Demirtaş'tan flaş Musul çıkışı!

Demirtaş'tan flaş Musul çıkışı!.14395
  • Giriş : 19.10.2016 / 17:18:00
  • Güncelleme : 21.10.2016 / 15:28:53

Demirtaş, Musul'daki operasyonda Türkiye'nin de yer alması gerektiğini savundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


HDP Eş Genel Selahattin Demirtaş, ABD ve Irak Ordusu'nun başlattığı Musul operasyonuna ilişkin önemli değerlendirmede bulundu.

Demirtaş, Türkiye'nin Musul operasyonuna dahil olmaya çalıştığını belirterek Musul halkının huzuru ve güveni için Musul'da olunması gerektiğini açıkladı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye'nin Musul operasyonuna dahil olamaya çabaladığını belirterek, "Eğer Cumhurbaşkanı'nın niyeti, Kerkük ve Musul'u Türkiye sınırlarına dahil etmekse, bu bölgede yeni savaşların, dünya savaşına gidecek yolun taşlarını döşemekten başka bir şey değil. Türkiye, Musul'da olmalı ama gerçek Musul halkının Musul'da olması, huzur ve güvenin sağlanması için olmalı" dedi.

HDP Diyarbakır il binasında Milletvekili Feleknaz Uca, İmam Taşçıer, Sibel Yiğitalp ve Ziya Pir ile birlikte basın toplantısı düzenleyen HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, gündem ile ilgili açıklamalarda bulundu. Demirtaş, il ve ilçe eş başkanlarının da aralarında bulunduğu, 34'ü yönetici olmak üzere 62 kişiden oluşan partili arkadaşının 11 Ekim tarihinden beri, sorgusuz bir şekilde gözaltında tutulduğunu söyledi. O tarihten beri arkadaşlarının sorgulanmadan tutulmasını, "yasadışı ve hukuksuzluk" olarak değerlendiren HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "iktidarın bize sert tutumunu anlayışla karşılıyor, normal buluyoruz. Ama, bu işe yargının dahil edilmesini ve yargının partimize düşman hukukunu uygulamasını kabul etmiyoruz. Sayın Diyarbakır Valisi, Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet Müdürü'ne çağrı yapıyorum buradan; yaptığınız işlem hukuka aykırı, siyasete müdahaledir. Hukuk devleti olmanın gerekleri var. Sizden bunu bekliyoruz. Gözaltı yapan emniyet yetkilileri, bazı savcılar, bu gözaltı operasyonun, toplu yakalama operasyonun bir misilleme olduğunu açıkça ifade etmiş olmaları da açıkça vahim bir durumdur. Dicle ilçemizde AKP ilçe başkanı siyasi bir cinayetle katledilmesinin hemen ardından, HDP ve DBP'nin il ve ilçe başkanlarının, 'misilleme yapıyoruz sizi öldürmüyoruz ama sizi tutuklayacağız' diye gözaltına alınmaları bir hukuk devletine, evrensel hukuk çerçevesinde işleyen bir demokrasiye kesinlikle aykırıdır" dedi. Türkiye'nin iç barış, huzur ve güvene ihtiyacı olduğu bir dönemde, arkadaşlarının gözaltına alınmasının gerilimi tırmandıracağını savunan Demirtaş, şöyle konuştu:

"AVUKATLAR ANAYASA MAHKEMESİNE GİDİYOR"

"Türkiye'nin etrafı her geçen gün ateş çemberine dönerken, içeride gerilimi tırmandırmak, ancak akılsız devlet yöneticilerinin işi olabilir. Aklını yitirmiş devlet yöneticileri ancak bunu yapar. Türkiye toplumunun iç barışa, iç huzura, güvene, güvenliğe ihtiyacı var. Bunu gerçekleştirebilecek adımı atmak da hükümetin işidir, Devlet kamu görevlilerinin işidir. Ve herkese yardımcı olmak da muhalefet olarak bizim işimizdir. Fakat böyle uygulamalar yapılırsa, toplumda nasıl iç barışı sağlayacağız? Nasıl iç barışa doğru gidecek küçücük adımları bile atma imkanımız olacak. Bu çok önemli mesele ve durumdur. Artık HDP ve DBP'ye yönelik rehin almak, misileme yapma anlayışının yargı eliyle harekete geçirilmesinden vazgeçilmesi lazım. Türkiye'nin 3'üncü, Diyarbakır'ın 1'inci patisi değilmiş gibi davranamazlar. Eğer amacınız şiddeti bertaraf etmekse, onun yolu da bu değil, bu tam şiddeti körüklemekten başka bir şey değil. Rahatsız da olsanız sözümüzden buna saygı duymak zorundasınız. En rahatsız edici söz bile şiddetten iyidir diyorsak, siyaset yapan arkadaşlarımıza karşı bu politikaya son vermenizi bekliyoruz. Bu yaklaşımımızın ciddiyetle ele alınmasını bekliyoruz. Avukat arkadaşlarımız şu ana kadar gözaltı kararlarına 3 defa itirazı etti ama red edildi. Bugün veya yarın Anayasa Mahkemesi'ne götürecekler. Gözaltına alınanların artık derhal serbest bırakılması, yada savcılığa çıkarılması için Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılacak."

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Demirtaş, "Türkiye ısrarla neden Musul operasyonuna katılmak istiyor" şeklindeki soruyu, "Cumhurbaşkanı net bir şekilde açıklıyor. 'Misakı Milli antlaşmasına bakarsanız anlarsınız' diyor. Yani Musul'u ve Kerkük'ü Türkiye sınırlarına katmak. Misakı Milli antlaşmasında, en azından sınırlar bölümü budur. Eğer Cumhurbaşkanı'nın niyeti buysa, Musul'u ve Kerkük'ü başta olmak üzere Güney Kürdistan'ı, hatta Rojava Kürt Bölgesi'ni, Türkiye'nin resmi sınırları içerisine katma gibi bir emperyal amaç varsa, bu bölgede yeni savaşların, dünya savaşına gidecek yolun taşlarını döşemekten başka bir şey değil. Eğer Türkiye'nin Musul ile ilgili müdahalesi olacaksa ki olmalı, o da Musul'da biran önce huzurun sağlanması, Musul'a demografik müdahalenin önlenmesi. Musul'dan göç etmek zorunda kalmış, IŞİD saldırısı yada Saddam döneminde Saddam'ın müdahalesiyle göç etmek zorunda kalan gerçek Musul halkının Musul'a dönmesini sağlamak olmalı. Türkiye'nin görevi, işi bu olmalı. Bölgede huzur, istikrar için çalışmalı. Bunun için bir dış politikanın üretilirse, biz HDP olarak bu politikanın başarısı için çalışırız. Ama sınırları değiştirmek üzerine, işgal amaçlı yapılacak her türlü girişim zarar getirir. HDP olarak eleştirir, karşısında oluruz. Türkiye'nin Musul denkleminde olmamasının nedeni de Erdoğan'ın, AKP hükümetinin bu niyetidir. Bu niyeti bütün dünya okuyor ve Musul halkı da okuyor. Yani kimse Türkiye'nin Musul'a gelmesini istemiyor. Çünkü, niyet Misakı Milli'de belirtilen sınırlara ulaşmaksa, öyle bir işgal anlayışı, çılgınlıklara, daha büyük çatışmalara ve savaşlara yol açar" şeklinde yanıtladı.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Osmanlı'nın son döneminde yaşanan krizlere benzer kriz yaşandığını, büyük Abdulhamit hülyalarının görülmesi, Enver Paşa politikalarının, güncel politikalarının aktüele uyarlanarak hayata geçirilmesi, tam da o hevesi ifade edildiğini söyledi. Fakat Türkiye kendi iç barışını, demokrasisini güçlendirirse bu kritik dönemden başarılı çıkacağını söyleyen Demirtaş, "Öbür türlüsü gerçekten de sonu belirsiz maceralardır. Sonu belirsiz maceralar geçtiğimiz yüzyılda imparatorluklara, devletlere ağır faturalar çıkarttığını biliyoruz. AKP iktidarı şu anda at gözlüğü takmış bir dış politika anlayışıyla, Türkiye'yi uçuruma doğru götürdü. Uçurumun kenarında değil artık, uçurumdan yuvarlanıyor. Görünen o, Allah sonumuzu hayır etsin. Biz HDP olarak aklıselim hakim olsun diye bütün bu saldıra, hakaretlere, demeçlerimizi çarpıtmalara, basın üzerindeki ambargolara rağmen Türkiye toplumuna anlatmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye'nin bölgede Kürt halkıyla kuracağı stratejik ittifakın faydası çok büyük olacaktır. Bunun için Türkiye'deki 20 milyon Kürt yurttaşın hakkının, hukukun tanınması, iç barışın sağlanması, Güney Kürdistan'daki bütün partiler ve hükümetle doğru ilişkiler kurması, Rojava'da bütün partilerle doğru ilişkiler kurması çok önemlidir. Sünni, mezhepçi politikadan dönülmesi, Türkiye'deki Alevi yurttaşlarını eşit yurttaşlık talebinin kabul edilmesi, yeni anayasa değişikliğinde bunların dikkate alınması, Türkiye'yi felakete, uçuruma götürmüş olanların dönüşünün sağlanması açısından çok etkili değişiklikler olacaktır. Bunları yapabilecek bir akıl var mı Ankara'da? Yok maalesef yok. Ankara aklını yitirmiş durumda. Gerçekten Ankara'daki politikacılar, ya korkup sinmişler gerçeği konuşamıyorlar, yada bir kısmı at gözlüğü takarak, jöle sürerek, ortalıkta dolaşıyorlar, onlardan da politika çıkmıyor zaten" diye konuştu. Savcılara sürekli HDP vekillerini tutuklanması talimatları verildiğini bunun kolay olmadığını da söyleyen Demirtaş, başkanlık konusunda ise şöyle konuştu:

"ÜLKENİN BAŞKANA DEĞİL DEMOKRASİYE İHTİYACI VAR"

"Biz hep şunu söyledik. Modelin ismi önemli değil. Demokrasi olacak mı olmayacak mı? Yani bu modelde başkanlık, parlamenter, yarı başkanlık, Cumhurbaşkanlık sistemi vesaire. Bütün bu sistemlerde demokrasi olacak mı? Bütün bunlarda bir demokratik işleyiş olacak mı? Demokrasiden kastımız da şudur; Parlamento hükümeti veya devlet başkanını yeterince denetleyebilecek mi? Yargı, bağımsız güçlü bir şekilde hükümetin kararlarını yada başkanın kararlarını denetleyebilecek mi? Sivil toplum güçlü mü, güçlü ve bağımsız bir medya var mı? Bütün bunlar yoksa adı başkanlık da olsa, adı parlamenter sistem de olsa, adı diktatörlüktür. Fili başkanlık dedikleri günden bu yana, yani beyefendinin Cumhurbaşkanı seçildiği günden bu yana, bir diktatör ne yapıyorsa onu yapıyor. Eğer bunun adına başkanlık diyorlarsa, kusura bakmasınlar ismini başkanlık koydu diye biz değiştirecek değiliz ve her türlü dikta önergesine partimizi hayır oyu verecektir. Tartışacak bir durum yoktur. :izimle tartışmak istiyorlarsa, demokrasi içeren ve demokratik bir devlet yöntemini içeren bir teklifle gelsinler ki tartışalım. Onun dışındaki hiç bir teklifi tartışacak durumumuz yoktur. Parlamentoda tutumumuz hayırdır. Biz toplumu bir kişi, tek başına devleti ele geçirsin diye bu kadar mücadeleyi yürütmedik. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Alevisi, Sünnisi, Kürdü, Türkü, Hristiyanı ile toplumun tamamı eziliyor. Ülkenin başkana değil demokrasiye ihtiyacı var. Bir kişi etrafında onu putlaştırıp onun etrafında bir devlet, bir millet yaratma anlayışı geçen yüzyılda kaldı. Ben başkan seçileceğimi bilsem, bundan emin olsam, yine hayır oyu veririm. Böyle bir zihniyeti kabul etmiyoruz."

HÜRRİYET

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*