Devlet Bahçeli, Deniz Baykal'ın eleştirilerine yanıt verdi

Devlet Bahçeli, Deniz Baykal'ın eleştirilerine yanıt verdi.8490
  • Giriş : 14.08.2007 / 10:40:00

Devlet Bahçeli, Baykal'ın MHP'nin meclise girme kararıyla ilgili eleştirilerina yanıt verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP seçim günü mecliste olacaktır. Meclis Başkanlığı seçimde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı seçiminde de kendi adayımızı çıkaracağız ve ona oy vereceğiz. Bir krizin ve gerginliğin tarafı olmayacağız. Çoğunluğu elinde bulunduran parti AKP'dir. Kimi ve ne şekilde seçtireceği kendi bilecekleri iştir. Sorumluluk tamamen kendilerine aittir.

Meclis'e girmemenin nasıl sonuç doğurduğunu hep birlikte yaşadık. Şimdi de "girmeyelim" deniliyor. O zaman Sayın Baykal'a sormak isterim. Girmeyip, seçimi yapılamaz hale getirmemiz halinde bir sonraki hamlemiz ne olacak? Bu konuda bir öngörünüz, bir planınız var mı? Belirsizlik ve kriz üzerinden siyaset yapmanın tarafı olamayız.

Zihniyet aynı olduktan sonra isimlerin ne önemi var. Biz şartlarımızı herkesin anlayacağı biçimde ortaya koyduk. Bu şartlara uyulmamasının sakıncalarını anlattık. Önemli olan buna uygun bir seçimin yapılmasıdır. Kimi istiyorlarsa aday gösterebilirler. Bu şartlara uygun ismin Abdullah Gül olduğunu düşünüyorlarsa onu aday göstersinler. Biz isimlerle üzerinde durmuyoruz.

Siyaset, Cumhurbaşkanının kim olacağına kilitlenmiş durumda. Meseleyi önce çelik çomak oyununa dönüştürüp kriz ve gerginlikle ülkeyi kilitleyen Bay Tayyip, şimdi de güya "orta yol" arıyor. Hiç dolandırmadan söyleyelim. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ü aday göstermeye mecburdur. Bütün derdi, bütün çabası Abdullah Gül'ün kimi çevreler tarafından sindirilmesini sağlamaktır. seçim öncesindeki gibi bir inatlaşma olsaydı, işi çok kolaylaşacaktı. Bir kahramanlığa soyunarak hem ne kadar sözünün eri olduğunu gösterecek, hem Gül'ü seçtirecek, hem de Çankaya'yı fethetmiş olacaktı. Ancak, MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'nin "meclise gireceğiz" kararıyla birlikte, bütün hesapları bozuldu. Abdullah Gül'ü nasıl anlatacağını bir türlü bilemiyor. Ne Gül'le, ne Gül'süz olmuyor. İşte size AKP'nin de, Bay Tayyip'in de gerçek yüzü. İstismar ve mağduriyet oyunlarıyla ezici bir çoğunluk elde etti ama hala gerginliklerden, krizlerden, inatlaşmalardan ve çatışmalardan fayda bekliyor. Bir türlü ortaya çıkıp da "adayımız şudur" diyemiyor.

MHP mecliste olacak

Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye'nin bundan sonrasına yön vereceği için hayati önemdedir. Bu sebeple bütün partilerin ne dediklerini, ne yaptıklarını bütün milletin iyi bilmesi gerekiyor. MHP, daha ilk günden ortaya koyduğu açık ve kararlı tutumuyla bu hayati önemdeki seçimde belirleyici rol oynamış ve meclise girmesinin neleri değiştireceğini daha ilk günden göstermiştir. Genel Başkan Sayın Devlet Bahçeli'ye yaptığımız kısa ziyaret sırasında bu kararlığı birde kendilerinden dinleme fırsatı bulduk. "MHP seçim günü mecliste olacaktır. Meclis Başkanlığı seçimde olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı seçiminde de kendi adayımızı çıkaracağız ve ona oy vereceğiz. Bir krizin ve gerginliğin tarafı olmayacağız. Çoğunluğu elinde bulunduran parti AKP'dir. Kimi ve ne şekilde seçtireceği kendi bilecekleri iştir. Sorumluluk tamamen kendilerine aittir."

Bir adım sonrası

Bu noktada CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın MHP'nin meclise girme kararıyla ilgili eleştirilerini hatırlatıyoruz. Sayın Bahçeli'nin verdiği cevap, günü kurtarmak için siyaset yapanlara, bir ders niteliği taşıyor: "Meclis'e girmemenin nasıl sonuç doğurduğunu hep birlikte yaşadık. Şimdi de girmeyelim deniliyor. O zaman Sayın Baykal'a sormak isterim. Girmeyip, seçimi yapılamaz hale getirmemiz halinde bir sonraki hamlemiz ne olacak? Bu konuda bir öngörünüz, bir planınız var mı? Belirsizlik ve kriz üzerinden siyaset yapmanın tarafı olamayız."

İsim değil zihniyet önemli

Bu şartlarda Abdulah Gül'ün seçilmesinin önünde bir engel kalmamış görünüyor. Sayın Bahçeli'ye bu görüşümüzü açıklıyoruz. Grup konuşmasını hatırlatıyor bize: "Zihniyet aynı olduktan sonra isimlerin ne önemi var. Biz şartlarımızı herkesin anlayacağı biçimde ortaya koyduk. Bu şartlara uyulmamasının sakıncalarını anlattık. Önemli olan buna uygun bir seçimin yapılmasıdır. Kimi istiyorlarsa aday gösterebilirler. Bu şartlara uygun ismin Abdullah Gül olduğunu düşünüyorlarsa onu aday göstersinler. Biz isimlerle üzerinde durmuyoruz."

Aranan şartlar

Sayın Devlet Bahçeli, MHP'nin ilk grup toplantısında Cumhurbaşkanında mutlak olması gereken şartları şöyle sıralamıştı: "Türkiye'nin bütünlüğü ve Türk devletinin milli ve üniter yapısını temsil ve taşıma konusunda milletimizde tereddüt bırakmayacak bir fikri maziye, Cumhuriyetimizin kurucu felsefesini özümsemiş, geçmişinde Cumhuriyetin temel değerlerine samimiyet ve sadakati hakkında kuşku bırakmayacak bir milli duruşa, Türk milletinin birlik ve beraberliğini, millet olma hasletlerini ve yüksek kültürünü benimseme konusunda mutlak güvenilecek ilkeli, berrak ve açık bir düşünce yapısına, dürüst, şaibesiz ve manevi değerlere saygılı hüviyeti ile tebarüz etmiş, demokrasinin ilkeleri konusunda tam duyarlılık ve kararlılığa sahip bir şahsiyet olmalıdır."

Kendileri emin değiller

Abdullah Gül bu şartlara sahip midir? Herkesten önce kendisi bu sonunun cevabını vermelidir, sonra da Bay Recep Tayyip Erdoğan. Bir karar verememiş olmasına ve ortaya çıkan diğer isimlere bakılırsa Bay Tayyip'in kafasının karışık olduğu anlaşılıyor. Kendileri de bu şartları taşıdıklarından emin değiller. Alttan alarak, şirinleri oynayarak hazmettirmeye çalışıyorlar. Burada akla hemen şu soru geliyor. Bu şartlara uygun olmayan birisi aday gösterilir ve eski alışkanlıklar devam ettirilirse ne olur? Bu sorunun cevabını Sayın Bahçeli yine gurup konuşmasında vermişti: Bütün partiler ve milletvekilleri tarihi ve toplumsal sorumluluğun idraki içinde olurlar ise mesele yoktur. Ancak eski tutumlar ve yanlışlar sürdürülürse, birkaç ay önce yaşananlar tekrarlanırsa bu durumda kaybeden Türkiye Büyük Millet Meclisi olacaktır. Özellikle AKP'in seçimden elde ettiği sonucu, sürdürdüğü inat ve cepheleşme politikalarının siyasal bir onayı olarak algılaması halinde, ülkemizin yeni bir krizle karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Bunu hatırlatmayı bir görev olarak kabul ediyorum.

Hayati önemde karar

Artık, kaçacak, oylayacak zaman kalmamıştır. AKP belki de bugün, kimi aday göstereceğine karar verecektir. Bu karar kimin Cumhurbaşkanı olacağından çok, AKP'nin eski alışkanlıklarından kurtulup kurtulmadığını ve Türkiye'yi nasıl bir sürecin beklediğini göstermesi bakımdan hayati önemdedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious