Deniz Baykal yine türban labirentinde

Deniz Baykal yine türban labirentinde.13598
  • Giriş : 29.11.2008 / 00:30:00
  • Güncelleme : 28.11.2008 / 23:59:31

CHP lideri Deniz Baykal, başörtüyle ilgili hem hukuk düzeni hem de laiklik vurgusu yaptı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Türkiye'de yeni bir terör tablosunun şekillendiğini belirterek, ''Yeni terör tablosu, ekonomik krize bağlı olarak ortaya çıkacak işsizlikle, yoksullaşmayla, umutsuzluğun yaygınlaşmasıyla çok tehlikeli bir etkileşim sergileyebilir'' değerlendirmesinde bulundu.

Habertürk Ana Haber Bülteninde soruları yanıtlayan Baykal, CHP'ye türbanlı ve çarşaflı kadınların katılımıyla ilgili açılımda halkın nabzını değerlendirmesinin istenmesi üzerine, ''Böyle büyük bir tartışmayı haklı çıkaracak bir durum olduğunu zannetmiyorum. Bunu bir açılım olarak düşünmedik. Bu spontane bir olay, kendiliğinden gelişen bir olay'' dedi.

Partiye muhafazakar bir ortamdan gelenlerin, daha önce AK Parti'ye destek veren bazı örtülü kadınların CHP'ye katılmak istediğini belirttiklerini, bunu memnuniyetle karşıladığını ifade eden Baykal, ''O törende de genellikle yaşmaklı, yazmalı, geleneksel biçimde örtünmüş kadınların çoğunlukta olduğu 8 bin kadar kişi vardı. Onların bir kısmına rozet taktık. Onların içinde de 4 tane çarşaflı vardı. Bir kimsenin çarşaf giymiş olması, onun siyasi tercih ifade etme özgürlüğünü ortadan kaldırmaz'' diye konuştu.

Baykal, insanın kıyafeti ile siyasetin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini belirterek, ''İnsanları kıyafetine göre etiketlememeliyiz. Onların siyaseti konusunda kıyafetinden yola çıkarak bir damga vurmamalıyız'' görüşünü dile getirdi.

-''ÖNEMLİ OLAN KIYAFET DEĞİL''

Baykal, ''Türbanın siyasi simge olup olmadığı'' yönündeki bir soru üzerine şunları kaydetti:

''Kıyafetle siyaset arasında mutlaka yüzde yüz birebir bir bağlılık varsayımı artık geçerli değildir. Önemli olan kıyafet değil, insan... Belli bir örtünme biçimini benimseyen herkes mutlaka belli bir siyasete angaje midir? Genellikle biz böyle kabul ediyoruz, toplum genellikle böyle anlıyor, bizim de böyle anladığımızı düşünüyor. Biz böyle bakmıyoruz. Başörtülü birisi, türbanın ifade ettiğini zannettiği siyasetin dışında yer alabilir. CHP'ye oy veren türbanlılar vardır. Bizim partililerimizin eşleri arasında türbanlılar vardır. Bu çok doğaldır. Bunda bir mesele yoktur.''

''Örtünmeyi belli bir siyasi kararlılıkla belli biçimde kullanan insanlar yok mu? vardır'' diyen Baykal, şartlanmışlıklardan çıkmanın önemli olduğunu söyledi. Baykal, ''Yani olayı bir kıyafet gibi anlamamak lazım. Laiklik kıyafete indirgenemez. Laiklik başka bir şeydir. Yani bazıları bir siyasi simge olarak, bir siyasi mesaj aracı olarak kullanıyor, ama bazılarımız da kıyafete bir siyasi mesaj diye bakıyor'' dedi.

CHP'ye katılan 4 kadının samimiyetle CHP'ye girdiğini, oylarını CHP'ye vereceklerine işaret eden Baykal, ''O insanlar daha önce AKP'liydi. AKP'den samimiyetle şikayetçi oldular. Onun din istismarı yaptığını gördüler. Onun vaatlerinin tutmadığını gördüler. 'Biz CHP'ye gireriz onlara destek oluruz, sizinle onlar üzerinden hesaplaşırız' dediler. Buna saygı göstermek hepimizin görevi'' diye konuştu.

-''İNSANİ DOĞAL BİR DAVRANIŞ''-

''Bu tartışmanın bu kadar yaygınlaşmasından demek ki biz çok hassas noktaya dokunmuşuz'' değerlendirmesinde bulunan Baykal, böyle bir çaba içinde olmadıklarını, insani doğal bir davranışı sergilediklerini ifade etti.

Parti Genel Merkezi'ne türbanlı kadınların girmesi konusunda bir sıkıntı yaşayıp yaşamayacaklarının sorulması üzerine de Baykal, ''Bir provokasyonun parçası olmamak kaydıyla, samimiyetle, inanarak toplantılarımızı izlemek için girebilirler'' dedi.

Baykal, TBMM'deki grup toplantılarına da pek çok türbanlının girdiğini, buna bir engelin bulunmadığını vurgulayarak ''Toplumda, sokakta ne varsa, kahvede, tarlada, ne varsa CHP'nin toplantılarında da bu olabilir. Bunda bir sakınca yok. Biz insana bakıyoruz. Biz insanı kılık kıyafeti ile tarif etmiyoruz'' şeklinde konuştu.

''Türkiye'de laiklik konusuna ciddi bir tehdidin bulunduğuna kimsenin kuşkusu yok'' diyen Baykal, bu konudaki anlayışlarında değişen bir durumun olmadığını dile getirdi.

-TÜRBANLI ÖĞRENCİLER-

''Zaman zaman kavgaya dönüşen konunun başlangıcının üniversitelerde türbanlı öğrencilerin okuma hakkının olup olmaması. Bu çerçeveden bakarsak bir kılık kıyafet sorunu söz konusu. yaklaşımınız nedir?'' sorusuna Baykal, ''Bizi çok iyi anlayın. Biz Türkiye'nin hukuk sistemine, anayasal düzenine saygı gösteriyoruz. Biz Türkiye'deki sorunların hukuk düzenimizden, anayasal düzenimizden laik bir devlet oluşundan kaynaklanmadığını düşünüyoruz. Türkiye'nin laik bir devlet kimliğini korumasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz'' karşılığını verdi.

Baykal şunları kaydetti:

''Bazılarının sorunu bizim devlet düzenimizin laiklik ilkesiyle. Biz onlar gibi bakmıyoruz. O bakımdan laikliği tehdit etmeye yönelik hukuk düzenimizin dışındaki arayışlara destek vermemizi kimse beklemesin. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey aklımızın kenarından bile geçmedi. Bugün yeni getirilen bazı özgürlük taleplerinin çözümü anayasanın laiklik ilkesinin ortadan kaldırarak değil bu ilkeyi güven verici bir biçemde yaşama geçirerek, Türkiye'nin laiklikle artık bir probleminin olmadığını göstererek sağlanacağına inanıyoruz.''

Laiklik sorununun kadın değil bir erkek mücadelesinin sonucu ortaya çıktığını anlatan Baykal, ''Erkeklerin kadınların üzerindeki baskısının ve onları kullanma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Erkekler ellerini kadının üzerinden çekseler, kadını rahat bıraksalar çok daha farklı bir ortamın ortaya çıkacağı...'' görüşünü belirtti.

-''TERÖR VE EKONOMİK KRİZ BİRBİRİNİ BESLİYOR''

Deniz Baykal, ''terör ve ekonomik krizin birbirini beslediğinin'' altını çizerek, Türkiye'de yeni bir terör tablosunun şekillendiğini anlattı.

Baykal, ''Yeni terör tablosu, ekonomik krize bağlı olarak ortaya çıkacak işsizlikle, yoksullaşmayla, umutsuzluğun yaygınlaşmasıyla çok tehlikeli bir etkileşim sergileyebilirler. Bu olağanüstü önemli. Terörün daha önce gizli tuzaklar kurarak, bombalar patlatıp, büyük kentlerde ve kırsal alanda güvenlik güçlerine ya da sivillere zarar veriyordu, artık bu aşama geride kaldı'' dedi.

''Terörün, artık tehlikeli bir biçimde belli bir coğrafyayı tutma, burada bir hegemonya tesis etme ve ''burada bizim sözümüz geçer'' anlayışını uygulamaya yöneldiğini kaydeden Baykal, şöyle devam etti:

''Yeni bir olaydır bu... 'Kepenkler kapanacak diyor' kapatıyor. Kısa bir süre içinde duruma hakim oluyor. Ve dükkanları kapatıyor. 'Sokaklara kimse çıkmayacak' diyor kimse çıkmıyor. Sadece çocuklar kalıyor. Sokaklarda lastikler yakılıyor. 'Başbakan gelmesin' diyor, gelince büyük olaylar yaratıyor. Devlet oraya olağanüstü güvenlik gücüyle gitmek zorunda kalıyor. Yavaş yavaş bir coğrafyada, bir yörede 'benim sözüm geçer' iddiasını alenileştirmeye başlıyor.''

Baykal, Ardahan'da bugün yaşanan olayları ''terörün toplumsal çatışma ortamına dönmeye başlaması'' olarak değerlendirirken, ''Bunun altında iktidarın terör konusundaki kafa karışıklığı, etkisizliği, teslimiyetçiliği ve pazarlıkçılığı yatıyor. Bugüne kadar bu politika Türkiye'yi bu duruma getirmiştir. Vahim bir manzaradır'' iddiasında bulundu.

-''DTP, PKK MÜCADELESİNİN BİR PARÇASI HALİNE GELDİ''

Baykal, bir başka soru üzerine de DTP'nin PKK mücadelesinin bir parçası haline geldiğini, bundan kendini ayıramadığını ifade ederek, bu partinin beklenen ayrımı ortaya koyamadığını söyledi.

Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın İmralı'daki durumuyla ilgili Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in ''müzakereye oturduğunu'' savunan Baykal, şunları kaydetti:

''Sen devlet olarak, koca bir hukuk düzeni olarak yapman gerekeni, kendi başına kararlaştırdığın doğruyu, hukuka göre, Anayasaya göre, dünya gerçeğine göre doğruyu uygulamıyorsun. Pazarlığa başlıyorsun. 'Sen bana yardımcı ol PKK'yı yönlendir' diyorsun. Yani PKK'yı Öcalan'ın yönlendirdiğini kabul ediyorsun. 'PKK'yı yönlendirme karşılığında ona kolaylıklar sergileyeceğini' ifade ediyorsun. Bunların terörü ortadan kaldıracağını zannediyorlar. Tam tersine bu teröre başarıya ulaşacağı umudu vermektir.

Şimdi daha yeni hedefler ortaya çıkacak. O hedeflere yönelik şiddetlerle karşılaşacağız ilerde. Sadece 'tecride son' kampanyasının değil, onun ötesinde yarın af çıkacak. Anayasa değişiklikleri çıkacak.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*