Dink ailesinin avukatı Erdal Doğan, suikasti konuştu

  • Giriş : 15.07.2007 / 09:46:00

Dink cinayeti öncesi tehditleri, soruşturma sürecini ve ailenin kaygılarını en iyi bilen kişi avukat Doğan.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dink'in yakın dostu Doğan'a göre rahip Santoro cinayeti, Malatya'daki vahşet, Danıştay saldırısı ve Hrant'ın öldürülmesi aynı merkezden yönlendirildi.

- Hrant Dink, yaşadığı acıları, baskıları nasıl tanımlıyordu?
- Hrant, Ermeni olması dışında çok önemli özellikleri olan biriydi. Ermeni sorununu, o acıları hem Türkiye içerisinde hem diasporada hem de devlet politikasında çözümlenmesi için çabalıyordu. Toplumsal barışın nasıl sağlanacağı derdini yaşıyordu. Yüreği ve gönlü herkese açık bir Ermeni ve gazeteciydi. Aynı zamanda muhalif olan solcuydu. Mahkemenin verdiği ve bir hukuk cinayeti olan "Türklüğe hakaret" cezasının Yargıtay tarafından onanması üzerine "Ben artık Türk komşularımın yüzüne nasıl bakacağım," diye ağladı. Gerektiğinde diasporayla, Türkiye'deki Ermenilerle ve devletle sorun yaşıyordu. Bir Hrant Dink'i tanıyordum ölmeden önce zaten çok seviyordum. Ama öldükten sonra çocukluk arkadaşlarının anlattıklarıyla sevgim daha da arttı. Yetimhanede birlikte kaldığı, şimdi yurtdışında yaşayan arkadaşları da cenazeye geldi. Anılarını anlattılar; hepsinde Hrant özverili, kapsayıcı, problemleri çözmeye çalışan bir kişilik.

YERDE YATIŞI İLK DEĞİLDİ
- Arkadaşlarının anlattıkları içinde sizi en çok hangisi etkiledi?
- Avustralya'dan gelen Nişan adlı arkadaşının anlattığı çok çarpıcıydı. Hrant'ın öldürülmesini Avustralya'da da televizyonlar ilk haber olarak vermiş. Nişan da Hrant'ın öldürülmesini televizyondan öğrenmiş. Yerde yattığı görüntüyü görünce hemen aklına yetimhanede yaşadıkları bir olay gelmiş. Anlattığına göre yetimhanede çok az ekmek ve yiyecek veriyorlar. Hrant da çocuklar için zaman zaman gizlice dolaptan ekmek alıyor. Kendisi bir parça bile almaz, küçüklere dağıtıyor. Bir gün yetimhanedeki yöneticilerden biri Hrant'ı ekmek alırken yakalayınca, yumruk atıyor. Hrant fenalık geçiriyor ve cinayet günü olduğu gibi yere yatıyor. Nişan, "Cinayet görüntüsü görünce hemen aklıma o olay geldi. İkisinde de başkaları için çabaladı," dedi.

- Hrant Dink hedef olduğunu bildiği halde neden yurtdışına çıkmadı?
- Cinayetten iki hafta önce 301'den mahkûm olduğu davayla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yazılacak dilekçeyi tartıştık. Bu sırada başından geçenleri yazmasını istedik. "Yazarsam dilekçeye yardımcı olur mu?" diye sordu Fethiye abla (Çetin) ile "Olur," deyince yazacağını söyledi. Ama inanmadım çünkü daha önce de ısrar etmiştim ama yazmamıştı. İstanbul Vali Yardımcısı Erol Güngör'ün odasında yaşanan üstü kapalı tehdidi, Sabiha Gökçen haberiyle hedef gösterilmesini ve tüm tehditlerle ilgili basın açıklaması yapmasını istedik. Gerginlik olmasın diye yapmadı. Bir süreliğine Türkiye'den gitmesi için de çok uğraştık ama her defasında "Uzaklaşamam bu memleketten. İki, üç gün gitsem zindan gibi geliyor bana Avrupa, çok özlüyorum memleketimi," diyerek kapattı.

- Güvenlik güçleri neden önlem almadı?
- Hrant yazı yazıyor "Hedefteyim," diyor. Niye hedefte olduğunu da yazıyor. Ama yazıyı okuyan İstanbul Emniyeti, kapıya polis koymuyor, önlem almıyor. Bir de Agos gazetesi sivil polisler tarafından istihbarat amaçlı korunmuyor muydu? Bence korunuyordu. En azından bilinen bir şey gerçek var; Agos istihbarat amaçlı takip altındaydı. Orayı gözlemleyen sivil istihbaratçılar hiç mi bir şey görmedi? Onlar konuşmalı. Ama cinayet büyük bir organizasyonun işi.

- Nasıl bir organizasyon?
- Soruşturma ve zanlıların yakalanması sürecine baktığınızda sanki cinayet, devlettin belli kurumlarındaki belli isimlerden onay alınmış gibi duruyor. Samsun'da yakalanan cinayet zanlısıyla hem polisler hem de jandarmalar hatıra fotoğrafı çektirdi. Zanlı kahraman haline getirildi. Şimdi de cinayetin aydınlanmaması için engeller çıkartılıyor.
 
SABAH

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious