Deniz Baykal Ergenekon'u değerlendirdi

Deniz Baykal Ergenekon'u değerlendirdi.13188
  • Giriş : 13.01.2009 / 16:00:00

Baykal düzenlenen son Ergegenekon operasyonlarını partisinin grup toplantısında değerlendirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Partisinin gurp toplantısında konuşan Deniz Baykal, ''Ergenekon'' soruşturmasını eleştirerek, geçen hafta yaşanan gözaltılarının, bu konunun gerçek niteliğinin daha iyi anlaşılmasına, iç yüzünün doğru teşhis edilmesine yardımcı olduğunu söyledi.

''Ergenekon'' soruşturması konusunda yepyeni bir aşamaya gelindiğinin açıkça görüldüğünü belirten Baykal, toplumun en kritik noktalarında görev yapan kişilerinin gözaltına alınmasının toplumu derinden sarstığını öne sürdü.

Bu kişilerin görev yaptıkları dönemlerde haklarında herhangi bir iddianın ortaya atılmadığını, herhangi bir tahkikatın bulunmadığını ifade eden Baykal, ''Bu saygıdeğer insanlar acaba niçin birden bire gözaltına alınıyorlar? Bunlar ne yaptılar? Suçları nedir?'' sorularının akıllara geldiğini ve derin kaygılara neden olduğunu kaydetti.

''CİDDİ BİR FRENLE DURDURULDU''

Geçen hafta çarşamba günü gözaltıların gerçekleştiğini anımsatan Baykal, Perşembe günü ise Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve Bakanlar arasında çeşitli görüşmeler gerçekleştiğini belirtti. Baykal, Genelkurmay Başkanlığının, ''Son olayları değerlendiren görüşmeler'' olduğu yönünde açıklama yaptığını da hatırlatarak, ''Yani bu temasların o olaylarla ilgili olduğu resmen ifade edildi. Ama onun ötesinde bir açıklama yapılmadı. Memnuniyetle gördük ki bir muhtıra verilmedi, bir önemli kriz nedeni haline dönüştürülmedi'' diye konuştu.

Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''3 gün sonra bu gözaltına alınan generallerin tahliye edildiğini, serbest bırakıldığına tanık olduk. YÖK başkanı serbest bırakıldı. Başsavcının evinde yapılan inceleme sonuçlandırıldı ve Ergenekon davasıyla ilgili olarak birden bire olayı yeni bir aşamaya taşıma kararının ciddi bir frenle durdurulduğuna tanık olduk''

Ergenekon davasının hukuki değil, siyasi bir dava olduğunu ileri süren Baykal, savcıların, ''Bir hukuk ihlalini ortaya koymak amacıyla kendi inisiyatifleriyle hareket etmediklerini'' iddia etti. Baykal, ''Siyasi talimatla, siyasi yönlendirmeyle bu doğrultuda emniyet güçlerinin ve savcıların harekete geçmesi talep edilmiştir. Bu talimatlar kamuoyunun bilgisi içindedir. Bu talimatı verenler arasında bizzat Başbakan vardır, şimdi ki Cumhurbaşkanı Dışişleri Bakanı olarak o talimatı daha o zamanlar vermiştir'' dedi.

Ortaya çıkan tablonun ciddi olarak irdelenmesi gerektiğini dile getiren Baykal, önemli mevkilerdeki kişilerin gözaltına alınmasının söz konusu olması için sağlam delillerin ve ciddi hukuki dayanakların bulunmasının zorunlu olduğunu vurguladı. Baykal, şunları kaydetti:

''Eğer bu gözaltılar uygulanırken elde böyle sağlam kanıtlar, deliller var ise 3 gün içinde daha hakimin önüne dahi götürmeden, bu insanlar niçin serbest bırakılmıştır. Bunların serbest bırakılmasından mutluluk duyuyorum, bu ayrı bir konu. Gözaltına alma kararını alan, serbest bırakma kararını alıyor, arada değişen sadece 3 gün var. Ne oldu o 3 günde? O 3 gün neyi değiştirdi. Bunun aydınlığa kavuşturulması, bu davanın niteliğinin ortaya çıkması açısından çok önemlidir.''

DENİZ FENERİ SANIKLARINA NEDEN GÜCÜN YETMİYOR?

Bu sadece o olayla ilgili sonuçlar doğuran sonuçlar ortaya koymuyor. Bu davanın hukuk ötesi anlayışlarla yürütülmekte olduğunu, fırsat bulunduğu zaman yürütüldüğünü, fırsat bulunamadığı zaman yürütülemediğini gördük. Benim gözümde bu dava o yaşananlar olayla inandırıcılığını bir kez daha kaybetmiştir. RTÜK Başkanı hesabını versin. Fener davası sanıkları hesabın veriversin. Ne oldu o dosya? Hala dosya Almanya'dan gelemedi. Önüne geleni tutukluyorsun, gücün hiç olmasa üç günlüğüne MGK Genel Sekteri'ne geçiyor, Türkiye'deki Deniz Feneri sanıklarına neden gücün yetmiyor.

YARSAV'IN ÖNEMLİ TESPİTLERİ VAR

Bu davanın iç yüzü görülüyor. Çok açık çok net. Siyasi bir davadır. Bu dava ile ilgili son zamanlarca ciddi açıklamalar yapıldı. Eskiden sadece biz konuşuyorduk. Şimdi ciddi hukuk çevreleride düşüncelerini söylemeye başladılar. Türkiye'deki bütün barolar bir araya gelip çok önemli değerlendirmeler yaptı. YARSAV önemli hukuki tespitler yaptı. bunlar fevkalade önemlidir. Olay artık hukukçularında gündemine gelmiştir.

DALGA DALGA HUKUK OLMAZ

İddianame tam bir karmaşadır. 2500 sayfalık iddianame olur mu? İnsanlar uzun bir süredir tutuklu tutuluyor. İkinci iddianame ortada yok. Gözaltılar bir cezalandırma olarak kullanılıyor. Dalga dalga hukuk, yargılama olmaz.

İbrahim Şahin ile Sabih Kanadoğlu nasıl aynı örgütte olabilir. O silahlar kimin silahları. O silahları oraya kim koydu. Sabih Kanadoğlu'nun o silahlarla ne ilgisi var.

Geride bıraktığımız dönemde, Başbakan'In partisinin genel başkanı Susurluk için "gulu gulu dansı" derken biz arkadaşlarımızla Susurluk'a karşı en ciddi mücadeleyi veriyorduk.

O SİLAHLARLA KANADOĞLU'NUN NE ALAKASI VAR

CHP'nin tavrı bu bakımdan çok açık. Birisi 6 yıldan mahkum olmuş. Şimdi bazı şeyleri çıkmış. Oradan silah çıkıyor. Bu memlektin aydınlarının dürüst insanlarının bu olayla ne alakası var.? İnsanlar birbirlerini görmemiş sen onları ilişkilendiriyorsun...

Eğer senin amacın suç örgütleri mücadele etmekse adam gibi yap o mücadeleyi. Zaten o mücadeleyi geçmişte adam gibi yapmamıştınız. Şimdi de yapmanız zor görünüyor. Başbakan da bu konuya bir kez daha müdahil oldu. Geride bıraktığımız bu haftada Başbakan bu konuya birkez daha sahiplendi.

"CHP'Yİ SUÇLAMAK BAŞABAKAN'IN BOYUNU AŞAR"

Diyor ki "muhalefet ve medya panik içinde." Eğer gerçekten vatandaşlar panik içindeyse senin bununla iftihar etmen değil bundan kaygı duyman gerekir. Demek ki sen bir korku ortamı yaratmışsınız. Panik içinde derken, bunlar suçludur. Bunlar da işin içindedir. Falan filan... Biz bu işi çok iyi biliyoruz. CHP bu ülkede, gerçek bir demokrasi ve gerçek bir hukuk devleti için en içten mücadeleyi vermiş partisidir. Hiçbir CHP'linin Türkiye'de çetelerle mücadeleden şikayetçisi mümkün değildir. Bizi etkileyecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Büyük söz söylemek istemiyorum ama CHP ile uğraşmamasını tavsiye ediyorum. CHP'nin nerede olduğu bellidir. CHP'yi suçlamak Başbakan'ın boyunu aşar. Bu tablo karşısında Başabakan'ın gücü yetse, hukuk mukuk dinlemeden herkezi gözaltına alacağından kuşku duymuyorum. CHP ne yaptığını biliyor. Ben Başbakanın gücü yetse CHP'ye bulaşacağından eminim. Eğer CHP'ye bulaşamıyorsa bu gücünün yetmeyeceğini bildiğindendir.

Biz haklsızlıklara karşı vatandaşın hukukunu koruyoruz. Başbakan bugün demiş ki, "Bırakın hakimler görevini yapsın" yargıya talimat vermek suçtur. Yargıya yön vermek muhalefet partilerin değil iktidarların elindedir. Biz yargıyı da eleştiririz. Kararları da kendi gücümüz yettiğince eleştiririz. Yargıya baskı yapmak şantaj yapmak olmaz.

Ayrıntılar gelecek...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*