Devrim, önce çocuklarını yer!

  • Giriş : 07.07.2006 / 00:00:00

"Danton’un Ölümü”nü izleyenler ya da hikâyesini bilenler yukarıdaki sözü az çok hatırlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sadece Türkiye’ye has bir gerçeklik değil, Afrika’sından G. Amerika’sına oradan Asya’ya nereye giderseniz gidin karşınıza çıkarlar. Siyasal rejime karşı yapılmış bir başkaldırı -şimdilerde balans ayarı deniliyor- gibi gözükse de devrimlerin temelinde sistemi tümüyle değiştirme amacı yatar. Değişimi, özgürlüğü vaat eden birçok hareket, hedefine ulaşsa da bazen kendi yapılış amaçlarının altına dinamit de koyarlar. Bundan da en fazla zararı birlikte hareket için yola çıkanlar görür ve adeta bir bumerang gibi gelir sahiplerini parçalar.

Bugün gösterime girecek olan Kayıp Şehir (The Lost City) tam da böyle bir öykü ile karşımıza çıkıyor. ABD’nin burnunun dibindeki Küba’da, Fidel Castro ve Che Guevara’nın başını çektiği devrime götürüyor film izleyiciyi. Ünlü aktör Andy Garcia’nın oyuncu ve yönetmen olarak karşımıza çıktığı Kayıp Şehir, aşk, aile dramı, dans ve müzik gibi temaları birleştirerek bir devrimin pek de bilinmeyen yüzüne ışık tutuyor. Küba’da geçen bir ‘Casablanca’ niyeti ile yola çıkan Garcia’nın, filmi izledikten sonra bu arzusuna ulaştığını söylemek mümkün. Daha çok dans ve Küba’nın o iç yakıcı müziğinin sindiği filmde yavaş yavaş yükselen bir siyasî gerilim de var. Yönetmenin ‘ezber bozma’ kabilinden girişimleri Castro ve devrimine cesur yaklaşımlar getirirken, dram ve aşkı da beraberine almasıyla filmi izlenilebilecek kıvama getiriyor. Diktatörlerden kaçış öyküsünün, sonunda ‘özgürlükler ülkesi’ ABD’de bitiyor olması ise seyirciyi hiç şaşırtmayacak doğrusu.

Küba’nın usta romancısı Guillermo Cabrera Infante’nin kaleminden çıkan Kayıp Şehir, 1958 yılının Havana’sına götürür. O dönemin başkenti için herkes “Karayiplerin Paris’i” demektedir. Gündüzün güneşi ile kavrulan ülke insanını, gece dans ve müzik kucaklamaktadır. Lüksün hüküm sürdüğü şehirde Amerikan hayatı özentisi hakimdir. Kalburüstü kesim, şık giyimi kuşamı, son model arabalarıyla birçok kişinin hayallerinden bile geçmeyen bir hayat sürmektedir. Ülkenin görünmeyen yüzünde ise halk, diktatör Fulgencio Batista’nın zorbalıkları altında ezilmektedir. 1940 anayasasını geri getirmek üzere entelektüeller ve siyasetçiler harekete geçer; ama her şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayanlar silahlanır ve meçhul suikastlar başlar. Tam da böyle bir karışıklığın çıkmasını bekleyen iki kişi vardır; Fidel Castro ve Che Guevara. Devrimci güçler başkent Havana’ya girerek el koymak üzeredir. Bu kadar keşmekeşin ortasında kalan kişi ise Fico Fellove’dir (Andy Garcia). Havana’nın en şık gece kulübünü işleten Fico, iyi bir aile çocuğudur. Karışıklığın ortasında ailesini ve işyerini bir arada tutmak adına gayret sarf eden genç adam, gün geçtikçe dizginlerin elinden kaçtığını anlar. Demokrat babanın iki oğlu çoktan Castro saflarına katılmıştır. Ayakta kalan belki de tek bir şey oluyor; müzik. O, sürgünde bile olsa sesini duyuruyor…

Kayıp Şehir, öncelikle müziğiyle kesinlikle kulağa hitap edecek türden bir film. Her anı müzikle dolu filmde yönetmen kendi sevdiği Kübalı sanatçılardan bir seçki yapmış. Biraz uzun olmasına rağmen kurgudaki hızlı geçişlerle film sıkıcı olmaktan çıkıyor. Net ve fotoğrafa yakın kareler yakalayan görüntü yönetmeni iyi iş çıkarıyor. Bill Murray ve Dustin Hoffman’la zenginleştirilen kadro ise göz dolduruyor. Infante’nin anlatımı sessiz ve derinden, Garcia bunu iyi gözlemlemiş ve tüm hareketliliği içinde daha naif ve romantik bir anlatım yakalamış denilebilir. Biraz Küba müziği, romantizm hatta biraz da tarih derseniz Kayıp Şehir, bu haftanın filmleri arasında öne çıkıyor gibi.

KAYIP ŞEHİR

Yönetmen: Andy Garcia

Oyuncular: Andy Garcia, Bill Murray, Dustin Hoffman, Ines Sastre

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious