Demek ki hata yönetimdeymiş!

  • Giriş : 22.09.2006 / 00:00:00

İhsan Kalkavan, Beşiktaş yönetimini eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Maraton.com.tr'ye çarpıcı açıklamalar yapan Kalkavan, Beşiktaş'ta tartışılan teknik adam Tigana ile ilgili olarak, "Teknik adam konusunda yorum yapmak istemem. Bu tamamen yönetimlerin üstlenmesi gereken bir sorumluluktur. Çünkü teknik direktörler o takımın yönetiminin mantalitesini yansıtır. Bir teknik direktörü göreve getirmekle yanlış yapılıyorsa göndermekte o kadar yanlıştır. Zaten bu yönetimin bir açıklaması oldu, "Lucescu ve Rıza hoca konusunda yaptığımız hataları burada yapmayacağız" dediler. Demek ki bize teknik direktör zafiyeti olarak gösterilenler aslında yönetimin zafiyetiymiş. Demek ki hatayı yapan teknik direktörler değil yönetimlermiş. Şimdi seçilen yönetimler stratejileri ile gelirler. Burada takımın başına getirilecek hocanın stili, taktik becerisi, kariyeri, Türk futbolunu ve futbolcusunu tanıyıp tanımadığı gibi unsurlar dikkate alınmalıdır. Eğer bu araştırma yapılmadan göreve getiriliyorsa bu bir yönetim hatasıdır. Burada Teknik Direktör konusunda yaşanan sıkıntı demek ki başka bir sıkıntı. Yönetim teknik adamın arkasında durmalı. Hocasına güven vermesi lazım. Ama bu güven onu eleştiren açıklamalarla sağlanamaz. Açıkçası ben Teknik Direktörlerin kazanılan başarılarda çok büyük payı olduğuna inanmıyorum. Başarı, basiret, çalışma, gayretle doğru orantılı diyorum" dedi.

Kalkavan, Fransız teknik adam Tigana'nın yerine kim gelebilir sorusuna ise şöyle cevap verdi; "Bakın, ben Türkiye'de artık yabancı teknik adam devri bitti diyeli 3 yıl oluyor. Rakibini, kendisini tanıyan bir teknik direktörün başarılı olmaması gibi bir şey düşünülemez. Tabii ki bu teknik direktör Türk olursa çok büyük bir artı katar. Yabancı teknik adam Türkiye'ye geldiğinde zaten bir dezavantaj ile başlıyor. Yönetimlerin yabancı hoca tercih etmelerindeki neden bana göre istedikleri anda gönderebilecekleri ve başarısızlık halinde fatura çıkartabilecekleri kişiler olmaları. Bu yapılan bir hatadır. Hata yaptı diye bir teknik direktörü göndermek, bir hakemin yaptığı hatayı 6 ayda telafi etmesine benzer. Kimin geldiğinin hiç önemi yok ama Beşiktaş'ın ruhunu bilen biri olsun yeter. Sonuçta Türk yemeği yapmak için Fransa'dan aşçı getirilir mi?.. Fransız adam nereden bilecek Adana kebabını. Sonra o kebabı yapamadığında ona sormayacaksın bunu neden yapamıyorsun diye. Türk damak tadını onların bilmesine imkan var mı?"

- Kalkavan, son dönemde Kayserispor ve Vestel Manisaspor'un öncülüğünde Anadolu futbolunda bir çıkış var. Sizce bu çıkışta dört büyüklerin kötü durumda olmasının etkisi var mı?..

- Kesinlikle etkisi var. Üç büyük takımın basiretsizliğinden kaynaklanıyor şu anki durum. Ve bu durum böyle sürdüğü sürece daha çok Anadolu takımı çıkıp Fenerbahçe'ye, Beşiktaş'a, Galatasaray'a kafa tutar. Fenerbahçe transfer yapıyor, bakıyorsun kimse koşmuyor takımda. Koşmadan maç kazanılır mı? Bizim futbolcumuzu Avrupa'ya gönder, koşar. Ama Suriye'ye, İran'a, Arabistan'a gönder, oradaki futbolu görünce kendini kral sanıp "ben ne koşacağım, adamlar koşsun" demeye başlar.

- Anadolu'dan bir takımın şampiyon olabileceğine inanıyor musunuz?

- Anadolu'dan 5-10 yıl daha şampiyon çıkamaz. Bu mümkün değil. Anadolu kulüplerinin sanayisi buna müsait değil. Medya önemli bir faktör. Hem bir Anadolu kulübünün şampiyon olmasını Türk futbolu kolay kolay kabullenmez. Sonuçta ortada büyük bir pasta var ve yaklaşık 200 milyon dolar büyük bir rant var. Dolayısıyla buna ne Türk futbolu hazır, ne medya hazır, ne de federasyon hazır.

- Federasyonun uygulamaya koyduğu küfre karşı bir uyguladığı bir ceza yönetmeliği var ki bu yönetmelik daha ligin 6. haftasında olmamıza tartışılıyor. Bu yönetmelik konusunda görüşleriniz ne? Federasyon doğru mu yapıyor? Eğer yanlış varsa sorun kimde?

- Bu çok hassas bir konu. Burada ne federasyonun "ben bu kararı alırım, uygularım" deyip racon kesmesi, ne de küfrün serbest bırakılması, cezasız bırakılması ile bu sorun hallolmaz.

- Ama burada yönetimlerin taraftarlardan tehdit aldıkları yönünde ciddi bir isyanı söz konusu..

- Taraftarlar her zaman yönetimler için en büyük tehdit olmuştur. Ezelden beri yönetimler taraftardan nasiplerini almıştır. Tamam küfrü kaldıralım. O zaman da başka bir şey bulacaklardır. Bugün neden olarak küfrü gösterirler, yarın başka bir şey bulurlar. Hiçbir şey bulamasalar bu sefer Allah korusun yönetici dövmeye başlarlar. Beşiktaş'ta tribünler Süleyman Seba gibi önemli bir kişiliğin görevi bırakmasına neden olmuştur. Önemli olan bu asalak ve sülüklerin bunları yapmalarını engelleyebilmek. 64-65 yıllarında Beşiktaş tribünlerinde benzer bir durum yaşanırken, Ziya (Kalkavan) dayım ve Baba Hakkı yönetime girmişler ve tribünlerde o dönemde büyük bir temizliğe girmişlerdi. Baya bir temizlik yapıldı o dönemde Beşiktaş tribünlerini kurtarmak adına. Ben yönetici olduğum dönemde tribünlerde ne bizim, ne rakip takımın ne de taraftarın aleyhine tek bir olay olmazdı. Olduğu zaman anında müdahale ederdik. Ben elimi kaldırdığımda biterdi. Bitmediği zaman tribünde kimin kim olduğunu bildiğimden gider alırdık onu oradan. Şimdi Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ı tehdit etseler ya yürekleri yetiyorsa. Edemezler. Çünkü Yıldırım tribünlerde sistem kurdu. Küfür edeni alır kenara. Bunu güçlü olursan yaparsın.

- Peki bu durum nasıl düzelecek?.. Tamam güçlü yönetimler ve Başkanlar şart ama bunun dışında neler yapılmalı?..

- Bu bir kültür olayıdır. Bu kulüplerin özellikle üstüne düşmesi ve özel ilgi göstermesi gereken bir konudur. Bir kere her yönetimde tribünden gelen ve hem camia ile hem de taraftar ile ilişkileri iyi olan temsilciler olması gerekir. Bunlar yönetim ve taraftar arasında köprüyü kuracak kimseler olmalı. Taraftar, yönetim, camia her zaman iç içe olmalıdır. Federasyon bu koynu egzejere etmeden üstüne hassasiyetle gitmelidir. Bu bir süreçtir. Bazı uygulamalar yapılmaya başlanır, zamanla bu uygulamalar etkisini müspet olarak gösterirse, bizde gayet medeni bir toplum olarak oturup maç seyredebilir seviyeye geliriz.

- Son olarak Beşiktaş camiasının önemli isimlerinden birisiniz. Beşiktaş'ta bir kongre süreci var. Önümüzde daha zaman var ama, başkan adaylığı gibi bir düşünceniz var mı?

- Bakın benim bir tek arzum, bir tek emelim Beşiktaş'ın başına seçilen yönetime her şeyimle destek vermek. seçim sürecinde tüm desteğimi tabii ki vereceğim. Ancak benim 1 oyum var. Ben oyumu veririm, delegelerin tercihi ne olursa olsun, seçim sonrasında kim yönetim hakkını kazanmış olursa şu anki yönetimde de olduğu gibi, göreve gelen yönetimin başımın üstünde yeri var. Her Beşiktaşlı'nın yapması gereken de zaten budur. Bu bizim en önemli görevimizdir. Zaten Beşiktaşlıların hepsi böyle düşünse, Beşiktaş çok iyi yerlere gelecektir. Ben Süleyman Seba'ya karşı girdiğim seçimi kaybettiğim gün bir açıklama yaptım ve Başkan adayı olmayacağımı söyledim. Ben Kartal sözü verdim, Kanarya sözü değil. Sözümü tutmazsam o Kanarya sözü olmuş olur.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious