Devlet, PKK konusunda Öcalan ile irtibata geçti mi?

Devlet, PKK konusunda Öcalan ile irtibata geçti mi?.9486
  • Giriş : 22.11.2007 / 11:15:00
  • Güncelleme : 22.11.2007 / 11:29:57

"Zaten devletin kontrolü altında kendisi. Devlet bu insanı tanıyor, faaliyetlerinden haberdar."

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gerek Bahçeli, gerekse Baykal, hükümetin doğrudan ya da dolaylı olarak PKK ile müzakere içinde olduğunu söylüyorlar. Bu iddia tamamen asılsız mıdır?

Siyasette mümkün olduğunca somut veriler üzerinden konuşmalıyız. Açık, net konuşmamız, imalı konuşmamamız lazım. Hele terör gibi bir beladan söz ederken daha dikkatli olmalıyız. Devlet politikasıyla hükümet politikası her zaman örtüşmeyebilir. Biz terör konusunda başından beri bir devlet politikası yürüttüğümüzü söylüyoruz. Bunun için de hükümet de var, devletin diğer ilgili kurumları da. Şu mülakatı yaparken bile bir kısım toplantılar yapıldı bitti. Eğer siz elinizde somut belge bilgi yokken suçluyorsanız, sadece hükümeti değil devleti, devletin tüm kurumlarını suçluyorsunuz demektir. Yani bunlar farkında olmadan devleti suçluyorlar. Tehlikeli bir kavramı Türkiye’nin gündemine oturtmaya çalışıyorlar. Bunun vebali bu kavramları telaffuz edenlere aittir.

“Müzakere”, “af” gibi konular gündemimizde yok diyorsunuz...

Kesinlikle olmadı. Yanlış anlaşılmalara engel olmak için çok hassas davranıyoruz. Öyle ki Kuzey Irak’taki yöneticiler “Türkiye bizi muhatap almıyor” diye şikayet ediyor. Bizim muhatabımız merkezi Irak hükümetidir. Bu bakımdan Irak Cumhurbaşkanı Talabani ile konuşulabilir.

Rice’ın ziyaretinde şekillenmiş ve Washington’da son halini almış “kapsamlı bir plan” dan söz ediliyor. Hatta bunun açıklanması isteniyor...

Hayır, doğru değil. Bizim kendi kısa, orta ve uzun vadeli planlarımız var ve onları uyguluyoruz. Devletin ilgili birimlerinde konuşula konuşula olgunlaştırılmış planlardır. Bunlar sürekli yenilenir, güncellenir. Birileri kararnlıkta kurşun sıkıyor ama kimin sıktığını bilmek benim işim değil.

Yani ABD ile mutabık kalınmış bazı adımlar söz konusu değil mi?

ABD ile yaptığımız görüşmeler büyük ölçüde teröristlerle mücadeleyle ilgilidir. Bakın “terör ile mücadele” demiyorum. Şu anda acil ve can yakıcı bir sorun var. Bunlar ABD’nin hakimiyetindeki bir bölgeden kaynaklanıyor. Başbakan’ın Washington temaslarının özü PKK saldırıları ve onun Kuzey Irak’taki varlığı konularıdır. “Başka şeyler de konuşuldu” diyen bunu kanıtlamalıdır. Terörle mücadelede güven duygusunu zedeleyecek beyanlardan kaçınmak lazım.

Yani Kuzey Irak’taki PKK varlığını yok etmede ABD ile anlaşıldığını, ama terörün kökünü kurutmanın, yıllardır geliştirilen planlar çerçevesinde tek başımıza gerçekleşeceğini söylüyorsunuz...

Tabiatıyla. Bir söz vardır “Elden gelenle öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz.” Türkiye bugüne kadar terörle mücadelesinde kendi imkan ve kabiliyetleriyle bir yere gelmiştir. Yeterince dış destek alamamıştır. Mesela Avrupa PKK’yı nerdeyse 20 sene sonra terör örgütü olarak kabul etti. Kabul ettikten sonra da somut adımlar atmadı. ABD ise PKK’yı en başta terör örgütü ilan eden ülkedir. Kendilerinden destek gördük ama bu, onların çapının çok altındadır. ABD gibi bir ülke çok daha fazla yardım edebilmelidir.

MHP lideri hükümet politikalarının Türkiye’yi iç çatışmaya sürüklediğini söyledi. Böyle tehlike var mı?

Zaten terörün hedefi bu noktaya varmaktır. Şiddet yoluyla halkın arasına fitne sokmak, ümitsizlik meydana getirmek, devlete, rejime güveni sarsmaktır. Keşke bu konuşmaları Meclis’te değil de Diyarbakır’da yapabilseler. Bugün ülkenin her bölgesine gidebilen tek parti AKP’dir. Herkes Türkiye’yi Ankara’dan kurtarmaya çalışıyor. Şu an PKK’nın en büyük düşmanı AKP’dir. Çünkü son seçimlerde büyük bir taban kayması yaşandı. Şimdi PKK ve bazı DTP’liler DTP’nin kapatılmasını istiyor. Neden? Çünkü kaybettikleri tabanı maraza çıkararak tekrar kazanmak istiyorlar. Bu bakımdan ülkenin birliğinin, kardeşliğin teminatı olan bir partiyiz. 1999’dan beri o bölgeye giden Silahlı Kuvvetler ve AKP’dir.

Benim dönemimde İmralı’ya giden olmadı

Fikret Bila komutanlardan bir tek “Öcalan ile temas oldu mu?” sorusuna cevap alamamış. Yakın zamana kadar Adalet Bakanlığı yaptınız. Devlet PKK konusunu bitirme için Öcalan ile irtibata geçti mi, geçmeli mi, geçebilir mi?

Zaten devletin kontrolü altında kendisi. Devlet bu insanı tanıyor, faaliyetlerinden haberdar. Onun dışında herhangi makamdan birinin kalkıp oraya gitmesi gibi şey benim zamanımda olmadı. Benden önceki dönemiyse bilemem.

‘Biz kapalı çalışıyoruz’

Kamuoyu en azından son saldırıların misillemesini bekliyor...

Komutanların da söylediği gibi bunlar komuoyu beklentilerine bakılarak yapılacak işler değil. Neticede siz insanları ölüme göndereceksiniz. Alacağınız karar, yapacağınız iş hedefinize azami katkı sağlayabilmeli. Bu tezkerinin gereği neyse yaptık, yapıyoruz. Millet bizden tarih ve numarasını istiyor. Bizse kapalı çalışıyoruz. Herkesin bizi suçladığı günlerde Genelkurmay’a biz ilgili yazıyı yazmışız ama açıklamamıştık. Sonuçta “sınır ötesi oldu da ne oldu!” noktasına getirmemek lazım.

“Zaman geçiyor, kış şartlarında operasyon olmaz” diyenler var.

Hayır, hayır. Partimiz üzerinden yanlış hesaplar yapılıp tezkereyi çıkaramayacağımız söylendi. Bütün spekülasyonları bertaraf ettik. Tezkere için alınan oy ortada. Bize zamanı tayin eden zamanın kendisi değil. Bunun hesabını ilgili birimler yapar. Böyle bir operasyonda varılmak istenen noktaya ne kadar varılır, ona bakarız.

Peki “varılmak istenen nokta” nedir? Kimileri “sembolik” bir şey olur diyor...

Önce “bu tezkere çıkmaz” dediler. Sonra “sembolik bir şey yapılır” demeye başladılar. Şimdi “kapsamlı olmaz, sınırlı olur” diyerek işi sulandırmaya çalışıyorlar. Sorumluluk taşıyoruz. Kimse işin detaylarını merak etmemeli. Ama bize inanmalarını istiyoruz. Çok şey yaptık, yapacağız.

PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığını ortadan kaldırmak mı hedefleniyor?

Terör örgütünün tamamının Irak’ta olduğunu sananlar var. PKK’nın bir kısmı da içerde. Devlet, güvenlik güçlerimiz zaten onlarla uğraşıyor. Bunun için ne tezkereye, ne ABD’nin desteğine ihtiyaç var. Tek harekatla bitirilecek bir fitne değil. Arkasında birçok uluslararası destek olan bir fitneyle uğraşıyoruz. Yarın bu bittiği takdirde başka fitne unsurları da bulacaklardır. Türkiye’de cezaevlerinde 38 tane terör örgütü var. Devlet sadece PKK ile uğraşmıyor.

Parti kapatmak tek başına çözüm değil

Bu söylediklerinizden DTP’nin kapatılmasına sıcak bakmadığınız sonucunu çıkarabilir miyiz?

Hukuki süreç başladı, onu tartışamayız. Öte yandan “parti kapatmalar sorunu çözüyor mu?” diye sorduğunuz zaman bir çözüm getirmediği açıktır. Bir ceketi çıkarıp öbürünü giyiyor. Maalesef son bir yıldır terörle ilgili olarak tek reçeteye dayalı çözüm üreten analistler çıktı. Mesela sınırötesi operasyon diyenler oldu. Ama bunun tek başına çözüm olmadığı ortaya çıktı. Benzer bir şekilde parti kapatmaya da tek çözüm olarak bakılamaz. PKK ve DTP’nin telaşa kapılmasının bir nedeni taban kaybıdır. Yani terör örgütü demokrasiden yarasanın ışıktan korkması gibi kaçarlar.

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious