Dışişleri Bakanı Gül Ağca hakkında bilgi verdi

  • Giriş : 19.01.2006 / 00:00:00

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Mehmet Ali Ağca'nın serbest bırakılmasının ardından yaşanan tartışmalar sonrası 1970'li yıllardaki öğrencilik yıllarını hatırladığını ve üzüldüğünü belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gül, 4 günlük resmi ziyarette bulunacağı Brezilya'ya giderken uçakta basın mensuplarının gündemle ilgili sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, Ağca'nın serbest bırakılmasının ardından hapisten çıkışta çiçeklerle ve Türk bayrağı ile karşılandığını ve tartışmaların yaşandığını hatırlatarak kendisinin ne düşündüğünü sorması üzerine Gül, hiç hatırlamamak istemediği öğrencilik yıllarına döndüğünü ve üzüldüğünü kaydetti.

Gül, ''Beni esas rahatsız eden şey; 1970'li yıllarda öğrencilik yaptım. 1969'da üniversiteye girdim. 1874-1975 mezunuyum. Dolayısıyla Türkiye'nin öğrenciler arasındaki çatışmaları yaşadım. Birçok arkadaşımız birçok beraber ders yaptığımız kişiler o dönem boşu boşuna gittiler. O dönem 5 bine yakın Türk gencinin heba olduğu dönemdir. En acı dönemlerden birisidir. Kardeşi kardeşin kırdığı ve yok ettiği bir dönem olmuştur. Üniversitelerin hiç eğitim yapmadığı, insanların sokağa çıkmadığı bir dönemdir. O günlere hiç dönmememiz lazım, hiç hatırlamamamız lazım. O açıdan bu tür ideolojik kamplaşmalara katılan bir ülke için, daha yapacak çok şeyi olan bir ülke için çok tehlikelidir." dedi.

O yıllarda bütün dünyanın büyük atılımlar yaptığını ve Asya'da, Batı Avrupa'da birçok ülkenin kalkınma hamlelerini gerçekleştirdiğini, bu ülkelerin ekonomide 'take off' denen safhayı gerçekleştirdiğini anımsatan Gül, "Türkiye ise o dönemde kendi kendini yemişti. O açıdan bu tip şeyleri hatırladım ve dolayısıyla çok üzüldüm. Ama ben bunların kısa dönem içinde geçeceğine inanıyorum. Tabii ki mahkemeler karar verecek. Mahkemeler, kanunlar insanlara göre değil herkese göre eşit davranmayı gerektirmektedir. Özel uygulamalar söz konusu değildir. Zaten Yargıtay'ın vereceği karar da kesin bir karar olacaktır.'' dedi.

Bu süre içinde Türkiye'de reformların da devam edeceğini vurgulayan Gül, ''Yapılıyor da aslında. AB süreci içinde en çok mesai harcayacağımız konu hukuk sahasında yapacağımız reformlardır. Bütün olup bitenler Türkiye'ye yeteri kadar ders vermiştir. O açıdan eksikliklere, noksanlıklara genel olarak bakmak gerekir. Bunlar kuvvetli iktidar tarafından gerçekleştirilecek hususlardır. Biz de kuvvetli bir iktidarız. Dolayısıyla gerektiğinde hukukki reformları yapmaya devam edeceğiz. Bunu bu şekilde değerlendirmek istiyorum.'' diye konuştu.

301. MADDE

Gül, tartışmalara neden olan 301. madde ile ilgili bir soru üzerine ise, ''Bizim kafamız gayet net'' yanıtını verdi. Türkiye'de düşüncenin arkasında şiddet yok ise, şiddeti teşvik yok ise bu düşüncelerin sevilse de sevilmese de konuşulabileceğini vurgulayan Gül, Orhan Pamuk ile ilgili tartışmalara da atıfta bulunarak, ''Nitekim böyle olmuştur. Bu son birkaç yazarla ilgili konular bence bir sansasyon havası içine girmiştir. Halbuki ondan çok daha aşırı şeyler yazılmıştır Türkiye'de. Röportajlar yapılmıştır. Bununla ilgili birçok mülakatlar Türkiye'nin en çok satan gazetelerinde çıkmıştır. Dolayısıyla bu bir sansayon oldu. Ayrıca hakimler de kararlarını doğru verdiler. Mahkemelere de hakimlere de haksızlık etmememiz lazım. Şimdiye kadar verilen mahkeme kararlarına bakarsanız çok çarpıcı kararlar çıkmıştır. Aynen şunu söylüyorlar; 'evet çok aşırı bir eleştiri var burada' diyorlar, ama eleştiri hakkı çok daha önemlidir diye kararlar çıkmıştır. Dolayısıyla henüz Yargtıay'a gidecek bir karar da yoktur ortada. O açıdan sadece bir geçiş dönemi içindeyiz. Sakin bakmak lazım. Savcıların önlerine gelen şikayetler sözkonusu olursa görevleridir, değerlendireceklerdir. Biz uygulamayı takip edeceğiz. Ve eğer uygulamanın neticesinde özlediğimiz Türkiye'den uzaklaşıcı bir durum olursa tabiiki bu kanunların hepsi gözden geçirilebilir, yenileri çıkartılabilir. Bunları da defalarca ifade ettik. O açıdan siyasi irade de herhangi bir noksanlık yoktur. Siyasi irade gayet açıktır. Türkiye'yi en gelişmiş demokratik ülkelerin seviyesinde bir demokrasiye ulaştıracaktır."

"AF YASALARI SUÇU TEŞVİK ETTİ"

Gül, Ağca'nın serbest bırakılması ile tartışmaya açılan aflar ve yargı reformu konuları ile ilgili bir soruya ise, ''Yargı reformu zaten yapılıyor. Bakın Türk Ceza Kanunu gibi koskoca bir paket toptan değiştirildi. Yani bu temel yasalardan biri. Bunun yanında temel hak ve özgürlüklerle ilgili öyle yasalar çıkarttık ki, bunlar herkes tarafından, toplum tarafından desteklendi. Usûl yasaları çıktı. Ama af yasaları ne yazık ki; çok önceden çıkan bu yasalar birçok şeyi dejenere etmiştir. Af yasaları suçu teşvik etmiştir. Ama şunu da unutmayalım af yasaları çıkarken de çok büyük bir destek görmüştür ve hatta siyaset baskı altına alınmıştır. Onlar da öyle çıkmıştır. O açıdan biz her türlü affa karşıyız. Çünkü insanlar suç işlerlerse suçlarının cezasını çekeceklerdir. Caydırıcılık da böyledir. Af belki de o günkü mecburiyetten de kaynaklanmış olabilir. Birçok yasalar vardır, bunların neticelerini de bugün görüyoruz. Ama bütün bunlar gözden geçirilebilir, gözden de geçiriyoruz. Bu süre içerisinde en çok kanun Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılmıştır. İşte daha dün AİHM'in verdiği karar ortada. Türkiye milyarlarca dolar tazminattan kurtuldu. Bu kanunu esas AİHM'den kurtulmaktan ziyade kendi vatandaşımızın hukukunu korumak için biz çıkarıyoruz. Çünkü 'tabiiki terörle mücadele ederken de istemeyerek zarar verdiğimiz vatandaşlarımız oldu ise ne yapalım' diyemeyiz. Hukuk devleti içinde bunun zararını karşılamak zorundayız. Dolayısıyla biz bu anlayışıyla hareket ettik. Bu anlayışla o kanunları geçen sene çıkarttık. Bu kanunlar başka açıdan da bize büyük yardımcı oldu."

HAC TARTIŞMASI

Bu yıl hac döneminde yine izdiham yaşanması ve aralarında Türkler'in de bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesi ile ilgili bir soru üzerine ise Gül, sorunun çözümünün öncelikle Suudi Arabistan hükümetinin alacağı tedbirlerle ilgili olduğunu belirtti. Gül, izdiham sonucu yaşanan ölümleri 'üzücü' diye nitelendirirken, ''Burada bir sebep de şu; insanların doğrusu yeterince eğitimli olmamaları. Zaten büyük bir kalabalığın olduğu bir bölgede lüzumsuz panikleri de ortaya çıkartıyor. Tabii ki ev sahibi ülkenin sorumluluğunda olduğu için daha çok tedbir alacaktır. Daha çok imar faaliyetlerine girecektir. Ve ümit ediyoruz ki önümüzdeki yıllarda bu tip üzücü olaylarlarla karşılaşılmaz.'' dedi.

Gül, bu tür olayların yeniden yaşanmaması için çeşitli önlemlerin konuşulduğunun hatırlatılması üzerine, ''Bunlar konuşulabilir tabii. Herkes çeşitli fikirler ileri sürüyor. Ama herşeyden önce ev sahibi ülkenin topraklarında ev sahibi ülkenin alacağı tedbirler önemli. Oradaki güvenliği onlar temin ediyorlar. Ayrıca oradaki imar faaliyetlerini onlar gerçekleştiriyorlar. Çok büyük yatırımlar yapıyor Suud hükümeti. Eski halleri ile bugünkü hallerini mukayese ederseniz gerçekten çok büyük yatırımlar yapılıyor. Biraz, tabii oraya giden insanların da eğitilmesi gerekiyor. Bu ziyaretler yapılırken daha iyi düzenleme gerekiyor. Gerek ev sahibi ülkenin, gerekse hacca gidenlerin işbirliği bu konularda önemli.'' ifadelerini kullandı.

İRAN'IN NÜKLEER FAALİYETLERİ

Gül, İran'ın nükleer faaliyetleri ve bu konuda ABD önderliğinde bu ülkeye yönelik baskı çabaları konuları ile ilgili bir soruya ise, ''Şimdi silahlanmanın dünyaya ne tür problemler getirdiğini biliyoruz. Daha çok silahlanma demek kaynaklarınızı ekonomik kalkınmaya, halkın refahına değil savunmaya harcamınız demektir. Ama güvenlik sağlanmadan da kalkınma olmaz. Bölgede bir silahlanma yarışı olmamalı. Ortadoğu bölgesinin tamamen kitle imha silahlarından arındırılması poltikasını takip ediyoruz. İran'a şunları söylüyoruz; madek mi Uluslararası Atom Ajansı (UAE) ile sözleşmeye tabisiniz, ilişkileri şefaaf bir şekilde götürün, Ümit ederiz ki bu gerçekleşir. AB üçlüsü ile İran'ın diyaloğunu kesmemesi gerekir. Bunu çok tavsiye ediyoruz. Ümit ediyoruz ki akl-ı selim hakim olur. Bölgemizde yeni bir gerginlik söz konusu olmaz." diye cevap verdi.

SEÇİM TARTIŞMALARI

Gül, son dönemde çeşitli anketler yapıldığı ve çeşitli siyasî senaryolarda ismi geçen eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in siyasete gireceğini düşünüp düşünmediği yönündeki bir soru üzerine ise, şöyle konuştu; ''Herkesin siyaset yapma hakkı var. Ama hiç kimse bizi hırpalayamaz. Bunların hiçbirine de aldırış etmiyoruz. TBMM'de çok sağlam bir grubumuz var. Biz yaptıklarımız ve yapacaklaramızla meşgulüz. Programımız belli, istikametimiz belli. Bizi farklı tartışmalara çekmek isteyenlerin taktiğini çok iyi biliyoruz. İdeolojik tartışmalara çekmek isteyenler, Türkiye'de tekrar istikrarsızlığı isteyenler var. Bunu çok iyi biliyoruz. Ama bunların oyununa düşmeyiz. O bakımdan herkes söyleyebilir, konuşabilir. Biraz kendilerini tüketirler, ondan sonra susarlar. Biz de yolumuza devam ederiz, ediyoruz. Anketlerin hiç birisi önemli değil. Bizim kendi yaptığımız anketler var. Türk halkı çok vefakârdır. Kadirşinastır ve yapılan hizmetlerin de çok farkındadır. AKP de halkın gönlündedir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious