Devlet Bahçeli'den Erdoğan'a çağrı!

Devlet Bahçeli'den Erdoğan'a çağrı!.9824
  • Giriş : 23.09.2008 / 04:56:00
  • Güncelleme : 22.09.2008 / 21:41:47

Bahçeli, Deniz Feneri davasının Türkiye bağlantılarının, Erdoğan'ı töhmet altında bıraktığını kaydetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bahçeli; “Bu bakımdan Türk adli makamlarının hiçbir etki ve baskı altında kalmaksızın yürütecekleri bir soruşturmayla konunun aydınlatılması mutlak bir zorunluluk haline gelmiştir” dedi.

Bahçeli, davanın karar aşamasında “öfke, telaş ve panik” halinde olduğu gözlenen Başbakan Erdoğan'ın hukuki süreci harekete geçirmesinin en samimi dilekleri olduğunu belirterek, “Ancak, Başbakan'ın son dönemde sergilediği psikoloji, gerçeklerin üzerini örtmek amacıyla baskı, tehdit ve şantajdan medet umması ve nihayet basını boykot çağrılarında bulunması bu konuda fazla ümitli olmaya mahal bırakmamaktadır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Almanya'da sonuçlanan Deniz Feneri davasının Türkiye bağlantılarının, Başbakan Erdoğan ile AKP'yi şaibe ve töhmet altında bıraktığını kaydederek, “Sayın Başbakan'ın bugün gelinen noktada yapması gereken, gerek Deniz Feneri davası ile gerekse partililerinin karıştığı diğer davalara ilgili olarak, hukuki sürecin hiçbir siyasi etki ve müdahale olmaksızın süratle işleyeceği yolunda Türk milletine güvence vermektir” dedi.

Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin ekonomik sosyal ve siyasal alanlardaki ağır sorunlarına ilave olarak, her geçen gün yenileri ortaya çıkan yolsuzluk tartışmalarının yaşandığı yeni bir sürece girdiğini ifade etti. Bahçeli, “Sistematik olarak tırmandırılan çatışma dinamikleri ile bu dönemde yapay gerilim alanları oluşturularak kamuoyunun dikkatinin dağıtılacağı, sanal ortamlar yaratılarak yolsuzlukların saklanacağı kirli bir oyunun hazırlanmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır” dedi. Almanya'da sonuçlanan Deniz Feneri davasının Türkiye'deki boyutu ve bağlantılarının bir an önce ve bütün yönleriyle açığa çıkartılmasının, adaletin tecellisi ve sorumluların hesap vermesi açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bahçeli, Almanya'daki dava sürecinde, yolsuzluğun Başbakan Erdoğan'a kadar uzanan ve AKP'ye yakın çevrelerle irtibatı olduğunu gösteren çok ciddi iddia ve ithamlarda bulunulduğuna dikkat çekti. Mahkeme kararında da kayda geçen iddiaların Başbakan Erdoğan'ı ve AKP'yi şaibe ve töhmet altında bıraktığını söyleyen Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu bakımdan Türk adli makamlarının hiçbir etki ve baskı altında kalmaksızın yürütecekleri bir soruşturmayla konunun aydınlatılması mutlak bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu ibret verici yolsuzluğun sosyal, insani, ahlaki, hukuki ve siyasi boyutları bulunmaktadır. Manevi değerlerine samimiyetle bağlı insanlarımızın temiz duygularının dolandırıcılığa alet edilmesi, yalnızca mağdurlarını değil bütün milletimizi rencide etmiş ve yardımsever vicdanları derinden yaralanmıştır. Bu açıdan, Türkiye'de de başlatılacak adli süreç, çıkar amaçlarıyla inançları istismar edilen insanlarımızın vicdanlarında açılan bu yaraların bir nebze olsun sarılması bakımından önemlidir.”

-“AKP'NİN AHLAKİ VE HUKUKİ MEŞRUİYETİ ŞÜPHE ALTINDA”
“Son dönemde Anayasal yargı kararlarıyla siyasi meşruiyeti gölgelenen AKP hakkında artan ithamlar ve yaygınlaşan yolsuzluk iddiaları, bu partinin şimdi de ahlaki ve hukuki meşruiyetini şüphe altında bırakmıştır” diyen Bahçeli, Başbakan Erdoğan ve AKP'nin suçlamalardan kurtulmasının, konunun Türkiye boyutlarının tüm yönleriyle aydınlatılmasına bağlı olduğunun altını çizdi. Bahçeli, “AKP, şimdi namuslu bir değerlendirme yapmak ve temsilcisi olduğu siyasi geleneğin yol açtığı toplumsal, ahlaki ve siyasi tahribatı sorgulamak durumundadır. Bu çerçevede, manevi değerleri siyasi amaçlarla istismar edenler, bunlar üzerinden siyaset yapanlar ve mütedeyyin soydaşlarımızın temiz duygularını yıllardan beri kullananların kimlikleri ve mensup olduğu zihniyet de bu sorgulama ve hesaplaşma sonucu ortaya çıkacaktır” dedi.

-“BAŞBAKANIN ÇARESİZLİK İŞARETLERİ”

Bahçeli, davanın karar aşamasında “öfke, telaş ve panik” halinde olduğu gözlenen Başbakan Erdoğan'ın hukuki süreci harekete geçirmesinin en samimi dilekleri olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
“Ancak, Başbakan'ın son dönemde sergilediği psikoloji, gerçeklerin üzerini örtmek amacıyla baskı, tehdit ve şantajdan medet umması ve nihayet basını boykot çağrılarında bulunması bu konuda fazla ümitli olmaya mahal bırakmamaktadır.

AKP kongrelerinde ve iftar yemeklerinde, suçluluğun telaşı içinde makulden uzaklaşarak herkese gözdağı vermeye çalışması, yükselen ses tonu ve üslubunun düşen seviyesi artık ülkesini yönetemeyen bir Başbakan'ın çaresizlik işaretleri olarak görülmelidir. Son günlerde ilçe kongreleri bahanesi ile yürütülen kirli kampanya ile Başbakan'ın öteden beri bastırmaya çabaladığı 'otokratik yönetim' tabiatını da harekete geçirdiği anlaşılmaktadır.
Özel hayatın gizliliğinin ihlali konusunda söylentilerin yaygınlaştığı bir dönemde 'yerin kulağı' benzetmesi ile bu kuşkuları artıran Başbakan'ın, dedikodu ve dinlemelerden medet ummaya çalışması; sözde sakladığı gerçekleri açıklamak adına muhataplarına süre tanıyarak şantajlı randevular vermesi, siyasi ahlak, yönetim kültürü ve demokratik düşünce açısından kabul edilemez irtifa kayıplarıdır. Ancak bu gelişmelerden daha vahimi ise yönetim aczi içindeki Başbakanın bu tavırlarının, 'sindirilmiş' kıtalar tarafından alkışlanması ve bunun aslında kendisine ve partisine yapılabilecek en büyük kötülük olduğu gerçeğinin hâlâ anlaşılamamış olmasıdır.
AKP bünyesinde bulunan sağduyu sahibi insanların Başbakan'a itidal yolunu gösterememeleri, giderek kirlenen ve kirlendikçe öfke dozu artan siyasetleri açısından büyük bir talihsizliktir.”

-“BAŞBAKAN, RTÜK BAŞKANININ GÖREVDEN ALINMASINI SAĞLAMALI”

Bahçeli, yolsuzluk suçlamaları parti yöneticilerine kadar ulaşmış olan Başbakan Erdoğan'ın bugün gelinen noktada, gerek Deniz Feneri davası ile gerekse partililerinin karıştığı diğer davalara ilgili olarak, hukuki sürecin hiçbir siyasi etki ve müdahale olmaksızın süratle işleyeceği yolunda Türk milletine güvence vermesi ve RTÜK Başkanı Zahid Akman'ın hukuki süreçte aklanana kadar görevden ayrılmasını sağlaması gerektiğini ifade etti. Bahçeli, “Başbakan Erdoğan'ın Kanal 7 ile kendisi ve partisi arasındaki ilişkilere bütün yönleri ile ve inandırıcı bir açıklama getirmesi ve İçişleri Bakanlığı vasıtasıyla Türkiye'deki yardım derneklerinin dışarıdan aldığı bağışlar hakkında kapsamlı bir hukuki inceleme başlatması gerekmektedir. Başbakan ve AKP'nin bu şaibeden kurtulması ve vicdanlarda aklanmasının yegâne yolu ve öncelikli çaresi budur. Şeref ve haysiyet sahibi olmanın ilamı inançların paravan yapılarak medya karşısında meydan okumakla değil, yargı nezdinde hesap vererek aklanmaktan geçmektedir” dedi.

MHP için yolsuzluk ithamlarından kurtulmanın, yolsuzlukları önleyebilmenin yolunun “öfke ve hakaretle üste çıkmaya çalışmaktan ve muhataplarını sindirmekten” değil; “dokunulmazlıkların kaldırılması” ve çıkarılacak “Siyasi Ahlak Yasası” ile TBMM'den kuvvet alan “temiz siyaset, temiz toplum, temiz yönetim” anlayışının hakim kılınması olduğunu vurgulayan Bahçeli, şunları kaydetti:

“Bu konuda 26 Ağustos 2008 tarihli basın açıklamamızdaki önerilerimiz doğrultusunda acilen yolsuzluklarla mücadele için bir “milli program” hazırlanması artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Ancak, çağırımız sözde ahlak ve dürüstlük mesajı verenlerden henüz karşılık bulmamıştır. TBMM'nin yeni yasama yılında yapması gereken ilk görev ve dürüstlükte samimiyet sınavı bu olmalıdır. Ancak bugünkü Meclis çoğunluğu açısından bu konuda öncelikli sorumluluk iktidar partisine düşmektedir.

Bunlar yapılmadığı ve yolsuzluların üzeri örtülmeye çalışıldığı takdirde, AKP'nin ampulü ile Deniz Feneri'nin aynı kirli yolu aydınlattığı açıklık kazanacaktır.

Bu kirlenmiş yolun yolcularının ise önce istismar edilmek istenen masum vicdanlarda mahkûmiyeti ve sonra yapılanların yüce adalet karşısında hesabının verileceği 'devri sabık' kaçınılmaz olacaktır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*