‘Dinin toplumda güçlü ve yapici bir rolü var’

  • Giriş : 15.11.2005 / 00:00:00

TEKSAS - Düsünce ve Pratikte Fethullah Gülen Hareketi’ konulu sempozyum ikinci ve son gününde de entelektüel ziyafetle devam etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bulaç, bugün Türkiye’de onun misyonuna deginmeden sosyoloji yapilamayacagini kaydederken, “Türkiye’nin global sürece tek katkisi, ilhamini Fethullah Gülen’den alan okullar ve egitim faaliyetleridir.” dedi. Lousiana Southern Üniversitesi’nden Dr. Karen Fontenot, Gülen’in temsil ettigi ‘Türk sufizmi’nin ‘dünyanin her yerine adapte edilebilecek’ bir ‘Islam türü’ oldugunu söyledi. Fontenot, Türklerin tarih boyunca Islam’in ‘evrensel bir din’ haline gelmesine yaptiklari diger katkilari da anlatti. Temple Üniversitesi’nde Gülen hareketi üzerine doktora yapan Heon Kim, tebliginde Gülen’in çizgisini ‘tarikatsiz sufizm’ seklinde tasvir etti.



‘Islam ve demokrasi’ temali oturumda ise Teksas Üniversitesi’nden Dr. Alp Aslandogan, Gülen’in demokrasinin insanin manevi ihtiyaçlarini da tatmin edecek sekilde gelistirilmesi yönündeki fikirlerine temas etti. Central Oklahoma Üniversitesi’nden Dr. Jane Schlubach, Gazali ile Gülen’in hosgörü konusundaki görüslerinin benzerligini ortaya koydu. Deakin Üniversitesi’nden Dr. Greg Barton, sosyal muhafazakarligi, derin maneviyati ve Gülen’in karizmasi sebebiyle bir ‘sivil toplum hareketi’ olarak nitelendirdigi bu hareketin bazilarinca yanlis sekilde ‘Islamci’ ya da ‘tarikat’ sinifina konuldugunu ifade ederken, benzeri ‘ilerici Islami sosyal hareketler’in Endonezya’da da bulundugunu kaydetti. Ingiltere’deki Central England Üniversitesi’nden Dr. Ian Williams’a göre ise Gülen hareketi ‘tarikat, baski grubu ya da hiyerarsi manasinda tanimlanabilecek bir organizasyon degil, bir sosyal hareketin izlerini tasiyor.’ Müzakereci Bekim Agai, Islam ve demokrasinin nasil bagdasabilecegini sorgularken, Gülen hareketinin seküler olan Orta Asya’da basarili olurken, seküler olmayan Arap dünyasina girememis olmasina dikkat çekti.



‘Medya, diyalog ve cemaat’ konulu oturumda teblig sunan Chicago Loyola Üniversitesi’nden Dr. Marcia Hermansen, hareketteki ‘cemaat’ anlayislarini mercek altina aldi: “Izmir’de Gülen’in etrafinda kristalize olan küçük bir çevreden baslayan hareketin 1990’larda temel odak noktasi özellikle egitim ve dinler ve kültürlerarasi diyalog alanlarinda insanliga hizmet olarak ortaya çikti. Bugün bu grup tarafindan açilan yüzlerce okul tüm dünyaya yayilmis durumda ve diyalog aktiviteleri büyük Amerikan sehirlerini de içine alacak sekilde genisliyor.”



‘Gülen, sufizm anlayisini Kur’an’dan aliyor’



Gülen’in sufizm anlayisinin temelinde ‘Kur’an ve sünnet vurgusu’ yattigini söyleyen Wisconsin Üniversitesi’nden Mustafa Gökçek’e göre, ‘Ortodoks Müslümanlar’ca elestirilen birçok konuya hosgörüyle yaklasan Gülen’in sufi literatürüne en büyük katkisi ‘aksiyona yaptigi vurgu.’ Ilahiyat doktoru Adnan Aslan ise, Fethullah Gülen’in günümüz global dünyasinda ihtiyaç duyulan, modern sartlara uygun ‘yeni bir teolojik dil’e zemin hazirladigini belirtti. Iki gün süren sempozyumun akademik degerlendirmesini ise Prof. Dale Eickelman yapti. Dinin modern toplumda oynayacak rolü kalmadigini savunanlarin yanlis düsündügüne isaret eden Eickelman, “Aksine, din toplumda çok güçlü ve yapici bir rol oynamaktadir. Polonya’daki dayanisma hareketi, Latin Amerika’daki Hiristiyan hareketleri ve Gülen hareketi gibiler buna örnektir.” seklinde konustu. Eickelman, Gülen hareketiyle ilgili üzerinde durulmasi gereken daha birçok arastirma konusu oldugunu kaydetti.



Sempozyumun kapanis yemeginde ise genç arastirmacilar arasinda yapilan yarismada basarili bulunan tebliglere para ödülü verildi. Dinlerarasi Diyalog Enstitüsü tarafindan düzenlenen yemekte konusan ev sahibi Rice Üniversitesi Boniuk Merkezi’nin yardimci direktörü Jill Carroll, organizasyonun basarisindan söz ederek “Sizleri her zaman bekleriz.” dedi. Türkiye ziyaretinde Gülen hareketiyle ilgili ögrendiklerinin sempozyumla pekistigini ifade eden Carroll, “Gülen hareketi olmasa belki de hiç egitim alamayacak olan insanlar bugün hayatta bir yerlere gelmis durumda. Bu, küçük bir sey degil. Inanilmaz bir sey.” dedi. Sempozyuma Türkiye’den gazeteci Avni Özgürel ile Fehmi Koru, Prof. Dr. Dogu Ergil, Ingiltere’den Dr. Ihsan Yilmaz da gözlemci olarak katildi.



Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious