Deniz atıklarını sanatına katıyor

  • Giriş : 22.04.2007 / 00:00:00

Resim öğretmeni Hüseyin Abil çevreye dikkat çekmenin ilginç bir yolunu bulmuş

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Denizden topladığı atıkları biraraya getirip masklar yapıyor. “Atık Dalgalar” sergisi 17-28 Nisan tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi’nde sergileniyor.

Hüseyin Abil bir devlet lisesinde resim öğretmeni. Yaz tatillerinde deniz kıyısındaki kasabalara gidiyor. Ama güneşlenmek yerine çöp topluyor. Zira onun için yırtık bir ayakkabı, masklarına burun; boya fıçıları kulak olabiliyor. “Sahilde atık topladığımı görenler beni çöpçüyle karıştırmaya başladı. Torba torba atık topluyorum. Bazen plajda gördüğüm bir atık malzemeyi paketleyip kargoyla İstanbul’a yolladığım bile oluyor” diyor. Deniz kenarından topladığı atıkları biraraya getirip mask yapmaya 2003 yılında Fransa’nın güneyinde tatildeyken başlamış. Türkiye plajlarının atık malzeme açısından ne kadar “zengin” olduğunu fark edince de devam etmiş. “Ekolojik mesajı olan, çevre kirliliğine dikkat çeken bir çalışma yapmak istedim” diyor. Maskların dikkat çektiğine ise hiç şüphe yok... Zira Abil’in Fransız Kültür Merkezi’nde açtığı “Atık Dalgalar” sergisi ilk değil. Daha önce Fransa’da 3 mask sergisi açan Abil’in yeni eserleri de 5 Temmuz’da Paris’te görücüye çıkacak.

Abil’in atık malzemeler için favori adresleri şimdilik Şile, Ağva, Adalar, Bozcaada ve Patara Plajı... Ne topladığına gelince... Abil denizden en çok insanların plajda ızgara yaptıktan sonra attıkları ızgara teli, üstünde midye pişirdikleri midye tenekesi çıktığını söylüyor. Kayıkçıların boya yaptıktan sonra attıkları fırçalar, boya tenekeleri ve kapakları, kapı kolu, plaj şemsiyesinin parçaları, sprey boya kutuları, böcek ilaçları.... Karadeniz’den ise en çok oyuncak bebek bacağı ve enjektör çıkıyor. Abil parçaları topladıktan sonra bunları komik veya kızgın yüzler haline gelecek şekilde biraraya getiriyor. Maskelerin “Ruhumdaki Morluklar,” “Son Altın Arayıcısı,” “Ne var Ne Yok?” gibi isimleri var. Bunlara nasıl karar verdiğini sorunca “İsimleri karakterlerin kızgın, komik ya da sevimli olmasına göre koyuyorum. Genellikle isimler malzemeleri birbirine montajlarken ortaya çıkıyor. Maskelerdeki karakterler de suçlayıcı aslında. ’Biz denizi kirlettik, biz doğayı tahrip ettik’ gibi bakıyor hepsi. İnsanların bu maskelere bakarak biraz ürkmelerini istiyorum. ’Biz nasıl bu kadar şeyi denize atabiliyoruz?’ derlerse çok mutlu olacağım” diyor.

Pas doğanın sanatıdır
“Sergiyi gezenlerin tepkileri nasıl” diye sorunca Abil şunları anlatıyor: “Yabancılar ‘Nasıl bu kadar metal parça denizin içinden çıkabilir?’ diyorlar. Bazı insanlar maskelerim için ‘Çöp, pis bunlar...’ diyor. Ama bunlar, sokak aralarında bulduğum çöpler değil. Hepsi denize ait. Denizin yıkadığı, arındırdığı tertemiz malzemeler. Benim için bunlar eski, paslı, pis değil aksine altın değerinde tenekeler. Türkler genellikle paslı malzemelerle uğraşmama şaşırıp ‘Tetanoz aşısı oldunuz mu?’ diye soruyorlar. Tabii ki aşı olmadım. Malzemelerin montajını paslı tellerle yapıyorum ki doğallık bozulmasın.

Malzemelerimden memnunum. Bana göre pas, güneşin rüzgarın yaptığı bir sanat. Bu yüzden hiç boya da kullanmıyorum. Doğaya saygısızlık olmasın diye ne varsa aynen koyuyorum. Bu doğanın yaptığı bir sanat. Ben sadece yüze dönüştürüp espri katıyorum.”

Fransa sahillerini sevmiyorum, oradan bana malzeme çıkmıyor

Fransa sahillerinde çöp yok. Denizin getirdiği ağaç parçacıkları gibi sadece doğal atıklar var. Çok temiz ve korunmalı bir sahil. Bu yüzden oradan çok hoşlanmadım. Çünkü hiç malzeme çıkmıyor bana. Türkiye ise malzeme açısından o kadar zengin ki hiç zorlanmadım. Denizden çekyat, buzdolabı bile çıkıyor. Vapura binenler muhakkak pet şişe atıyorlar. Türk insanında henüz gelişmemiş olan bu çevre bilincini oluşturmak için böyle bir sergi açtım.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious