'Dindar Kadınlar'dan Vakit'e çağrı

'Dindar Kadınlar'dan Vakit'e çağrı.14517
  • Giriş : 07.11.2008 / 15:10:00
  • Güncelleme : 05.09.2016 / 22:48:59

Para almakla suçlanan Dindar Kadınlar Platformu'nun uyarı bildirisi: Kardeşliğe uygun davran, Vakit!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dindar Kadınlar Platformunun Vakit'i eleştiren basın açıklamasının ardından Vakit'in haber sitesi ispatlanması gereken bir iddia ortaya attı. Habervaktim'de yayınlanan "O platform, Hürriyet'ten para mı aldı?" başlıklı haber'de şu iddialara yer verildi:

"Ortak bildirinin zamanlaması ve içeriği ile ilgili akıllarda soru işareti bıraktı. İddiaya göre sözü edilen kadın platformu, Hürriyet gazetesinden para aldı."

Haber Vakti'min imzasız yayınlanan haberinde Dindar hanımların kartel basınının her gün ortaya koyduğu ahlaksız yayın anlayışını görmezden geldikleri ileri sürüldü...


DİNDAR KADINLAR PLATFORMU: KARDEŞLİĞİ ÇİĞNEYEN ÇİRKİN İFTİRA

Timeturk yazarlarından edebiyatçı-yazar Yıldız Ramazanoğlu ismi verilerek yapılan haberdeki ifadelerin kendisine ait olmadığının altını çizdi.

YAZIKLAR OLSUN...

Platform'dan TIMETURK'e  yaptıkları açıklamada şöyle denildi:

"Vakit gazetesinin tutarlı ve kararlı ve hür bir ses çıkaramaması üzerine toplumda Müslümanlar'a dair oluşan güven bunalımını aşmak ve her kesimden sızlayan vicdanlara sağlam bir duruşun da sergilenebileceğini göstermek için bir bildiri kaleme aldık, bunu sadece kendi web sayfamızda yayınladık, akabinde Vakit gazetesinin bu suçlamalarıyla karşılaştık ve arkadaşlarımız bunun çok incitici ve karalayıcı bir yalan olduğunu böyle haberler yapmamaları gerektiğini bunu habere dönüştürmelerinin kardeşlik hukukuna aykırı olduğunu beyan ettiler. Buna rağmen böyle bir ithamla ve asparagas ile karşılaştık, yazıklar olsun tek kelimeyle yazıklar olsun..."

Sözkonusu iddiayı "kardeşlik hukukunu hiçe sayan çirkin bir iftira" olarak nitelendiren Ramazanoğlu haberde kendisine atfedilen ifadelerin yalan olduğunu ifade etti. Ramazanoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Eğer bir telefon açıp bizden bilgi isteselerdi bu kadar çirkin bir iftiraya sığınmaya gerek kalmayacaktı. Biz Müslümanlar birbirimize karşı İlahi hukuk ile sorumluyuz. Biz kardeşçe uyarımızı yaptık. Vakitteki kardeşlerimizin mü'mine kardeşlerine iftira atmak yerine olgunca bir değerlendirme-muhasebe yapalarını beklerdik" dedi.

İŞTE O BİLDİRİ

http://vakitetepki.blogspot.com/ adresinde imzaya açılan söz konusu bildiride şu ifadeler yer alıyor: "Hüseyin Üzmez ile ilgili yapacağınız açıklamayı büyük bir merakla bekleyen biz dindar kadınlar hayal kırıklığı yaşadığımızı belirtmek isteriz.

Zira önceden beri kendisine isnad edilen suçlarla ilgili şaibeli kişiliği olan bu zatın cezaevinden çıktıktan sonra tv kanallarında yaptığı konuşmalar bu suçu işlediğini ima eden ifadelerle doludur. İşlediği düşünülen suç henüz sabit olmamış bile olsa yaptığı açıklamalar dindar kesimi ve vicdanı olan herkesi rencide etmiştir Sadece bu açıklamaları dahi bu zatın gazetenizde yazmasını engellemek için yeterlidir. Bizleri ve tüm dindarları bu kadar rencide eden birini diğer gazete patronlarının porno yayınından sabıkalı olmasıyla mukayese etmek vahim bir yaklaşımdır. Biz zina yapmayın değil zinaya yaklaşmayın emrine muhatabız. Başkalarının kusurlarıyla mukayese etmek, kişiyi aklamaya çalışmak demektir.

Bu nedenle sizden; referans verdiğiniz Müslümanca duruşun sorumluluğunu yerine getirmenizi, Müslümanları töhmet altında bırakan bu şahısla tüm irtibatınızı kesmenizi talep ediyoruz.
Gerek gazetenizde gerekse başka bir gazetede bu kişiye verilecek bir köşe, bu ülkenin kadınlarını, dindar insanlarını ve vicdanı olan herkesi üzecek ve bizlerin haysiyetini rencide edecektir.
Hüseyin Üzmez tartışmalı bir raporla dört duvar arasından kurtulmuş olabilir ama anaların, kadınların ve insanlığın vicdanındaki mahkûmiyetinden ömur boyu kurtulamayacaktır.
“Müslüman, elinden ve dilinden emin olunandır.” (Hz. Muhammed –as-)"

Metni imzalayan, bazı platform üyeleri arasında yeralan ve kamuoyunun yakında tanıdığı bazı isimler şöyle: Sıdıka ÇETİN, Avukat Mualla KAVUNCU, gazeteci-yazar Yıldız RAMAZANOĞLU, Hilal KAPLAN, Gazeteci-yazar Gülcan TEZCAN, Tuba Nur SÖNMEZ, yazar Cihan AKTAŞ, yazar Pınar SELEK, Sümeyye KAVUNCU, Sila TÜRKÖNE, Mazlum-der genel başkanı Dr. Ömer Faruk GERGERLİOĞLU, Sosyolog Ferhat KENTEL, Münire DANİŞ, Dr. Hidayet Ş. TUKSAL, Muharrem BAYKUL, Prof.Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU, AK-DER genel başkan yardımcısı Avukat Fatma BENLİ, Avukat Yılmaz ENSAROĞLU, Gazeteci-yazar Ümmühan ATAK, Prof.Dr. Baskın ORAN, Selvet ÇETİN gibi isimler bulunuyor.

EMİNE ŞENLİKOĞLU: ÜZMEZ'İ TASVİP ETMİYORUM AMA CHP'LİLER SAMİMİ DEĞİL

TIMETURK'e konuşan yazar Emine Şenlikoğlu "Hiçbirşeyden emin değilim, mahkeme sonucunu bekliyorum ancak elbette o tv konuşmalarını tasvip edemem, ancak CHP'lilerin eylemine de bir çift lafım var, Acaba o CHP'li kadınlar hergün sokaklarda satılan yüzlerce kız hakkında neden hiç eylem yapmadılar?! Yaşlı erkeklere pazarlanan bu yavrularımız hakkında neden tepki göstermediler de fırsat bu fırsat Vakit'in önünde laiklik sloganları attılar? Mollalar İran'a demekle kızlarımızın taciziyle ne alakası var? Bu samimi değil" diye konuştu...  

RABBİMİZ MÜSLÜMANLARI HÜSEYİN ÜZMEZ İLE SINIYOR

"Gerçek Hayat" Dergisi ve "Söz ve Adalet" dergisi yazarı İhsan Eliaçık, Üzmez'in televizyon kanallarında yaptığı açıklamaları "kepazelik" olarak değerlendirdi. Eliaçık, "Televizyon kanallarına çıkıp açıklamalarda bulunmasını yanllış buluyorum" diyen Eliaçık, "Şuanda yapması gereken susmaktı. 'Dava sonuçlanana kadar, mahkeme karar verene kadar susacağım, hiç bir yerde yazmayacağım' demesi ve evine kapanıp kamuoyunda görünmemesi gerekirdi. Davada aleyhine bir hüküm çıkarsa, herkesten özür dilemesi, eğer imanı varsa kendini bir ağaca bağlayıp ölümünü beklemesi gerekir. Eğer lehine bir sonuç çıkarsa o zaman çıkıp açıklamasını yapar, aklandığını söyler. Üstüne üslük mahkeme devam ederken çıkıp, 'beni şapur şupur öpüyorlardı, nüfus cüzdanlarını sorup öpmeyin mi deseydim' falan demek katmerli rezalettir." dedi.

Dindar Kadınlara tam destek veriyorum, suçlamalar acziyet göstergesi:

Eliaçık, TIMETURK'e yaptığı açıklamada şöyle konuştu: "Dindar Kadınlar platformuna tam destek veriyorum, yaptıkları şey çok erdemli bir davranış, Vakit tamam ben bu eleştirileri değerlendireceğim diyeceği yerde mahkeme kararını beklemeksizin savunmaya geçiyor. Dindar Kadınlar Platfomunu Hürriyet'ten para almakla bile suçladı. Bu çok çirkin. Rezalete rezalet katmaktır bu. Oysa Vakit, mahkeme kararından önce Üzmez ile ilişiğini kestiğini açıklaması lazım. İslami kesim başkalarına eline malzeme vermeden önce bu problemleri önce kendisi çözmeli."

SİBEL ERASLAN: "BAŞIMIZIN BELASI ÜZMEZ"

 

Gerçek Hayat ve Vakit Yazarı Sibel Eraslan, Gerçek Hayat dergisindeki son makalesinde: "Üç ayrı dönemde ve üç ayrı netamesuç üzerinden fotoğraflarına baktığımızda Hüseyin Üzmez'in, her seferinde yakınlaştığı kesimleri hüsrana uğratıp, utandırdığı ve başa bela getirdiği ortadadır…Dini moral değerleri önemseyen kesimler için tertip edilen sosyal mühendislik projelerinin sürekli “iffet” üzerinden konuşlanması sizce de raslantı olabilir mi?"

ÖZGÜR-DER: "VAKİT ÜZMEZ İLE İLİŞKİNİ KES"                  


Özgür-Der Genel Başkanı Hülya Şekerci de Dernek adına yaptığı basın açıklamasında Vakit'e çAğrı yaptı:

"CHP'lilerin provokasyon ve saptırma amaçlı bu tavrını kınıyor, bu vesileyle Vakit Gazetesi yönetimini de Vakit'in şahsında Müslümanlara çamur atma malzemesine dönüşen Hüseyin Üzmez ile hiçbir bağ ve irtibatının kalmadığını net biçimde ilan etmeye çağırıyoruz."

ALİ ADAKOĞLU: "KEPAZELİĞİ İLE İSLAMİ CAMİAYA TRAVMA YAŞATTI"

Gerçek Hayat Dergisi editörü Ali Adakoğlu "Hüseyin Üzmez mi? Selena mı?" başlıklı editör yazısında şu ifadeleri kullandı: "Hüseyin Üzmez'in televizyon ekranlarında söyledikleriyle İslami camiaya yaşattığı travma, üzerinde düşünülmesi gereken bir kepazelik. Hüseyin Üzmez'in bahsedilen taciz fiilini işleyip işlemediğini olayın failleri ve şahitleri bilir. Hükmü de hukuk verecek. İşin bu boyutunda değiliz.

Takıldığım nokta, Üzmez'in televizyon ekranlarındaki tavrı. Üzmez'in ekranlardaki tavrı da söylediği sözler de kepazeliğin en güzel örneğini gösteriyor. Çünkü 70 küsur yaşındaki bir adamla 14 yaşındaki bir kız çocuğunun evlenebileceğini ima eden sözler,  medeni ve örfi hukuka asla sığmayan, toplumda sübyancılık olarak görülen bir fiil.


RIDVAN KAYA: "ÇÜRÜME GÖSTERGESİ"


Haksöz dergisi yazarı Rıdvan Kaya, Haziran ayında yazdığı "Bir Çürüme Göstergesi Olarak Hüseyin Üzmez Vakası” başlıklı yazısında şu ifadelere yer vermişti: “Müslümanlara hitap eden bir yayın organında kendisine köşe tahsis edilen bir ismin bugüne dek ne yazdığının, ne söylediğinin sorgulanmaması sıradan bir ihmal olarak görülebilir mi?

Köşesini kişisel dostluk ve muhabbet mesajları iletmenin aracı kılmanın; ahbap çavuş formuyla kalem oynatmanın; bürokratından, siyasetçisine, polisinden askerine kadar içlerinde tescilli İslam düşmanları da bulunan bir sürü isme methiyeler düzmenin bırakalım tebliğ ve davet sorumluluğunu, gazetecilikle ne ilgisi olabilir? Ve tüm bu garip görüntüye onay veren bir gazete yönetiminin, nihayet çirkinliğin sapıklık boyutuna varmasından sonra "Bizi bağlamaz." demesi haklı bulunabilir mi?”

MURADOĞLU: "ÇAKIRGİL HAKLI"

Yeni Şafak yazarı Abdullah Muratoğlu, İşte bu! başlıklı yazısında Selahattin Çakırgil'in eleştirileri hakkında şu ifadelere yer verdi: "Vakit yazarı Selahattin Çakırgil, “Hüseyin Üzmez Vakası”na gazetesinin yaklaşımını eleştirmiş Yıllardır Almanya'dan Vakit'e yazıyor Selahattin Bey.. Benim de bir Almanya seyahatimde Köln'de tanıştığım değerli bir insan. İslami camia içinde bilgiçliği, mütevaziliği, sadeliği ve beyefendiliği ile maruf bir isim. Öte yandan camianın en eski gazetecilerinden Selahattin Bey, bu yüzden getirdiği eleştiri çok önemli."

GERGERLİOĞLU: VİCDANLAR MAHKUM ETTİ

Sitemiz yazarlarından Mazlum-Der genel başkanı Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu'da  TIMETURK'te yayınlanan son makalesinde şu ifadelerle durumu değerlendirdi: "Ahlaken  zafiyet  gösterildiği  iddiaları kesinleşmiş olmasa  da  Hüseyin Üzmez'in  beyanları  hal ve  hareketleri  mahkum  edilmeli  ve  vicdanların  verdiği  karar  esas  olmalıdır. Hiç kimse  adına,  sanına,  gazeteciliğine,  falan  fikriyattan  olup  olmamasına  göre  değerlendirilemez. Çirkin  fiiller  “ama” sız  dışlanmalıdır."

  DİLİPAK: "ÜZMEZ TOPLUMA ÖZÜR BORÇLU"

Vakit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak ise 3 kasım tarihli makalesinde konuyla ilgili şöyle dedi: "Bu konu böyle uluorta konuşulacak bir konu değil. Ayıp, günah.. Bizim ne yaptığımız kadar insanların bundan ne anladığı da önemli.. Üzmez ahir ömründe gök kubbede iyi bir sada bırakmak istiyorsa, ne yaptığı kadar yaptıklarının nasıl anlaşıldığını da düşünmesi, iki düşünüp bir konuşması gerek.. O televizyondaki görüntüler, sözler hiç hoş değildi. Televizyonda söylediği sözler sebebi ile Üzmez topluma özür borçlu.. Bu defa gerçekten üzdü! Bazı şeylerin şuyuu vukuundan beterdir. Yaralı bilinçlere tuz basmamak gerek. Ne söylediğimiz kadar bazı şeylerin nasıl anlaşıldığı da önemli.. Sözün yeri ve zamanı da önemli.. Üslub da.. Sanırım söz gümüşse sükûtun altın olduğu bir konu ve süreçte yaşıyoruz bu olayla ilgili.."

NEDİM HAZAR: "TAM İSTEDİKLERİ MALZEMEYİ VERDİ"

Zaman yazarı Nedim Hazar ise "Üzmez'i ye, bağcıyı döv!" başlıklı yazısında olaya bakışını şu ifadelerle dile getirdi: "Hüseyin Üzmez isimli bir yazar (ki kendisi 70 küsur yaşında) 14 yaşında bir kıza cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla bir süredir içerideydi. Sonra alınan bir adli tıp raporuyla dışarıya çıktı. Hani bu tür mevzular için 'şüyuu vukuundan beter' derler ya, öyle olmadı. Başta bize akıl fikir veren yayın organlarının TV kanalları olmak üzere, kanal kanal gezmeye başladı ve aslında tam da onların duymak isteyeceği şeyler söyleyip durdu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*