında ise, kıtanın yeni istihdam yaratmakta zorlanması ve tarım sübvansiyonları ve korumalarının Avrupalı tüketicileri gıda maddelerine daha fazla para ödemek zorunda bırakması yer alıyor. Rapor, üyeleri arasında uyumu bir türlü yakalayamayan Avrupa Para Birliği’nin zorlanmaya başladığı teşhisinde de bulunuyor.
Ancak Avrupa’nın tümünde işlerin kötü gitmediği de belirtiliyor. İngiltere, bağımsız para politikası, düşük düzeydeki düzenlemeleri ve yüksek göç seviyeleri ile, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla bir yüksek büyüme ve düşük işsizlik döneminden geçiyor. Almanya ve Fransa dışındaki ülkelerde de durum iyi görünüyor. Çalışmaya göre, Euro ve sterlinin dolar karşısında değer kazanması, faiz oranlarının düşürülmesini, dolayısıyla da Avrupa genelinde talebe dayalı bir büyüme eğiliminin yakalanmasını sağlayabilir.
Japonya uyanıyor
15 yıldır durgunluk içinde olan Japonya’nın, komşusu Çin’deki ekonomik canlılığın etkisiyle hareketlenmeye başladığı da “Küresel Ekonomik Görünüm 2006” raporunun ilginç saptamalarından birini oluşturuyor. Deloitte’a göre, son 15 yılın büyük bölümünü performanslarını etkileyen safraları atarak değerlendiren Japon şirketleri ile bankaları bu uyanışı destekleyebilecek konuma geldiler. Ülkedeki ücretler ve istihdamda da son yıllarda rastlanmadık bir artış görülüyor. İhracat ülkenin büyümesindeki önemi koruyacaksa da, Çin ve diğer Asya ülkelerinin yarattığı rekabet Japonya’nın önündeki imkanları sınırlıyor. Ayrıca, halen Japonya’nın yapması gereken birçok reform bulunduğu da önemle vurgulanıyor.

Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 150’ye yakın ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un yıllık cirosu 18.2 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı hedefliyor. Müşteri portföyündeki ülke, dil, para birimi ve kültür farklılıkları, kuruluşun gelişmekte olan pazarlardaki liderliğinin bir göstergesini oluşturuyor.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 500’e yakın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious