Diyabete yakalanma yaşı 30'un altına indi

  • Giriş : 14.11.2006 / 00:00:00

Bulaşıcı olmayan salgın hastalık olarak tanımlanan diyabet, 30 yaşın altındakileri tehdit ediyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dünyanın son yıllarda bulaşıcı hastalık salgınlarında bulaşıcı olmayan hastalıkların salgınına doğru bir geçiş yaşadığı bildirildi. Sanayileşme ve modernleşmeyi tamamlayan toplumlarda su kaynağı, beslenme ve barınma gibi konularda sağlanan gelişmelerin salgın hastalıkları yok denecek kadar azalttığını belirten sağlık uzmanları, antibiyotiklerdeki gelişmelerin enfeksiyon hastalıklarını da ortadan kaldırdığına dikkat çekildi.

Bir zamanlar tifo, kolera, verem ve difteri gibi hastalıklarla mücadele eden insanlar bugün sanayileşme ve fastfood zincirleriyle kontrol edilemeyen büyümeye bağlı olarak bulaşıcı olmayan hastalıklardan oluşan yeni bir sağlık felaketine sürükleniyor. Gelişmiş yaşam tarzı hastalıkları olarak adlandırılan bu rahatsızlıkların başında ise şişmanlık (obezite) ve diyabet geliyor. Kentleşmeyle geleneksel yaşam tarzından modern yaşam tarzına geçilmesiyle hareketsiz yaşam tarzı, aşırı ve dengesiz beslenme, şişmanlık, genetik yatkınlık diyabetin nedenleri arasında sıralanıyor. Bugün dünyada 180 milyon diyabetli olduğu tahmin edilirken bu sayı Türkiye'ye 5 milyon olarak açıklandı. Şaşırtıcı bir diğer sonuca göre ise ülkede bir o kadar da gizli diyabet hastası bulunuyor.

Diyabetin sinsi bir hastalık olduğunu belirten Türkiye Diyabet Cemiyeti Isparta Şube Başkanı Mustafa Aytaç, hastalığın ortalama 10-12 yıllık bir süreçte kendini gösterdiğini bildirdi. Hastalığın teşhisinin konulmasıyla birlikte göz, böbrek, kalp, ayak ve cinsel organlara ait hasarlar tespit edildiğine işaret eden Aytaç, hastalığın gizli dönemde organlar üzerinde tahribata yol açtığını açıkladı.

Geç tanı nedeniyle birçok kişinin organlarını kaybettiği gerçeğini anlatan Aytaç, insanların yaşam tarzlarının bozulmasının ekonomik sorunları da ortaya çıkardığını dile getirdi. Diyabete karşı son dönem tedavileriyle ilgili çalışmalardan çok koruyucu ve önleyici tedaviye önem verilmesini öneren Aytaç, bunun da eğitimden geçtiğini aktardı. Ailelerin de eğitilmesi gerektiğini ortaya koyan Aytaç, "Maalesef devletimiz diyabetin başında değil, sonunda para harcamaktadır. Ama bu harcamalar giden organları geri getirememektedir. Her şeye rağmen erken ve doğru tedavi edilen diyabetlinin sağlıklı bireylere eş değer ömür sürebileceklerdir. Allah'ın verdiği ömrü sonuna kadar yaşabileceklerdir." dedi.


Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious