Devlet Bahçeli düğümü çözdü, aday Gül'dür!

Devlet Bahçeli düğümü çözdü, aday Gül'dür!.9234
  • Giriş : 28.07.2007 / 05:00:00
  • Güncelleme : 28.07.2007 / 02:13:13

Cumhurbaşkanlığı seçimi düğümünü, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çözdü.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Milliyet ve Akşam gazetelerine yaptığı açıklamalarda, "Meclis, seçim gündemiyle toplandığında MHP, Meclis'teki yerini alacaktır." dedi.
Bunun anlamı 367 rakamının aşılması ve en kötü ihtimalle Abdullah Gül'ün 3. turda Cumhurbaşkanı seçilmesidir. Neden Abdullah Gül dediğimi izah etmeden önce Sayın Bahçeli'nin, millet iradesine olan saygısının, Mumcu ve Ağar'ın yanlışına düşmesini önlediğini belirtmeliyim. Sayın Bahçeli, son seçimlerdeki mesajı, demokrasi açısından çok net okudu. Açıklamasını şöyle sürdürüyor: "seçim yapılmış ve AKP, milletin iradesiyle yeniden iktidar olmuştur. Cumhurbaşkanlığına da istediği kişiyi seçebilir. Bu konudaki karar tamamen AK Parti'nindir." CHP'nin kilitlediği süreci, şimdi MHP Genel Başkanı açıyor. Böylece uzlaşma arayışı da son bulmuş oluyor. AK Parti'nin adayı neden Abdullah Gül'dür? Sayın Gül önceki gün yaptığı basın toplantısında, "Meydanların işaretini görmezden gelecek halim yok." dedi. Başbakan Erdoğan da, "Meydanların dili ortadadır." diyerek Gül'e destek çıktı.

Evet, Sayın Başbakan, seçim öncesinde uzlaşma adına liderleri, elinde alternatifler olan bir listeyle dolaşacağını söylemişti. Yeni dönem için bu adımın doğru olacağını ben de savundum. Ancak Sayın Bahçeli, yapıcı tutumuyla o uzlaşma arayışını cevaplamış oldu. Yine de Sayın Başbakan'ın siyasî nezaket gereği o ziyaretleri yapacağını biliyoruz. 22 Temmuz'da milletin iradesi, tam demokrasi konusunda tecelli etmiştir. Halk yüzde 85'lere varan bir katılımla ve Meclis'te partilerin yüzde 85 temsiliyle bütün tartışmaları bitirmiştir. Gül'ün aday olmaması demek bu iradeyi yok saymak, sanki hiç seçim yapılmamış gibi davranmaktır.

AK Parti, Sayın Bahçeli'nin açıklamasından sonra Gül'den başka bir aday gösteremez. Gösterirse, "kimden korkuyor?" sorusu akla gelecektir. Seçim meydanlarında Sayın Gül'e verilen destek, adeta cumhurbaşkanını halk seçiyormuş gibi bir havayı yansıtmıştır. Siz daha önce hiç, birisi için "Cumhurbaşkanlığı onun hakkı" diye bir laf duydunuz mu? İnsanlar, "Cumhurbaşkanlığı Gül'ün hakkı" diye konuşuyorlar. Daha referandum yapılmadan diyebiliriz ki, Sayın Gül hem Meclis'in hem de halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olacaktır. Bu saatten sonra kendisine yapılacak itirazların hiçbir anlamı kalmamıştır.

Millet iradesine saygıyı kaybetmiş bazıları hâlâ hariçten gazel okuyarak birtakım laflar ediyor. Başbakanlık yapmış, çok başarılı bir şekilde Dışişleri Bakanlığı'nı yürütmüş, kendini hem Batı'ya, hem Doğu'ya kabul ettirmiş, bütün dünyada saygınlık uyandırmış, üstelik halkın bağrına bastığı bir kişiyi hangi gerekçelerle engellemeye kalkacaksınız? Bir insana, "Başbakanlık yapabilirsin, Dışişleri Bakanlığı yapabilirsin; ama cumhurbaşkanlığı yapamazsın.." mı denilecektir? Eşinin başının örtülü olmasını, laiklik adına sakıncalı mı bulacaksınız? Laikliğin kurucusu Batılı ülkeler bile bu itirazı saçma bulduklarını açıkça ilan ettiler. Hiç unutmuyorum; geçtiğimiz ay, Brüksel'de yaptığımız Pazar Sohbeti'nde (Samanyolu TV) Avrupa Parlamentosu Liberal Grup Başkanı Graham Watson, Gül'ün eşinin başörtüsünü savunarak, "Benim annemin de başı örtülü." demişti.

Kimse, Türkiye'nin yakaladığı güzel havayı artık halkın reddettiği vehimlerle ve kuruntularla bozmaya kalkmasın. Türkiye sıçrama rampasına çıkmıştır, kimse insanımıza ve ülkemize kötülük etmeyi aklından bile geçirmesin. Toplumsal mutabakata kurumlar da destek vermeli, demokrasi terbiyesi artık bu ülkede hâkim olmalıdır.

HÜSEYİN GÜLERCE

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious