Depresyon kadınları seviyor

  • Giriş : 25.10.2006 / 00:00:00

Depresyon, "kadınları daha çok seviyor".

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ege Üniversitesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Fisun Akdeniz, Türkiye İş Bankası tarafından yayınlanan "99 Sayfada Depresyon" isimli kitapta, Dünya Sağlık Örgütünün 2005-2006 verilerine göre dünyada 121 milyon insanı etkileyen hastalıkla ilgili olarak bilinmeyenleri, halkın anlayacağı dilden okurlarıyla paylaştı.

Doç. Dr. Akdeniz, duygu durumundaki bir hastalık olan depresyonun tanımlanmış 9 belirtisi bulunduğunu belirterek, bunları, "karamsarlık, haz alamama, uyku bozukluğu, iştahla ilgili değişiklikler, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu, kendine güvensizlik, hareketlerde artış ya da sürekli yatma isteği ile intihara eğilim" olarak sıraladı. Akdeniz, karamsar ve çökkün ruh hali ile haz alamamanın, depresyonun olmazsa olmazları arasında bulunduğunu, hastalığın tanısının konulması için 9 belirtiden 5'inin görülmesinin yeterli bulunduğunu kaydetti.

En önemli istenmeyen sonucu intihar olan depresyonun, intihar girişimlerinin yarısında etkili olduğunu ifade eden Akdeniz, "psikiyatrinin nezlesi" olarak adlandırılan hastalığın, kadınlarda erkeklere göre iki kat daha sık görüldüğünü bildirdi.

Dr. Akdeniz, her 4-5 kadından birinin yaşamlarının bir döneminde en az bir kez depresif dönem geçirdiğini, Türkiye'de bu sayının 6 milyonu bulduğunu, erkeklerde görülme sıklığının ise yüzde 10 civarında olduğunu kaydetti.

Tekrarlama oranı yüksek

Akdeniz, kadın olmanın depresyona yakalanmak için birincil risk faktörünü oluşturduğunu belirterek, şöyle devam etti: "İki kadına karşı bir erkekte görülmektedir. Depresyon yaygınlığının araştırıldığı daha çok ABD kaynaklı çalışmalarda, tutarlı biçimde hastalığın kadınlarda daha yüksek oranda görüldüğü bildirilmektedir. Çalışmalar, depresyonun kadınlarda daha uzun sürdüğünü, tekrarlama oranlarının yüksek olduğunu ve yaşam boyu devam ettiğini göstermektedir.

Bir diğer ilginç veri ise erkeklerde tamamlanmış intiharların yüksek oluşuna karşın, kadınlarda intihar girişiminin daha yaygın olmasıdır."

Kadının her toplumda depresyon açısından risk altında bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Akdeniz, özellikle Türk toplumunda sık görülen ''saçını süpürge eden kadın modeli''nin, tam depresif bir model olduğunu, bu kadınlara ''almayı bileceksiniz, öğreneceksiniz'' telkininde bulunulduğunu bildirdi.

Neden kadınlar?

Depresyon sırasında beyinde özellikle serotonin ve noradrenalin maddelerinin azaldığını belirten Doç. Dr. Akdeniz, hastalığın kadınlarda daha sık görülmesinin nedenlerini şöyle açıkladı:

"Östrojen hormonu, özellikle üreme çağında belli bir düzeyde, öncesinde çok yüksek değil ve menopoz ile birlikte tekrar düşmeye başlıyor. Östrojenin azlığı depresyonla ilgili olabilir mi diye araştırılmış ve olayın östrojen hormonunun beyni etkilemesiyle bağlantısının olduğu görülmüştür. Sonuçta kadınlar biyolojik olarak sürekli hormonsal dalgalanmaya maruz kalıyorlar.

Üreme hormonlarıyla birlikte beyindeki birçok madde de dalgalanıyor. Beyindeki iletimi sağlayan serotonin, noradrenalin, dopamin gibi maddeler var. Östrojen, bu maddeleri etkiliyor. Bu da kimi hastalıklara yatkınlık, kimisine karşı koruma sağlıyor."

Kadınların bu durumuna karşın doğadaki denge sayesinde erkeklerden daha çok sözel iletişimlerinin gelişmiş olması nedeniyle kolay yardım alabildiklerini ifade eden Doç. Dr. Akdeniz, erkeklerdeki depresyonun da önemsenmesi gerektiğini belirtti.

Depresyonun genellikle üretkenlik ya da orta yaş hastalığı (25-40) olarak bilindiğini ifade eden Doç. Dr. Akdeniz, tekrarlama özelliği olması ve her geçirilişinde beyinde imzasını bırakması nedeniyle tedavinin önemine işaret etti.

Doğru ilaç dozu ve tedaviyle hastaların birkaç ayda iyileşebildiğine işaret eden Doç. Dr. Akdeniz, "Depresyon sonuçta duyguların bir rahatsızlığıdır, aklın değil. Eğer tedavi olunmazsa yaşamınızın kalitesi bozulur" şeklinde görüş bildirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious