Dershaneler kapatılıyor - Dershanelerin kapatılması - Dershaneler son durum

Dershaneler kapatılıyor - Dershanelerin kapatılması - Dershaneler son durum.24614
17.11.2013 / 14:08:43

Dershaneler taslağında son durum ne? Dershaneler kapatılıyor mu? İşte dershaneler hakkında detaylar...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Hükümetin dershaneleri kapatma çalışmasına karşı, Beşiktaş’ta faaliyet gösteren Arşimet Yayınları Dershanesi’nin öğrencileri, öğretmenleri ve veliler eylem yaptı. Vatandaşlar da alkışla destek verdi. Dershanenin sahibi Ekrem Batuk, “Ben okumayı düşünmeyen bir gençtim. Dershane sayesinde okudum. Üç arkadaş saatimizi, telefonlarımızı satarak bu işe girdik. Biz bu dershaneleri kum, çimento ve tuğla taşıyarak yaptık.” sözleriyle tepki gösterdi.  Öğretmenler ise “Biz kumarhane miyiz ki kapatıyorsunuz?” eleştirisinde bulundu.

Bu arada Aktüel Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Muaz Kalaycıdershanelerin kapatılması konusunda bir yazı kaleme aldı.

Dershanelerin kapatılmasını "AK Parti'nin intiharı" olarak yorumlayan Kalaycı, asıl konuşulması gerekenin "eğitimde başarı" olması gerektiğini yazdı.

İşte o yazı...

Eğitim-öğretimdeki başarılarımızı konuşuyor olmamız gerekirken, dershanelerin kapatılması veya kapatılmaması gerektiğini tartışmamız ne kötü!

Eğitim - öğretim, gelişmiş bütün ülkelerde sağlıktan sonra gelen ikinci mühim konudur. Bir ülke, sağlıklı bireyler üzerinden kaliteli bir eğitim-öğretim üzerine inşa edilir. Bunu sağlamakta devletin asli görevidir. Devletin yetmediği yerde, legal hareketler yardıma yetişir.

Dershaneler üzerinden yapılan hararetli tartışmalar ve atışmalar, bazen doğru düşünme kabiliyetimizi zayıflatabiliyor veya yanlış yönlendirebiliyor. Bu sebeple meseleyi panikle değil, aklıselimle değerlendirmek gerekir.

Dershaneler, kapitalist sistemin doğurduğu ticari işletmelerdir. İşleri her ne kadar eğitim-öğretim olsa da asıl amaç bu işten para kazanmaktır. Yani dershane öğrencileri, paraları kadar hizmet alır.

Fakat devlet okullarının yetersiz kaldığı yerlerde dershane zaruriyettir. Devletin eğitim sistemindeki gedikler, dershaneler tarafından doldurulur. Bu, para karşılığında olsa bile sonuç; öğrenci ve velilerin tam istediğidir.

Bugün dershanelerin kapatılması doğru bir hareket midir?

Eğer devlet kendi eliyle oluşturduğu eğitim deliğini kapatmakta yetmemişse ve bu açıklık hâlihazırda olduğu gibi duruyorsa, ek sistemin gerekliliği gün gibi ortadadır. Okullarda verilen eğitim-öğretim, dershaneler düzeyine getirilmediği müddetçe ve hatta bu düzeyi geçmediği sürece dershaneleri kapatmak cinayettir. Eğitimdeki deliğin mevcut iktidar tarafından açılmaması, boşluğun doldurulmayacağı anlamana gelmez. Eğer doldurulamıyorsa, dershaneleri kapatmaya akıl ermez.

Peki dershaneleri kapatma girişimi bir hesaplaşma mıdır?

Olabilir. AK Particemaatin misyonunu sürdürmede kullandığı en etkili bu yolun önünü kesmek istiyor olabilir. Fakat bu, hasta yakınına kızıp da, hastayı taburcu etmeye benzer. Hasta yakını ile hesaplaşmanın bedelini, hastanın kendisi ödememeli. Dershanelerden beslenen öğrenciler, umudunu dershanelere bağlayan veliler ve evini dershanedeki işinden kazandığı parayla geçindirenler, hükümetin iki dudağının arasında yaşamamalı. Allah, akıl vermiş. Herkes aklını kullanmalı. Her söylenene inanılmamalı, her yap denilen de yapılmamalı. Çünkü görünürde bir hesaplaşma yokken ortaya hesaplaşma çıkarmak ahmaklıktır. "Filandan şunu duydum, falan şöyle söylemiş" diyerek ortalıkta yalan dedikodularla gezmek de, ahlaksızlıktır.

Dershaneler yalnızca "ders" mi verir?

Hayır. Dershanelerin, Güneydoğu'da kendilerine görev addettikleri gönüllü rehberlik hizmeti, takdire şayandır. Takdir edilesi hareketlerin, tenkit görmesi ve engellenmesi haksızlık olarak anlaşılmalı ve buna göre bir tavır takınılmalıdır. Güneydoğu'da dershane sadece dershane değildir. Bunu en iyi bilenlerse AK Parti'nin Güneydoğu'dan seçilen milletvekilleri ve Başbakan Erdoğan'ın bizzat kendisidir.

Bu sorun çözülebilir mi?

Gayet tabi çözülebilir. Fakat arkaya dönüp bakmak ve aynı hataları yapmamak gerekir. Hiç kimse kendisini sütten çıkmış ak kaşık görmesin. Çünkü bu mesele masumiyetini çoktan kaybetti. Kraldan çok kralcılar devreye girdi. Astı kesti, yıktı geçti. Dostane ikazların hiç birisi kabul görmedi ve görmediği gibi ikaz edenlerin kellesi istendi. Bir tek kelime yazdırılmadı, bir tek cümle söylettirilmedi.

Başbakan Erdoğan gibi tarihe geçen bir siyasetçi ve Hocaefendi gibi bu yüzyılda gelmiş büyük mütefekkir ve ilim insanı Türkiye için bir şanstır. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 30 yıl önce söyledikleri bugün karşımıza çıkmazsa, onun basiretinden ve ferasetinden kimse şüphe edemez. O, birilerinin kopardığı yaygaralarda söylediği gibi hain değil, İslam ve vatan sevdalısıdır. Hapishaneden çıkıp, adının bile unutulmaya yüz tuttuğu bir dönemde sıfırdan bir parti kurup iktidara gelen ve 3 dönemdir orada kalan Tayyip Erdoğan da, Hocaefendi gibi basiret insanıdır. Bu durumda yapılacak şey, arada duranların kenara çekilmesi ve iki basiret ehline işin teslim edilmesidir.

Her şeye rağmen dershaneler kapatılırsa ne olur?

AK Parti intihar etmiş olur. Dershanelerin kapatılması AK Parti'yi iktidardan indirmez belki ama mazlumların kimsesi olmayı düstur edinmiş bir hükümetin ortaya mazlum kimseler çıkarmasına neden olur. Eğitim-öğretim bir yana, buralarda çalışan insanlara yeni istihdam alanları göstermeden dershaneleri kapatmak, infiale sebep olur.

Bu bir güçler savaşı değil. Bu iki taraf, birbiriyle düşman hiç değil. Bu nedenle hırçın duruşlar, sert tavırlar ve kindar bakışlar yerini birkaç sene önceki dostluk iklimine bırakmalı. Kimse gücünü göstermeye çalışmasın. Çünkü güçlü olan Allah'tır. Allah'ın kapısından başka çalınacak kapı da yoktur.

Vesselam.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*