'Dink cinayeti dosyası kapanmasın'

  • Giriş : 23.01.2007 / 00:00:00

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, gazeteci Hrant Dink cinayetinin Türkiye'yi bölmediğini, parçalamadığını; bütünleştirdiğini ve kaynaştırdığını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, Dink'in öldürülmesi ve Irak'taki gelişmelere yer verdi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Dink'in alçakça katledildiğini ifade eden Baykal, milletin, “sağlıklı bir infial ve tavır alma” anlayışında olduğunu vurguladı.

Siyasi tartışmaları, farklılıkları, insan canına kast ederek, farklı düşünenleri öldürerek sonuçlandırma arayışının Türkiye'de hala itibar görmesinin, herkesi sarstığını belirten Baykal, siyasi tartışmaların, insanları öldürerek sonuçlandırılmamasını istedi. Baykal, bunun, Türkiye'ye, ahlakına, tarihine yakışmayacağını belirterek, “Bu yöntemlerle hiçbir sonuç almanın, öldürme yaklaşımıyla hiçbir siyasi tartışmada üstünlük kurmanın, haklılığı tescil etmenin mümkün olmadığını herkesin görmesi lazım” diye konuştu.

Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı'nın bu anlayışlara kurban gittiğini dile getiren Baykal, bu anlayışın tekrar ortaya çıkmaya başladığını gördüklerini kaydetti. Baykal, Danıştay Yargıcı ve Necip Hablemitoğlu'nun yine bu anlayışla katledildiğini belirterek, Dink'in de son kurban olarak seçildiğini söyledi.

“TÜRKİYE'YE YÖNELİK SUİKAST”

Türkiye'nin artık böyle olayları yaşamaması gerektiğini vurgulayan Baykal, bu acı olayın herkesi çok derinden sarstığını ifade etti.

Geçmişte yaşananlardan farklı olarak bu olayda, Türkiye'nin her kesiminden, her coğrafyasından, her siyasi anlayışından insanın ortak duyarlılık içinde çok açık, net, kararlı bir tavır takındığını belirten Baykal, “Öyle bir olayla karşı karşıya kaldık ki bu cinayet, aslında Türkiye'yi bölmedi, bütünleştirdi; Türkiye'yi parçalamadı, Türkiye'yi kaynaştırdı” diye konuştu. Baykal, bu olayın Türkiye'ye yönelik bir suikast olarak ortaya çıktığını, ülkeye en büyük zararı verebilecek bir girişim olduğunu kaydetti. Baykal, ancak bu zararı veremediğini, tam tersinin ortaya çıktığını ifade etti.

“TÜRKİYE İÇİN SINAV”

Sanığın ailesi başta olmak üzere vatandaşların olayın arkasında yer tutmadığını, onaylamadığını vurgulayan Baykal, gerçek Türkiye'nin bu olay karşısında takınılan tavırla ortaya çıktığını kaydetti.

Baykal, bunun, Türkiye için sınav olduğunu dile getirerek, halkın, haince saldırıyı reddederek, ayıplayarak, ihbar ederek, suçlayarak, tavır takınarak, bu sınavı doğru biçimde değerlendirdiğini söyledi. Bu olayı kendi küçük hesapları için değerlendirmek isteyenler çıkabileceğini vurgulayan Baykal, Türkiye'ye yakışmayan, yanlış ve ayıp bir iş yapıldığını belirtti. Her ülkede böyle ayıplar, yanlışlıklar yapıldığına işaret eden Baykal, en gelişmiş ülkelerde bile inancından,anlayışından, etnik kimliğinden dolayı insanların acılara maruz bırakıldığını söyledi. Baykal, Türkiye'nin bu olay karşısında, “en medeni ülkelerden çok daha büyük bir tepkiyi ortaya koyduğunu” kaydetti.

“GÜVEN KAYBI YARATTI”

Baykal, olay karşısında kendisini üzen yanlışlıklardan birinin, bunun ”Trabzon'a karşı bir kampanyaya dönüştürülmek istenmesi” olduğunu belirtti.

Trabzon'da son dönemde birbiri ardına ülkeyi sarsan yanlış olaylar yaşandığını anımsatan Baykal, bu olayların gereken biçimde değerlendirilmediğini, sorgulanmadığını, takip edilmediğini vurguladı. Baykal, “Trabzon'da rahibin öldürülmesi gerekli şekilde izlenip aydınlatılsaydı, sorumluların üzerine kararlılıkla yürünseydi, belki bu olayla karşı karşıya kalmazdık” diye konuştu.

İstanbul'da güvenlik yetkililerinin, “Olayın örgüt bağlantısı yoktur” söyleminin ciddi güven kaybı yarattığını vurgulayan Baykal, “Lümpen bir kişinin eylemi olarak anlamak ve dosyayı bu anlayışla değerlendirip kapatmak, belki bizi yarın çok daha tehlikeli durumlarla karşı karşıya bırakabilir” uyarısında bulundu.

IRAK

TBMM Genel Kurulunda bugün Irak ile ilgili kapalı oturum yapacaklarını anımsatan Baykal, Türkiye'nin önünde duran ciddi sorunları, tehlikeleri anlatmaya çalışacaklarını, hükümeti, yeni bir duyarlılık, dikkat ve anlayış içine girmeye çağıracaklarını belirtti.

Baykal, Irak'ın, 2002 seçimlerinden sonra TBMM'nin ana konusu olduğuna işaret ederek, Irak ile ilgili söyledikleri her sözün arkasında olduklarını, herkesin belgeye dayalı olarak değerlendirme yapması gerektiğini söyledi.
Deniz Baykal, 2003'teki çeşitli grup toplantılarında Irak'a ilişkin yaptığı konuşmalardan bölümler okudu. Baykal, bu konuşmalarında, “Irak'a gelmekte olan müdahale yanlış bir müdahaledir, sonuç almak mümkün değildir, kazanılması söz konusu olmayan savaştır. Doğru olmayan bir savaştır, füzelerle savaşı kazanırsınız ama füzelerin üzerine oturamazsınız. Füzeyle bir iktidarı yıkarsınız ama kendi iktidarınızı orada kuramazsınız” dediğini belirtti.

1 MART TEZKERESİ

Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a, “1 Mart tezkeresinde, ABD askeri yerleşsin diyorsunuz. Ne zaman çıkarlar?” diye sorduğunu anlatan Baykal, Erdoğan'ın “Vallahi ben de bilmiyorum” yanıtını verdiğini söyledi.
Konuşmasında 1 Mart tezkeresini okuyan Baykal, Türkiye'nin, 1 Mart'ı reddederek, söylenildiği gibi Irak'a girme şansını kaybetmediğini, topraklarının Irak'a döndürülmesini reddettiğini kaydetti.

Irak sınırında önlem alınması gerektiği halde alınmadığını ifade eden Baykal, önlem alınması durumunda bugünkü tablonun farklı olacağını söyledi.

Baykal, “Biz, ne öyle temelsiz bir demagojik, ideolojik anlayış içinde 'asker kullanılmasın' diye tavır takınıyoruz... Biz ülkenin güvenliğinin gerektirdiği tedbiri, gerektiği yerde almaya çalışıyoruz. Bunu önerdik, Türkiye yapmadı. Ana hata bu olmuştur. Irak politikasının temel hatası, askeri müdahale öncesi sınırda ciddi bir askeri varlığın kurulmamış olmasıdır” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious