Dink'i susturmak da öldürmek demekdi!

  • Giriş : 10.02.2007 / 00:00:00

Rakel Dink, eşi Dink’in sevgi ve kardeşliği savunduğunu, Türkiye’de kalarak çözümü Türkiye’de aradığını anlatırken şunları söyledi:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Oturayım da konuşmayayım mı, ağzıma fermuar mı çekeyim.’ Ona sus desek gene öldürmüş olacaktık. Dolayısıyla o asla terk etmeyi düşünmedi bu ülkeyi.”

Rakel Dink, Şubat 2004’te Agos gazetesinde ve ardından diğer gazetelerde yayınlanan, Sabiha Gökçen’in Ermeni asıllı olduğu savındaki haberi anımsatarak, “Bir kere ümitsizliğe kapıldı. O da bu olayın başlangıcı. Sonra ümidimize tekrar sarıldık. O Sabiha Gökçen haberinden sonra çok büyük bir baskı hissettim onun üzerinde ben onu tabi bire bir yaşıyordum, yanındaydım” dedi.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesinin ardından, eşi Rakel Dink’in ilk TV röportajı Kral TV’de yayınlandı. Gazeteci Ayşe Önal’ın sorularını yanıtlayan Rakel Dink, eşiyle arasındaki aşktan cenaze töreninde okuduğu mektup ve atılan sloganlara kadar düşüncelerini açıkladı.

KULAĞIMA FISILDAYARAK YAZDIRDI O SÖZLERİ

Rakel Dink, cenaze töreninde eşine hitaben yazdığı mektubu kaleme alabilmek için Tanrı’ya sığındığını anlattı. Hrant Dink’in insanların kardeşçe yaşamasını istediğini, kimsenin kendisini başkasından üstün görmemesini istediğini anlatan Rakel Dink, “Benim dimine, imanıma göre tıpkı İsa’nın görmek istediği gibi görüyordu” dedi. Dink şöyle devam etti:

“Onun için o mektubu da yazabilmek için benim iman ettiğim Tanrı’yla iletişime geçmem gerekiyordu. Hem ruhsal hem yaşamsal olarak etkili olmasını istedim yazacağım her kelimenin ve gerçekten sanki kulağıma fısıldayarak yazdırdı bana o sözleri. Ve sonra bakarken, tıpkı eşimin istediği ve kendisinin, tanrının da istediği gibi olduğunu gördüm. Bu bir mucizeydi benim için.”

CENAZE TÖRENİ VE HEPİMİZ ERMENİYİZ SLOGANI

Rakel Dink, cenaze törenine katılanların, Dink’i sevenlerin acılarını paylaştığını belirterek, “hem onurlandık hem onlara minnettar olduk” dedi. “Orada bence bir isyandı kişilerin oraya toplanması” diye konuşan Dink, törenin ailenin istediği gibi sessizlikle bitirilmesinden mutluluğunu dile getirdi ve törenin bu şekilde olmasının Türkiye için mucize olduğunu söyledi. Rakel Dink, tartışmalara neden olan “Hepimiz Ermeniyiz” sloganıyla ilgili düşüncelerini ve değişim isteğini şöyle anlattı:

“Bir acımızı paylaşmaktı onların yaptığı, hem onurlandık hem onlara minnettar olduk, acımızı paylaştılar. Onca sene hepimiz okulda Türk’üm doğruyum diye okuduk Türk mü oldum, kişi ne doğuyorsa odur kimse seçmiyor ki milliyetini. Bunları düşünemeyen bir insanı ben anlamıyorum.

Neticede sen insansan o da senin insan kardeşin. Senin sahip olduğun tüm haklara o da sahip. Onu farklı görmek komik geliyor bana.

Herkes ben kavgasında. Kendileri aşağılayan oldu mu, onu aşağılama olarak algılamıyorlar.

BİR EVDE ÇOCUKLARI AYIRAMAZSINIZ

Bir evin içinde üç çocuğun varsa onu ondan ayırt edersen o evde huzur olur mu. Devlet de bu gözle bakmalı, evin içindeki çocuklarını ayırt etmemeli. Birine az hak, öbürüne çok hak, birine hakaret etme hakkı, birine sus demek haksızlık. Ve o ülke huzurlu olmaz, temel bozulur.

ÖNCE BAŞTAKİLERİN SÖYLEMİ DEĞİŞMELİ

O küçük çocukları büyütürken engelleyen karanlığı, o çocuklara doğru eğitim vermekten alıkoyan karanlık güçleri kaldırmamız lazım beynimizden ve yaşantımızdan ki çocukları doğru eğitelim, dürüst eğitelim. Düşmanlık tohumlarının kaldırılması gerekir yoksa asla değişmez. Önce çocukların eğitiminden ama en önce en baştakilerin söylemleri değişmeli çünkü onların söylemleri çocukları eğitenleri de etkiliyor. Ve sonuçta onların yetişmesi üsttekilerin istediği gibi oluyor, diye düşünüyorum.”

EMNİYET VAR YÜREĞİMİZDE

Rakel Dink, ailesinin Türkiye’de yaşama düşüncesinden henüz vazgeçmediğini bu konuda karar vermek için soruşturmanın tamamlanmasını beklediklerini söyledi. Eşi Hrant Dink gibi, Türkiye’nin problemlerinin Türkiye’de çözülmesi gerektiğini savunduğunu belirten Rakel Dink, soruşturmayla ilgili, “Güveniyoruz. Şimdilik bize güven veriyorlar, çözüleceğine ve karanlık güçlerin üzerine gidileceğine dair. Emniyet var yüreğimizde. Dileriz hayal kırıklığına uğramayız” diye konuştu.

BİR KERE ÜMİTSİZLİĞE KAPILDI O DA OLAYIN BAŞLANGICI

Rakel Dink, eşi Agos’u kurduğu zaman bir gün ailenin bu denli üzülmesine neden olacak bir olayı düşüp düşünmediği yönündeki soruya, “Son son bazen düşünüyordum” diye yanıt verdi. Eşinin de kendisinin de isim koyamasalar da büyük üzüntüye neden olacak bir sonu düşündüklerini ifade eden Rakel Dink, “Ama sevinçliydik. İnsanlar emelleri için çalışmasa bir emekte bulunmasa o emele nasıl ulaşabilirler” dedi. Dink şöyle devam etti:

“Konuşmalar oldu ama dedi ki ‘ben nereye gitsem ben susmayacağım ki’ dedi. ‘Oturayım konuşmayayım mı ağzıma fermuar mı çekeyim’ dedi. Ona sus desek gene öldürmüş olacaktık. Dolayısıyla o asla terk etmeyi düşünmedi bu ülkeyi. Bir kere ümitsizliğe kapıldı o da bu olayın başlangıcı ama sonra ümidimize tekrar sarıldık. O Sabiha Gökçen haberinden sonra çok büyük bir baskı hissettim onun üzerinde ben onu tabi birebir yaşıyordum, yanındaydım. O gün çok kötü görmüştüm onu. Ama gene duayla güçlendik. Çünkü doğaüstü bir güce ihtiyacımız vardı olanların üstesinden gelebilmek için. Tekrar umutlarımıza sarıldık. Yok, bu ülke değişmeli çünkü istiyorduk. Ümit de bağlamasak nasıl yaşayacağız?”

DİNKLERİN AŞKI

Rakel Dink, eşiyle sekiz dokuz yaşından beri tanıştığını, yatılı okul günlerini ve aşklarını da anlattı. “Bana çok aşıktı keşke kendi ağzından dinleseydiniz” diyen Rakel Dink, yatılı okulda yaşı büyük öğrencilerin küçüklere yardımcı olduğunu Hrant Dink’in de kendisine Türkçe ve Ermenice öğrenmede yardım ettiğini söyledi. Rakel Dink, aşklarının nasıl başladığını şöyle dile getirdi:

“Zaman geçti ve Hrant artık saz çalar, resimlerimi göğsüne koyar? Dillere düştük. Romeo ve Juliet gibi, o Romeo. Çocukların diline düştük. Ben kızıyordum o zaman, anlattığı zaman ben ağlardım ki ben çok acı çektirdim ona bu konuda. Ben onu üzdüm ama o hiçbir zaman beni üzdün demedi. Çok sevdi. İşte sevgi böyledir, karşılık beklemeden.
Hem sesiyle hem sözüyle hem kollarıyla sevgisini paylaşırdı. Hem de kalemiyle ve tüm davranışlarıyla.”

BENİM GÜVERCİNİMİ YUVASINDAN AYIRDILAR SİZ AYIRMAYIN

Rakel Dink, cenaze töreninden sonraki gün Agos Gazetesi’nden bir telefon geldiğini, gazete çalışanlarının pencereden giren bir güvercin için yardım istediğini de anlattı. Çalışanlara, “Serbest bırakın ki yuvasına uçsun gitsin. Benim Güvercinimi yuvasından ayırdılar, siz ayırmayın” dediğini ancak güvercinin bir türlü gitmediğini söyleyen Dink, “Bir haftadan fazla orda kaldı. Hepsinin tepesinde gözetmenlik eder gibi gezmiş. Çok duygulandık. ‘Tanrı size mesaj göndermek istiyor’ dedim” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious