"Derbilerin tahmini olmaz"

  • Giriş : 08.11.2008 / 09:40:00

Artık nefesler tutuldu. Gözler Saracoğlu'nda. Geri sayım başladı. Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu'nda ezeli ekibi Galatasaray'ı ağırlıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Esat DERGİ derbi öncesi kaleme aldığı yazısında futbolun teknik ve taktik kısmını bir kenarı iterek iki rakibin ruh durumları ve derbilerin duygusal noktalarına parmak basıyor. Yazıdan bir kısım;
"Derbilerin tahmini olmaz.
Kramponların ölçüleri, teknikler, taktikler.
Takımların form durumları, hocaların sihirliği değnekleri,
Yemişim form durumlarını.
Unutmayalım bir de tabii derbilerin şifreleri var.
İçine istediğiniz tüm genel değerlendirmeleri koyun,
Haydi şimdi çöpe!
Genellikle derbilerin kaderi yıldızların çivili kramponlarında değil,
Takımın psikolojisindedir.
Futbolcuların bir gece önce yattığında içine çektiği düşünce,
Aynı şekilde taraftarın sinerjisinin yansımasını görürüz sahada.
Bazen görmek istediklerimizin hiçbiri yoktur.
Savaştır çünkü.
Futbol oyun değildir Kadıköy'de, Ali Sami Yen'de.
Futbol asla pembe kazak giymez derbilerde.
Bir soluk içinize çekersiniz, kalbiniz ne kadar dayanırsa.
Böyle bir ortamda 4-4-2'den girip, 4-6-0'a varmak ahmaklık.
Kandırmak, kandırılmak bile bile..

Derbi Pazar günü.
Pazar gününe uygun 'pazar' tahminleri ortalarda dolaşıyor.
Her derbi öncesi bozuk plaklar!
Medyada 'ağabey' olarak adlandırılan yorumculardan çıkıp,
Hemen hemen her kaleme uğrayan bir pazar bu.
'Tarihi fark olur' oltası en dikkat çekeni.
İki kelimede bir Avrupa'yı örnek veren ustalarımız,
Pazarlamayı hiçbir zaman eksik bırakmıyorlar.
Türkiye reyting dünyası, küfür edersen zengin oluyorsun.
Stadyumdaki tuvaletlerin kalitesi için bile ahkam kesererek adam oluyorsun.
Biliyorum, görüyorum gümbür gümbür bir genç nesil geliyor.
Bilgi kokan güçlü kalemleri değil,
Manav gibi bağırarak adam olduğunu sananları silecek.
Cesaretiyle.
(Bunu çok iyi okuyun, lütfen, düşünün)
Futbolsevere Futbol verecek, yeri geldiğinde inceltecek.
'Kalemimi satmam' diye yırtınanlar, ah bir de pazarlardan çıksa.

***

YEMİŞİM FORM DURUMLARINI

Derbilerin tahmini olmaz.
Kramponların ölçüleri, teknikler, taktikler.
Takımların form durumları, hocaların sihirliği değnekleri,
Yemişim form durumlarını.
Unutmayalım bir de tabii derbilerin şifreleri var.
İçine istediğiniz tüm genel değerlendirmeleri koyun,
Haydi şimdi çöpe!
Genellikle derbilerin kaderi yıldızların çivili kramponlarında değil,
Takımın psikolojisindedir.
Futbolcuların bir gece önce yattığında içine çektiği düşünce,
Aynı şekilde taraftarın sinerjisinin yansımasını görürüz sahada.
Bazen görmek istediklerimizin hiçbiri yoktur.
Savaştır çünkü.
Futbol oyun değildir Kadıköy'de, Ali Sami Yen'de.
Futbol asla pembe kazak giymez derbilerde.
Bir soluk içinize çekersiniz, kalbiniz ne kadar dayanırsa.
Böyle bir ortamda 4-4-2'den girip, 4-6-0'a varmak ahmaklık.
Kandırmak, kandırılmak bile bile.
Victor Hugo'nun Sefiller'ini okumak bile bu kahinlikten daha zevkli.

EY RUH!

Teknik çemberden çıkalım.
Biraz ortadaki resme, biraz ruh hallerine bakalım.
Galatasaray;
Ortalama iki ayda bir '2000 ruhu' geri dönüyor.
Nereden geliyor, neyle geliyor meçhul.
Galatasaray taraftarı özlem dolu, bunun göstergesi bu.
Fakat bu takım iyi olduğu her an ruh çağırmak da neyin nesi?
Havaya sokmak, etkili olmak, birlik olmak mı?
Olsaydı geçtiğimiz sene Leverkusen deplasmanı öncesi işe yarardı.
Eskiden bu takımın ayakları yere basıyordu.
Şimdi bir iyi futbolla kendinden geçen ruhen 'aç' taraftarlar.
Bu takımın nehir gibi akmasına da taş koyuyor fark eden yok.
Fenerbahçe ile her anlamda geçen sezon ara açılmışken,
İnanarak yerli bir şampiyonluk ile rakibine,
Bu oyunun 'kaderine' Tokat atan bu takım değil mi?
Ekonomisini düzeltemese de geçici önlemler alabilen,
10 senedir yapamadıkları transferleri 2 sezonda yaparak,
Herkesi şaşırtan bir yönetime sahip bu takım değil mi?
2006 yılında F.Bahçe'nin intiharı ile,
Geçen sene emek ve F.Bahçe'de 'ruhsuzların' katkısıyla,
Mutlu sona ulaşıp rakibinin olduğu yeri sürekli kurcalayan,
Rekabet devam edecek diye inat eden bu takım değil mi?
Bunları yapmak kolay değil, Sezar'ın hakkı Sezar'a ama...
Şu ruh olayı gözümde komedi filmi olmaktan öteye geçti.
Yakında “Haber Özel” adlı programa haber vereceğim,
Bu ruhu arasın, bulsun, soruştursun, nedir, ne değildir.
Haddini bilen her takım 2 maç üst üste sahada kalmıştır.
Bu şekilde yapay havaya girmeler, taraftardaki şımarıklıklar.
Örnek: Dün; Skibbe'nin kellesini verin bana.
Bugün; Skibbe'ye bak be!
Kendi kendine Tokat atmak böyle bir şey olsa gerek.
Her derbi öncesi tavan yapan 'bu sefer yeneceğiz' havası bu sefer bambaşka.
Aman dikkat, ters eser o rüzgar.
Bkz: Okan Buruk'un yıllar önceki açıklamaları.
Bilenlere, unutmayanlara...

***

F.BAHÇE TARAFTARI DİYOR Kİ;
'O FORMA İÇİN BİZ ÖLÜRÜZ, SİZ SAVAŞIN 'YETER'

Kadıköy ve Fenerbahçe.
Futboldan ötesini bekleyen binler, tutkular.
O tutkular şu sıralar derin düşüncelere doğru kaymış durumda.
Medyanın fırçalarıyla bitmiş gibi göstermeyi hobi edindiği bir F.Bahçe.
Fenerbahçe ne zaman bitti ki? Bitirebildi ya da?
Derbi öncesi hava taraftarın üzerinde henüz çılgınlaşmamış gibi gözüküyor.
Nitekim internet üzerindeki anketler de bunu yansıtıyor.
Güvensizlik kelimesinden çok, pskoloji kaybı diyorum ben buna.
Su gibi gelip geçeceği kesin.
Geçmezse 'harakiri' olur, farkındalar mı acaba?
Pazar günü bu hava tamamen geçer.
Pazar sabahı üzerine formasını giyen taraftar kendine gelir.
Gittiği yanlış yerden döner, takımına güvenir.
Oyuncularına güvenmez, o çubuklu formaya güvenir.
Böyle bir şeydir Fenerbahçe.
İnat ettim, girmeyeceğim teknik usluplar içine de,
İnsan felaket senaryosu kurmuyor değil.
Aragones ve birkaç haftadır gelen sabote kokuları.
Saçma saçma konuşan biri olmayı umuyorum, umarım gerçek değildir.
Her derbi öncesi Fenerbahçelinin aklına tarihindeki sözler gelir.
Rakip, bizim tabirimizle ezeli rakibin fantezileri izlenir.
Hafta boyunca 'Geliyoruz' söylemlerine gülünür.

Bir de şu vardır ki,
Sizce Fenerbahçeli futbolcuların kazanmaktan başka şansı var mı?
Fenerbahçe affetmez diye slogan atanlar.
Onu şu şekilde düzeltelim;
Kaza olursa Fenerbahçe taraftarı affetmez.
Porto'da 10 dakika yürürsün, iç çeker,
Evinde Kayseri'ye kaybedersin, evine gider rakı içer.
10 kişilik Eskişehir karşısında 'ruhsuzları' oynarsın, yine bekler.
Fakat Galatasaray maçında durursan,
EZER geçer.
Bunla bağlantılı olarak önceki gün Fenerbahce.com'da bir hatırlatma vardı.
Zamanlaması mükemmeldi.
Futbolculara derbinin önemini taraftar gözüyle anlatan.
Taraftarın kelimeleri, duyguları,
Fenerbahçeli futbolculara fırlatılan şu söz özetliyor her şeyi;
"O forma için biz ölürüz, siz savaşın yeter"
Fenerbahçe taraftarının istediği bu.
Terlemek, formayı ıslatmak.
Bkz: Stephen Appiah ve formasından akan ter.
Bir gün bu takımı zenginler ordusu yerine,
İşçiler ordusuna çevirdiğinizde,
Daha doğrusu mazisine getirdiğinizde,
Böyle isteklere hiç ama hiç gerek kalmayacak.
Burada söz F.Bahçe yönetimine,
Fenerbahçeli yapmak değil, Fenerbahçeli doğanlarla olmak.
Arada çok ama çok fark var.

***

Fenerbahçe kötü olabilir.
Fenerbahçe eksik olabilir.
Fenerbahçe dünde kalmış, bugüne gelememiş olabilir.
Bilinen gerçekler şunlardır ki;
Bu derbilerde rengi sarı-kırmızı olan da,
En koyusundan sarı-lacivert olan da kabul etmiştir fazlasıyla.
Fenerbahçe yalnız değildir,
Her çubuklu forma her derbide yerindedir.
Derbilerin tahmini olmaz,
Kadıköy'de her zaman favorisi bellidir.
Futbolda bazen net doğrular, gerçekler vardır.
Bilinmez işte, adı konulmaz, tarif edilemez.
Özellikle havanın ibrenin böyle Galatasaray olarak gösterildiği zamanlarda,
Olaya tarih el koyuyor,
Futbolda form önemlidir elbette ama,
Bu başlıktaki bir maçta bırakın, itin köşeye.
Hangi derbi tahminlere sığdı?
Yıllardır çıkıp gelen Fenerbahçe ruhunu anımsayın.
Meşin yuvarlak derbilerde hep duygusal.
Yeterli.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*