Demirel 8'inci kez geri döndü ve...

Demirel 8'inci kez geri döndü ve....11875
  • Giriş : 22.05.2009 / 14:03:00
  • Güncelleme : 22.05.2009 / 14:23:06

Kürt sorununun çözümünde 'tarihi fırsat'... Geçmişte Demirel çözüme takoz olmuştu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kürt sorununun çözümü açısından yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün bir süredir ısrarla dile getirdiği "tarihi fırsat" tartışılıyor.
Muhalefetin karşı çıkışlarına rağmen, devletin tepesinde var olan "asgari uyum" gerçekten önümüzde tarihi bir fırsat olarak duruyor. Bunu daha iyi anlamak için yakın tarihe bakmak gerekiyor. Çünkü Türkiye'yi yönetenler ilk kez Kürt sorununu çözme girişiminde bulunmuyor.
Son 25 yıllık çatışmalı yakın tarihimizde, siviller iki kez Kürt sorununu çözmek için ciddi denebilecek adım attı.
Birinci adımı rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal 1992'de atmıştı.
O yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanı Özal, HEP milletvekilleri Orhan Doğan, Mahmut Alınak ve Selim Sadak'la Köşk'te sürpriz bir görüşme yaptı.
Bu özel görüşme birkaç gün sonra "Özal'dan ateşkes çağrısı" başlığıyla Hürriyet gazetesinin manşetindeydi. Manşeti Özal'ın şu sözleri özetliyordu:
"Silahların bir müddet susması lazım. Silahlar durursa bazı adımlar atılabilir."
Bu açıklama PKK'ya "dolaylı ateşkes çağrısı" olarak yorumlandı.
Peki, sonra ne oldu?
Önce o günkü devletin tepesinde kimler olduğuna bakalım.
Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'ti.
Kurumlarda da hükümete yakın isimler vardı.
Bir anlamda Cumhurbaşkanı ile uyumlu olmayan bir devlet yönetimi söz konusuydu.
Özal'ın "dolaylı ateşkes çağrısı"ndan sonra olaylar hızlı gelişmeye başladı.
Önce HEP'lilerin sert demeçleri geldi, bir süre sonra da "provokasyon" olarak nitelenen HEP kongresindeki bayrak indirme olayı yaşandı.
Büyük bir gerilim söz konusuydu.
Dönemin Başbakanı Demirel, HEP'i kastederek şöyle diyordu:
"Kim PKK'ya arka çıkarsa kan dökülmesini destekliyor demektir."
Sonra gündem daha da sertleşti ve bugün bile henüz aydınlatılamayan faili meçhul cinayetler dönemi başladı.

'Devlet canilerle pazarlık yapmaz'
O günlerden tam 4 yıl sonra...
Tarih 1996... Bu kez Cumhurbaşkanı Özal rahmetli olmuş, yerine Demirel geçmişti. Başbakan ise Necmettin Erbakan'dı. Erbakan, Kürt meselesiyle ilgili basına "Arabulucu Modeli" olarak geçen bir süreç başlatmıştı.
Eyüp Demir'in bugünlerde piyasaya çıkan "Öteki Kürtler" isimli kitabında bu konu ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Erbakan başbakanlık koltuğuna oturduktan bir süre sonra sorunun çözümü için PKK ile dolaylı da olsa bir diyalog arayışına girdi.
27 Temmuz 1996 günü Başbakan Erbakan, Devlet Bakanı Fehim Adak, RP Milletvekili Fethullah Erbaş ve Yazar İsmail Nacar, Başbakanlık binasında yapılan "Kürt Zirvesi"nde bir araya geldiler.
Arabulucu kişi yazar İsmail Nacar'dı.
Nacar zirve sonrası birçok özel görüşme yaptı.
Daha bu görüşmeler sıcaklığını korurken, devletin başı Cumhurbaşkanı Demirel'in zehir zemberek açıklaması ortama bomba gibi düştü:
"Devlet canilerle pazarlık yapmaz..."
Bu açıklama onca hazırlığı ve yumuşama sürecini bitirmeye yetti.
DYP içindeki "şahinler" harekete geçti ve Erbakan geri adım atmak zorunda kaldı. Sonra da zaten 28 Şubat postmodern darbesiyle hükümet düşürüldü.
Kürt sorununa yönelik sivil girişimlerin akıbeti ne yazık ki böyle noktalandı...
Her iki girişimin karşısında da Demirel ismi vardı.
Şimdi bugüne dönelim.
Garip ama gerçek...
Tam da bugünlerde Demirel yine var. Hem de delegelerle oy pazarlığı yapacak kadar siyasetin içine girerek.
Acaba bir tesadüf mü?
Umarım tarih tekerrür etmez. Ama şunu da biliyoruz ki, o günden bu yana demokratikleşme açısından önemli adımlar atıldı ve Türkiye daha sağlam yere basıyor. Bunun devam etmesi için Cumhurbaşkanı Gül'ün ısrarla altını çizdiği "tarihi fırsat" kaçırılmamalı. Ve başta kanaat önderleri olmak üzere bütün sivil toplum örgütleri bir an önce devreye girmeli.

MAHMUT ÖVÜR/SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*