Diyet yaşı 12'ye düştü

  • Giriş : 09.08.2006 / 00:00:00

İnsanoğlu, haplara o kadar bağımlı hale geldi ki ilaç kullanmak için illa hasta olmayı beklemiyor artık.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tedavi maksatlı alınan ilaçlar bir tarafa, son yıllarda iyici rağbet gören ve eczanelerin başköşelerinde albenili kutularla teşhir edilen zayıflama hapları en çok satanlar listesinde. “Mucize ürün, zayıflamanın altın anahtarı, hem yiyin hem zayıflayın” gibi sloganlarla piyasada dolaşan bu haplar kolay yoldan kilo vermeyi vaat ediyor. Üstelik eczane vitrinleri onlarca ürünün afişiyle donatılıyor ve her birinin derdimize birer şifa kaynağı olduğu söyleniyor. Mucize haplar olarak popülaritesini artıran bu ilaçlar genellikle gıda katkısı statüsünde değerlendiriliyor ve Tarım Bakanlığı’ndan kolayca ruhsat alıp satışa sunuluyor. Konuyu görüştüğümüz uzman doktorlar, bir hastalığın tedavisinde kullanılacak bir ilacın ruhsatlandırılması için titizlikle incelenmesi, etkin ve güvenli olduğunun kanıtlanması gerektiğini ısrarla vurguluyor. Memorial Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Taner Damcı’ya göre bir melokülün ilaç ruhsatı almadan önce hayvan deneyleriyle ve büyük insan gruplarıyla tarafsız ve adil çalışmalar yapılması gerekiyor. Oysa bu ilaçların çoğu ciddi laboratuvar deneylerinden geçmiyor, ne yan etkileri biliniyor ne de kişinin kullandığı diğer ilaçlarla nasıl etkileştiği soruşturuluyor. Şişmanlık ve obezitenin giderek yaygınlaşması ve bir hastalık haline gelmesi ve geniş kitleleri ilgilendiren sağlık sorununa dönüşmesinin altında maalesef ciddi bir pazar yatıyor. Çünkü ‘hem istediğinizi yiyin hem de herkesin dönüp baktığı kilolarda kalın’ mesajları hep bu tür ilaçların pazarlama temelini oluşturuyor. Prof. Dr. Damcı, bu pazardan pay almak isteyen pek çok ticari kuruluş ve kişinin insan sağlığını tehdit ettiğini savunuyor. Damcı “Fazla kilolarından kurtulmak isteyen pek çok insan bu tuzağa düşmekte ve maalesef farkında olmadan sağlığına zarar vermekte.” diyor.

Meselenin bir diğer yanı da bu ilaçların kullanıcının derdine çare olup olmadığı. Anadolu Sağlık Merkezi diyetisyen doktorlarından Cemal Aytaç Ak, bu ilaçların sadece vücuttaki suları attığını ya da tuvalete çıkardığını; ama tartıda görülen kilo kaybının, sıvı dengesinin tekrar düzelmesi ile eski halini alacağını söylüyor. Ak, “Bitkisel veya doğal ibareleriyle satışa sunulan bu ilaçlara halkımız mistik öğeler yüklemeyi bırakmalı.” diyerek çağrıda bulunuyor.

Bu ilaçlar reel bir tedavi haritası olmadığı için sürekli kullanıldığında birçok sağlık problemini de beraberinde getirebilir. Mesela laksatif etkili olanları üç ay kullanırsanız birçok vitamin eksiklikleri görülebilir ya da dirüetik ilaçları kullandığınızda ciddi tansiyon sorunları yaşayabilirsiniz. Konuyla ilgili olarak Amerikan Nöroloji Akademisi uzmanları bu ilaçları kullanarak 20 kilo zayıflayan kadınlar üzerinde bir araştırma yaptı. Araştırma sonucunda kadınlarda sinir sistemi dengesizliklerinin ortaya çıktığı saptandı. B1 vitamini eksikliği görülen bu kadınların yürümedeki dengesizliği ve istem dışı göz kaymaları dikkat çekti. Ayrıca geçtiğimiz yıl Çin’de bu hapları kontrolsüz ve kayıtsız kullanan 13 kişi hayatını kaybetti.

Eczanelerde devasa yığınlarla sergilenen bu ilaçlara olan rağbeti öğrenmek için çaldığımız birçok eczane sahibi bir Türkiye gerçeğini hatırlatıyor. Yani insanlar hâlâ kulaktan dolma bilgilerle eczacıların kapısına yardım ümidiyle dayanıyor. Ya da ısrarla eczacılardan kendilerine uygun bir diyet ilacı önermeleri isteniyor. Uzmanlara göre reçete ile satılan ve Sağlık Bakanlığı onaylı iki diyet ilacı bulunuyor. Ancak bu ilaçları doktorlar son çarelerden biri olarak düşünüyor. Şöyle ki; aşırı kilosu olan kişi önce diyetle başlıyor, başarılı olamayınca diyet+spor beraber, olmadı terapi desteği ekleniyor; yine başarısız olunursa bu kez ilaç tedavisine başlanıyor. Yine başarısız olunursa son aşamada da cerrahi müdahale gerekiyor. Bu algoritmda bütün hastalar için geçerli.

Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Seçil Kenar yanlış beslenme alışkanlıkları sonucu obezite yaşının gittikçe düştüğünü ve kız çocuklarının 12 yaşında diyet yapmaya başladığını üzüntüyle anlatıyor. Fiziksel, bedensel ve psikolojik gelişimin en fazla yaşandığı ergenlik döneminde yeterli ve sağlıklı beslenme düzeni oldukça önemli. Diyetisyen Kenar, bu dönemdeki obezitenin sebebinin mutlaka bir doktor tarafından tespit edilmesi gerektiğini savunuyor. Aksi halde kulaktan dolma bilgiler, gazetelerden verilen diyetler veya sağdan soldan duydukları zayıflama yöntemleri yanlış beslenme alışkanlıkları oluşturabilir ve akabinde de ciddi sağlık problemleri oluşabilir. Kenar, yanlış diyet sonucu oluşabilecek hastalıkları “kemik gelişimindeki bozukluklar, sürekli yorgunluk hali, büyüme ve gelişimin yavaşlaması, boy uzamasının durması, vitamin-mineral yetersizlikleri, bağışıklık sisteminde bozulmalar, anemi, psikolojik bozukluklar, kızlarda regl düzensizlikleri, safra kesesi, böbrek bozuklukları ve diyabet” olarak açıklıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious