Deniz Baykal referandum sandığı fikrini beğenmedi

Deniz Baykal referandum sandığı fikrini beğenmedi.11273
  • Giriş : 20.03.2008 / 14:51:00

Baykal, parti kapatmaları zorlaştıracak Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi fikrini eleştirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP'nin gündeminde bulunan parti kapatmaları zorlaştıracak Anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesine yönelik açıklamaları eleştirdi. Baykal, böyle bir anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesinin, "dolaylı yoldan laikliği referanduma götürmek" anlamı taşıyacağını belirtti.

Laikliğin, "Cumhuriyet, ulusal bütünlük, demokrasi ve hukuk devletinin" temeli olduğunu belirten Baykal, laikliğin dolaylı yoldan referanduma sunulmak istenmesi halinde, "Türkiye'nin başka bir Türkiye" olacağını söyledi.

CHP Lideri Deniz Baykal, CNN Türk'te AKP hakkında açılan kapatma davasının ardından yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gelinen noktada AKP'li yöneticilerin "bu iddianame hukuki bir belgedir, ciddi bir belgedir, ortaya atılan iddialar dayanaklar önemlidir, yadsınamaz, yok sayılamaz. Bundan bir şey çıkmaz demek mümkün değildir" deme noktasına geldiğini belirten Baykal, "Financial Times'dan Refah Partisi'nin eski milletvekillerine kadar herkes bu iddianamenin çok ciddi olduğunu söylüyor. Daha önceki kapatılmış olan üç parti için söz konusu olan durumdan çok daha ciddi bir durumun bulunduğu anlaşılıyor" diye konuştu. AKP'nin davanın ciddiyetini anlamaya başladığını ve bir telaş içine girdiğini ifade eden Baykal, "Bunlarla ilgili haklı suçlama var. 'Anayasa'yı ihlal ediyorsunuz' diyorlar. Anayasa'nın en ihlal edilmemesi gereken, Türkiye rejiminin ana direği olan, dini istismar etmeyelim. İslamiyet'te din istismar edildiği zaman siyaset çığırından çıkar" dedi.

-GÖZÜ KARA ŞEKİLDE GÖTÜRÜYORLAR-

Baykal'ın, değerlendirmeleri şöyle: "Bu devleti kuranlar, Avrupa'nın yaşadığı sancıları bu ülke yaşamasın diye 'bunun değişikliğini teklif dahi edemezsiniz' demişler. Şimdi gelinen noktada artık iş çığırından çıktı. Gözü kara bir şekilde götürülüyor. Dindar bir Cumhurbaşkanı seçeceğiz diye AKP'nin yetkilileri demeç verdiler. Böyle bir anlayışla yapılan seçimlerin çağdaş demokratik bir seçim olduğu düşünülebilir mi? Şimdi bütün bunlar yaşandı. Bunlar açık Anayasa ihlalleridir. Şimdi geldiler dediler ki, 'parti kapatmaya yönelik bir hukuk süreci başlamış, okurum ben o hukuk sisteminin içine, böyle şey mi olur muş? Kim bunu yapıyor? Benzetirim onları havasında, bir külhanbeyi tavrı içinde hukuk sistemini demokrasiyi bir yana atılarak bir hazırlık götürülüyor. Bu vahim bir olaydır. Bunun götürülmesi 'ortaya atılan iddialar haklıdır' demektir. O iddianamede söz konusu olan tespitler 'yerindedir' demektir. 'Biz bir Anayasa ihlali içindeyiz ama Anayasayı değiştirerek o ihlali ihlal olmaktan, hesabının bize sorulmasını engelleyeceğiz' demektir. Bu çıkış yolu değil, Türkiye'de çok ciddi sorun yaratır. Eğer bu noktaya gelinirse Türkiye'de ilk kez bir iktidarla ilgili meşrutiyet tartışması yaşanacak demektir."

-LAİKLİK MİLLETE OYLATILMAYA ÇALIŞILIYOR-

Deniz Baykal, laikliğin Anayasaya referandumla girmediğini hatırlatırken, gelinen noktada laikliğin dolaylı olarak referanduma götürülmeye çalışıldığını öne sürdü. Baykal şunları söyledi: "Laiklik bizim için Cumhuriyetin, ulusal bütünlüğün, demokrasinin ve hukuk devletinin temeli. Biz bunu gözetmek zorundayız. Birileri çıkıp dolaylı yoldan laikliği referanduma sunup reddettirir ise ki bu o sonucu doğurur. Çünkü laiklikle ilgili bir ithama maruz kalmışsınız ve o ithamın yerine getirilmesini engellemiş bulunuyorsunuz. Demiş oluyorsunuz ki 'laiklik ihlal edilebilir'. 'Bir siyasi parti tarafından laikliğin ihlal edilmesi anayasal suç sayılmaz' dedirtmeye çalışıyorsunuz. Millete onu dedirttiğiniz zaman artık laiklik ihlal edildiği zaman hesabı sorulmaz bir olay haline gelir. Bu geldiğimiz noktada bunlar hiç kuşku yok ki, laikliği açıkça söylemeden 2005, 23 Nisan'ında söylediler. Meclis Başkanı Arınç söyledi. O zaman bu tartışma açılmıştı. Şimdi 'açıktan laiklik tartışması yapıyor gözükmeyelim, hatta gerektiği zaman laiklik diye biz de nutuk atalım. Ama fiilen onu etkisiz kılacak, işletmeyecek her türlü eğitim çalışmasını, kültürel yaygınlaştırmayı, toplumu o istikamete çekecek her türlü olanağı iç dış ilişkileri ona göre kullanalım, Türkiye'yi çağdaş bir devlet olmaktan çıkaralım. Şimdi bu aşamada ılımlı bir din devleti olmaya doğru yönlendirelim' hesabı götürülüyor. Bu bizim çok temel değerleri sıkıntıya sokacak bir süreçtir. Buna izin verilmesi ya da bunun zorlanması dayatılması halinde Türkiye başka bir Türkiye olacaktır."

-DAVA SÜRERKEN DEĞİŞİKLİK DOĞRU DEĞİL-

CHP lideri Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin gündeme getirdiği parti kapatmaları zorlaştıracak Anayasa Değişikliği yapılmasına da karşı çıktı. Bu tartışmanın, kapatma davası olmadan gündeme gelmesi durumunda tartışılabileceğini söyleyen Baykal, şunları söyledi: "Şimdi önümüzde yürüyen bir dava var. Bu davayı yönlendirmek amacıyla bir değişiklik yapılması hukuk devleti anlayışı ile bağdaşmaz. Yargı, yasama ve yürütme organları arasında korumak zorunda olduğumuz mesafeyi ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimdir. Çünkü ortada bir tek olay var. Kapatma davası ile ilgili bir dava açılmış durumda. Bu açılmadan önce bu konuşulmuş olsaydı elbette ele alınabilirdi. Buradaki olay, özel bir olayı etkilemek için Anayasa Değişikliği yapıyoruz demektir. Bu doğru değil, şık değil. Eğer bir dava söz konusu olmadan gündeme gelseydi konuşulurdu.

-YÜZDE 47 TEPKİSİ-

Deniz Baykal'a Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "milli irade hedef alındı" şeklindeki sözleri de hatırlatıldı. Başbakan Erdoğan'ı eleştiren Baykal, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: "Başbakanın milli irade sözü çok yanlış. Hem hukuk hem de siyaset bilimi açısından çok yanlış. Milli irade çoğunluk iradesine indirgenemez. Türkiye'de oy verenler, 'yarın sen iktidara gel, geldikten sonra da Anayasayı ihlal et' diye mi oy verdiler. Oy verirken herkesin bin türlü sebebi var. Bunu sizin dini siyasette istismar etme gerekçesi diye kullanmaya hakkınız yok. Cezalandırılan vatandaş değil, vatandaşın iyi niyetle size verdiği siyasi destek değil. Sis o siyasi krediyi yanlış kullanıyorsunuz. Siz o siyasi desteği Anayasa suçu işleyerek, dini siyasete alet ederek kullanıyorsunuz. 'Bizim dini siyasete alet etmemizi vatandaş uygun gördü diyemezsiniz. Siz hesabınızı kendiniz vereceksiniz." Baykal, parti kapatmalara ilişkin herhangi bir düzenleme yapılması durumunda Anayasa Mahkemesi'ne başvurabileceklerini de ifade etti. Dava sonunda AKP'nin kapatılması ve Cumhurbaşkanı ve Başbakana siyaset yasağı getirilmesi durumunda ne öngördüğünün sorulması üzerine Baykal şu değerlendirmeyi yaptı: "Cumhurbaşkanı 'Ben zaten siyaseten yasaklıyım' dedi. Cumhurbaşkanı olarak siyaset yapma imkanı yok. Bu alınacak olan karar Cumhurbaşkanının görevini etik açıdan etkiler. Hukuki bir zorunluluğun ortaya çıkacağını ben zannetmiyorum. Bunu hazmetmesi halinde görevine devam edebilir. Böyle de olsa Başbakan için daha somut bir engelleme ortaya çıkacak. Çok üzüntü verici bir durum. Keşke bu olmasa. Bir ülkede istikrarı kim gerçekleştirecek. Yüzde 47'yi alan bir iktidar istikrarı gerçekleştiremeyecekse kim gerçekleştirecek."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious