Dinlerarası kriz yorumları

  • Giriş : 13.10.2008 / 17:40:00

Papa: Tanrı'nın cezası Diyanet: İnsanın insana verdiği ceza.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, ekonomik krizi ilahi ceza olarak algılamak yerine, insanoğlunun kurduğu maddi unsurlar ve aşırı dünyevileşme üzerine kurduğu sistemin zaman zaman kendini cezalandırması olarak, yani insanın kendi eliyle ürettiklerinin kendine dönmesi olarak görülebileceğini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, geçmişte Papa 16. Benedict'in rakibi de olan Avusturya Katolik Kilisesi Viyana Kardinali Christoph Schönborn ile başkanlık makamında biraraya geldi. Görüşme sonrasında Bardakoğlu ve Schönborn ortak bir basın toplantısı düzenledi. Bardakoğlu, dinler ve kültürler arası diyalog deyince, dinlerin yarıştırılmasını ve dinler üzerinden kavga üretilmesini değil; farklı dini kurumların ve farklı dinlere mensup insanların kendi dinlerine, kimliklerine sahip çıkarak insanlığın ortak sorunları konusunda işbirliği yapabilmesini ve bu ortak sorunların çözümüne dinin azami katkısını alabilmeyi kastettiklerini vurguladı. Bardakoğlu, "Bugün dünyada çözmemiz gereken bir dizi problemle karşı karşıyayız. Sadece şu anda bugünlerde yaşadığımız ekonomik kriz değil, uzun süredir karşı karşıya kaldığımız dünyanın kirlenmesi, tabi kaynakların kuruması, kurutulması değil; asıl daha büyük sorun belki de Allah'ın o sağ, çok seçkin olarak yarattığı insan kaynağının kuruması ve arzu ettiğimiz verimliliğini yitirmesidir. İşte insanın arı, duru hale gelmesi, insanın daha ahlaklı, daha yetişkin, duyarlı, başkasının derdini daha çok anlayan kişi olması, kişinin her türlü hırstan, bencillikten uzak kalarak ötekiyle paylaşmayı bilmesi, belki dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunların çözümünde önemli bir adım olacaktır. Dini kurumların biraraya gelmesini işbirliği yapmasını, sorunları tartışmasını, insanların sağduyunun sesini duyması açısından önemli görüyoruz" dedi.

DİYANET'İN EKONOMİK KRİZ YORUMU

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bardakoğlu, bir gazetecinin ekonomik krizle ilgili ilahi bir çözüm olasılığı olup olmadığını sorması üzerine, ekonomik krizin çözümünün yine kendi alanında aranması ve bulunması gerektiğini söyledi. "Biz ahlak ve maneviyatın gelişmesiyle dünyanın bütün sorunlarının çözüleceği gibi bir iddiaya sahip değiliz" diyen Bardakoğlu, bir yerde ekonomik kriz, bir yerde şehirleşme, bir yerde siyasal katılımın olmayışı varsa; bunların kendi alanlarında çözülmesi gerektiğini söyledi. Bardakoğlu, şunları kaydetti:

"Ancak bir din insanı, dindar biri ve din bilgini olarak şunu söyleyebilirim; Allah dünyayı üzerinde yürümemiz, üzerinde olmamız için yarattı. Ama insanoğlu, dünyayı iyi algılayamazsa, madde ve dünya peşinde koşmayı yaratılışın tek amacı olarak görmeye başlarsa dünyanın üzerinde olmaz, dünyanın altında kalır. Bu itibarla, büyük sermaye şirketlerinin, uluslararası şirketlerin, gökdelenlerde oturup, yolda yürüyenleri karınca gibi görüp, bütün dünyaya hükmeden sermayenin çok karlı olması, karını ikiye katlaması da, zarar içinde olması da bizim değerlendirmelerimizi değiştirmez. Gönlümüz ister ki, insanlık biraz da Allah'ın seçkin bir varlık olarak yaratmasını algılayıp, maddeyi ve dünyayı aşan daha yüce hedeflere doğru yürümelidir. Bunu bir ilahi ceza olarak algılamak yerine, insanoğlunun kurduğu maddi unsurlar ve aşırı dünyevileşme üzerine kurduğu sistemin zaman zaman kendini cezalandırması olarak, yani insanın kendi eliyle ürettiklerinin kendine dönmesi olarak görebiliriz. Bizim görevimiz, insanoğluna yaşadığı dünyada maddi çıkar, hırs, bencillik, ihtiras gibi küçük hedefler yerine insanın büyük hedefleri olduğunu sürekli hatırlatmak ve büyük hedeflere koşabildiği sürece elindekini paylaşabildiği sürece, 'ne pahasına olursa olsun benim olsun, daha çok olsun' demek yerine, sahip olduğu şeyleri diğerleriyle paylaştığı sürece bu sorunlar belli bir ölçüde azalacaktır. Biz ekonomik krizin analizini yapacak ve ekonomik krizden çıkış yollarını gösterecek değiliz. Bu alandaki sorunlar kendi alanı içinde çözülecektir. Ama biz insanlığa sürekli dini manevi, ahlaki uyarıyı yapmak zorundayız. Kuran-ı Kerim'in bir sorusu vardır. 'Nereye koşuyorsunuz?' insanlar nereye koştuğunu ve yaratılışlarının gerçek amacının ne olduğunu zaman zaman durup sorgulamak ve doğru cevabı aramak ve bulmak zorundadır. Bunu yapmaz da önündeki küçük menfaatler peşinde koşmaya başlarsa kurduğu sistem her zaman ayağına pranga olacaktır."

EKONOMİK KRİZE KARŞI '10 EMİR' ÇAĞRISI

Aynı soruya yanıt veren Kardinal Schönborn ise, 138 Müslüman din adamının Papa'ya ve Hıristiyan kiliselerine gönderdiği bir mektubu hatırlattı. Bu mektupta, Müslüman alimlerin dünyadaki barışa karşı ortak bir sorumluluklarının olduğunu dile getirdiklerini belirten Schönborn, Müslüman ve Hristiyanların insanlar ve tüm dünyaya karşı gerçekten de sorumlulukları olduğunu söyledi. Schönborn, bu sorumluluğu yerine getirip getirmemekten dolayı da Allah tarafından hesaba çekileceklerini söyledi. Dünyanın küçüldüğünü ve bu küçülen dünyada ve Hristiyan ve İslam'ın birbirlerini ayna olarak algıladıkları bir ortamda ahlaki değerleri ön plana çıkarmanın zorunlu olduğunu kaydeden Schönborn, "Aşırı ihtiras ve ölçüsüz hareket etmenin bir cezası olarak karşımıza çıkan ve tehdit edici olan ekonomik krizler karşısında, hepinizin bildiği 10 Emir ki; bunlar Kuran'da da var. insanlar bu insani değerlere, ahlaki temel değerlere ve ince düşünceye sahip olmadıkları takdirde pek çok sosyal toplumsal problemlerle karşılaşabileceklerdir" dedi.
Papa 16. Benedict'in ekonomik krizin 'ilahi bir ceza olduğu' yönündeki açıklamalarının hatırlatılması ve kendisinin de böyle düşünüp düşünmediğinin sorulması üzerine ise Kardinal Schönborn, "Ekonomik krizleri ve tehdidi Allah'ın bir cezası olarak algılamak mümkündür. Ama bu herşeyden önce kendi hatamız ve eksikliklerimiz ama aynı zamanda belki başkalarının hatalarını yüklenmemizden, onların gerekeni yapmamasından da kaynaklanmaktadır. Örneğin bir baba hesapsız hareket ettiğinde onun içine düştüğü mali krizden ailenin tümü etkilenir. Bizler ölçüsüz parayla ilgili spekülasyonların yapıldığını da görüyoruz. Dolayısıyla burada bireysel sorumluluk da ön planda duruyor" diye konuştu.

Avusturya Katolik Kilisesi Viyana Kardinali Christoph Schönborn, Modern toplumlarda bazılarına göre dinin yardım edici, ön açıcı bir unsur olmaktan ziyade, engelleyici bir unsur olduğunu belirterek, "Bizim inancımıza göre, din modern toplumlarda bir engel değil, belki insanların ruh dünyası ve her birinin hedeflediği ve ebedi bir hayat için bir tehdit değil, yardım edici bir kurum ve unsurdur" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Avusturya Katolik Kilisesi Viyana Kardinali Christoph Schönborn ile biraraya geldi. görüşme sonrasında bir açıklama yapan Bardakoğlu, Avusturya'nın dini lideri Schönborn'ün ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Bardakoğlu, Schönborn'ün özellikle kimsesiz çocuklar, gençler, kadın ve insan hakları, aile birliğinin ve toplumda ahlakın korunması konusunda çok önemli faaliyetlerde bulunduğunu ve Avusturya'da sağduyuyu temsil ettiğini söyledi. Bardakoğlu, Schönborn Avusturya'daki Türk toplumuna destek olduğunu ve Türk toplumunun haklarının korunmasına katkıları olduğunu söyledi. Avusturya'nın da 1912'de İslam dinini kurumsal olarak kabul ettiğini ve o günden bugüne İslam'ın temsili konusunda önemli adımlar attığını belirterek, "Avusturya'nın bu örnek yolu diğer Avrupa ülkleri için de umuyoruz ki örnek olur, yol açıcı olur" dedi.

Kardinal Schönborn ise, geçmişte öğretmeni de olan Papa 16. Benedict'in izinden Diyanet İşleri Başkanlığını ziyaret etmekten memnuniyet duyduğunu ve Papa 16. Benedict'in selamını da getirdiğini söyledi. Farklı dinlere sahip toplulukların, birbirleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları için önyargılı olabildiklerine işaret eden Schönborn, bu konuda eğitimin büyük rol oyladığını kaydetti. Schönborn, ziyaretinin en önemli hedefinin eğitim konusunda atılacak somut adımları aramak olduğunu belirterek, Türkiye'de imamların son derece iyi bir eğitim aldıklarını; Avusturya'da da din dersi veren öğretmenlerin benzer kalitede yetişmelerini istediklerini söyledi. Schönborn, "Bu bağlamda hepimize meydan okuyan bir hali hazır durum bizlerin seküler bir toplumda yaşamasıdır. Modern toplumlarda bazılarına göre din yardım edici, ön açıcı bir unsur olmaktan ziyade, engelleyici bir unsurdur. Bizim inancımıza göre, din modern toplumlarda bir engel değil, belki insanların ruh dünyası ve her birinin hedeflediği ve ebedi bir hayat için bir tehdit değil, yardım edici bir kurum ve unsurdur" dedi. Schönborn, çoğunluk dinlerinin ve bu din kurumlarının kendi toplumlarındaki azınlık dini gruplarına yardım etmeleri ve onların haklarının da temsil edilmesi yönünde yardımcı olmalarının önemli olduğunu söyledi.

AVUSTURYA'DAKİ SEÇİMLER

Avusturya'daki seçimlerde ırkçı bir partinin iktidara gelmesi ve Türkiye ziyaretinin bu bağlamda özel bir öneminin olup olmadığı sorusu üzerine, bu seçim sonuçlarının o zamana kadarki hükümetin uygulamalarına bir protesto olarak, var olan partilerin özellikle gençleri hayal kırıklığına uğratması ile oluştuğunu söyledi. Schönborn, Avusturya halkının ırkçı ve aşırı sağcı olmadığını belirterek, bundan sonraki hükümetlerin sorunları çözmek için çalışmaları gerektiğini söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*