Denizler can çekişiyor, Gökova ölüyor

  • Giriş : 17.08.2006 / 00:00:00

Araştırma gemisinde kurulan laboratuarda yapılan bilimsel araştırmaların tamamlanan ilk bölümünde ortaya çıkan bulgular, bilim adamlarını şaşırttı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İstanbul Üniversitesi tarafından Ege Denizi ve Akdeniz’de başlatılan bilimsel araştırmalar, denizlerin büyük bir bölümünün karadan ve denizden kaynaklanan geniş bir kirlilikle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Öztürk başkanlığında 12 bilim adamının bulunduğu heyet, 10 Ağustos'ta deniz kirliliği, kirliliğe neden olan etkenler ve denizlerimizin geleceğine ilişkin bilimsel çalışma başlattı.

Çanakkale’den başlatılan ve bugüne kadar Güllük ve Gökova körfezleri başta olmak üzere 19 ayrı noktada yapılan çalışmalarda denizlerimizde meydana gelen kirliliğin nedenleri, boyutları, canlılar üzerindeki etkileri araştırıldı.

Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizin karasularında ilk kez bu kadar detaylı bilimsel araştırma yapıldığını belirten Prof. Dr. Öztürk, denizlerdeki bilimsel araştırmalara, marinalarda bağlı olan bir yatın değeri kadar bütçe ayrılmadığını dile getirdi.

YÜZEY VE DİP KİRLİLİĞİ

Denizlerdeki yüzeysel kirlilik ve dip kirliliğinin inanılmaz boyutlarda olduğunu belirten Prof. Dr. Bayram Öztürk, bir ay sürecek çalışmaların ardından bilimsel raporları ve laboratuar sonuçlarını ilgili bakanlıklara sunarak, acil önlem alınmasını isteyeceklerini söyledi.

İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'na bağlı ‘Yunus’ adlı araştırma gemisiyle yaklaşık 2 bin 500 mil yol katedilerek yapılan araştırmaların Bodrum- Orak Adası- Çökertme- Ören, Karacasöğüt ve Sedir Adası'nı kapsayan Gökova bölümünde fliplankton ve koliform için su ve zooplankton örnekleri alındı.

Bölgenin dip yapısı ve canlıların yaşamlarını sürdürebilirlik oranları incelendi, ağır metal analizi için çamur örnekleri alındı, kıyılardaki balık çiftlikleri ile kafeslerin oluşturduğu dip ve konutların oluşturduğu kıyı tahribatı incelendi.

DİP ÇAMURLARI PİS KOKUYOR

Bilim adamları, gemide oluşturulup, teknolojik cihazlarla donatılan laboratuarda kimyasal ve biyolojik analizleri yapmaya ve sonuçlarını almaya başladı.

Gelecekte alınacak önlemlerin saptanacağı bilimsel araştırma ve incelemelerin ilk bölümünde ortaya çıkan sonuçlar, denizlerimizdeki kirliliğin ne derece büyük olduğunu gözler önüne serdi. En temiz bölgelerden biri olarak bilinen Gökova Körfezi'nde 50 metre derinlikten alınan dip çamuru numunesinin gemiye çıkarılması ile ortaya yayılan pis koku ve çamurun görüntüsü bilim adamlarını ve araştırmacıları şaşkına çevirdi.

TERÖRİST YOSUN SAHNEDE

Çamurun gerek pis kokusu gerekse niteliği açısından İzmir Körfezi'ni aratmadığını belirten İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Deniz Bilimleri Ana Bilim Dalı öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Topaloğlu, “En temiz yerlerden biri olarak bildiğimiz Gökova Körfezi'nin ortasından aldığımız numune dip materyalinin artık balçığa dönüştüğü gibi tek bir deniz kabuklusu ve mikroorganizma yaşama şansı bulamamış ve ölmüş” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Topaloğlu, “Bununla birlikte Kızıldeniz’den giren terörist yosun dediğimiz ‘Caulerpa Racemosa’ da buralara kadar gelmiş ve hızla yayılmaya başlamış. Yaptığımız dip araştırmalarında aşırı kirlenmeler nedeniyle oksijen miktarının zeminde yaşamlarını sürdüren canlılar açısından neredeyse yok denilecek kadar azaldığı ortaya çıkması deniz kirliliğine yönelik tehdidin boyutlarını ortaya koydu” diye ekledi.

BALIK ÇİFTLİKLERİNİN OLUMSUZ ROLÜ

Son 30 yılda Ege ve Akdeniz kıyılarında aşırı yapılaşma görüldüğünü, buna karşılık arıtma tesisleri ve altyapıların tamamlanmadığını anlatan İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, bir de gerekli fizibilite ve bilimsel araştırmalar yapılmadan gelişi güzel, kıyaların on metre yakınına kadar dahi kurulan balık çiftliklerinin denizlerimizde kirliliğin boyutlarını felakete varan seviyeye taşıdığını söyledi.

YAZLIKLAR VE SİNTİNE

Prof. Dr. Öztürk, gözledikleri ve saptadıkları kirlilikle ilgili şu bilgileri verdi:

“Ege ve Akdeniz kıyılarında ikinci konut, belde, kent, tatil sitesi ve turistik tesislerin yüzde 90'ının arıtması denize gidiyor. Yaz aylarında Gökova’da dolaşan beş bine yakın teknenin sintinelerini boşaltabileceği bir veya iki boşaltım noktası var, bunların büyük bir bölümü sintinelerini denize boşaltıyor. Sığ sulara ve kıyılara kurulan balık çiftlikleri ve ağların zeminde yarattığı tahribat ile kıyılarımıza çok yakın geçen uluslararası nakliye gemilerinin akaryakıtları petrol kirliliği yaratıyor.”

Üniversite olarak İstanbul’dan İskenderun’a kadar olan 150 istasyonda Marmara, Ege ve Akdeniz’de deniz suyu kalitesi konusunda çok yönlü, tamamen laboratuar sonuçlarına dayalı bilimsel araştırmanın boyutlarını ve felaketin büyüklüğünü ilk 19 istasyonda gördüklerini anlatan Prof. Dr. Bayram Öztürk, “Denizden para kazanalım diyoruz, ama onu koruma yoluna gitmiyoruz. Yerel ve merkezi idareler koruma yerine kollama projeleri geliştirdikçe işte denizlerimiz bu hale geliyor, kirliliğin boyutları inanılmaz seviyelere ulaşıyor” diye konuştu.

KARASAL KÖKENLİ KİRLENME

“Türkiye'nin gerçek bir deniz ülkesi olabilmesi için sadece ticari bahriyelerinin, sadece deniz kuvvetlerinin faaliyette olması yetmez. Bilimsel araştırma çalışmalarının büyük bir hızla çoğaltılması gerekir” diyen Prof. Dr. Öztürk, şunları ekledi:

“Türkiye'nin dünya denizlerinde araştırma bakımından bayrak göstermesi gerekir. Akdeniz ve Hint Okyanusu'ndaki küresel ısınma ne olacak, bunun Türkiye denizlerine ve turizme etkisi ne olacak biraz bunları düşünmek gerekir. Ne yazık ki biz içe dönük çalışıyoruz ve denizlerimizi kirletiyoruz, kirletenlere engel olmadığımız gibi, ‘yetmedi, gelin, yatırım yapın, daha da kirletin' diye davetiye çıkartıyor, engellemeye çalışanları ise ayıplıyoruz. 20 yıl önce Gökova Körfezi masmaviydi.

Oysa ki bakıyoruz karasal kökenli kirlenme başta Bodrum ve yarımadası olmak üzere sahillerimizin büyük bir bölümünde etkili olmuş, kirlenme denizlerde ki denetimsizlik ile birleşince felakete varan boyutlara ulaşmış. Bana kalırsa artık sahillerin alt yapı ve kanalizasyon sorunları çözülmeden tek bir bina yapılmamalı, balık çiftliklerinde ise iyi ve yeterli bilimsel araştırmalar yapılarak yeni bir yapılanmaya gidilmeli.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious