Doğum yapmak kanserden koruyor

  • Giriş : 10.03.2007 / 00:00:00

Meme kanserinde birinci risk faktörü kadın olmak. Ancak bu riski azaltmak da mümkün.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çocuk doğuran, aktif hayatı olan, beslenmesine dikkat eden kadınlarda meme kanserine yakalanma riski daha düşük

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen birinci kanser. Hastalık, hücrelerin kontrol dışı çoğalmaları ve bulundukları yerden ayrılarak başka organlara yerleşip orada da çoğalmaya devam etmeleri sonucu oluşuyor. Her yıl bir milyon kadına meme kanseri tanısı konuyor. Amerika'da ise bu sayı her yıl için 180 bin. Bu rakam yeni tanı konan tüm kanser vakalarının yüzde 30'unu oluşturuyor. Türkiye'de ise her yıl yaklaşık 50-60 bin meme kanseri görüleceği tahmin ediliyor. Sağlık Bakanlığı'na bildirilen vaka sayısı ise 30 bin civarında. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serdar Turhal, meme kanserinin artışı konusunda, "Bu konuda algıda seçicilik oluştu. Birisi kanser olduğunda bu tür haberlere olan ilgi de artıyor. Genel olarak veya Marmara Üniversitesi bünyesinde yaptığımız çalışmalara baktığımızda meme kanserinde bir artış olduğunu görmüyoruz" diyor.

Kanser görülme yaşı düştü mü?
Genç yaşlarda görülmesinde bir artış yok, ancak tarama tetkikleri sayesinde genç yaşlarda tespit edilen hastalar var.

Genetik ne kadar etkili?
Bizim bulabildiğimiz yüzde 5 etkili olduğu. Ailede genç yaşta kanser görülmüşse, diğer memede veya başka bir organda kanser varsa, memenin östrojene olan maruziyetini azaltacak birtakım engeller olmuyorsa bu riski artırıyor. Kadın gebe kaldığında adetten kesilir ve vücut östrojeni kestiği için meme bu hormona maruz kalmaz. Bakireyseniz, hiç evlenmemişseniz de risk artıyor. Bir nedenle çocuğunuzu emziremiyorsanız bu da risk anlamına geliyor.

Kadının kendisinin yaptığı meme muayenesi anlamlı mı?
Tüm toplumun kendi kendini muayenesi bugün Amerika'da da öneriliyor. 18 yaşındaki bir genç kadının gidip meme ultrasonu çektirmesini, hele de mamografiyi önermiyoruz. Duşta vücut sabunluyken ayda bir kez tüm meme elden geçirilecek şekilde koltuk altları da muayene edilmeli. Bu, adet olunmayan dönemde yapılmalı.

Meme dokusundan tümörler nasıl ayırt edilebilir?
Kanser kitleleri genellikle taş gibi serttir. Çevresine yayıldığı için oradaki dokulardan ayırt edilemez. Cildinizin altında bir fındık varmış gibi değil de nerde başlayıp nerde bittiği net anlaşılmayan bir kitledir. Bu kitle yapışıktır, kolay hareket etmez. Ağrısızdır.
Eğer ailede meme kanseri öyküsü varsa ne yapılmalı?
O zaman daha sık doktora gidilmeli. Aile bireyinin yakalandığı yaştan beş yıl önce doktor takiplerine başlanmalı. Annesi 35 yaşında kansere yakalanmışsa kızının 30 yaşından itibaren düzenli kontrollerini yaptırması gerekir.

Erken tanı için tetkikler var mı?
Standart önerebilecek bir şey yok. Olumlu sonuç veren şeyler var ama henüz pratiğe geçmedi. Örneğin meme MR'ı, sanki meme kanserini yakalamada mamografiye kıyasla biraz daha gelişkin gibi. Pek çok yeni alet keşfedilmeye çalışılıyor. Önümüzdeki yıllarda bunları kullanma şansımız olabilir. Mamografinin 40 yaşından sonra senede bir yapılması konusunda uzlaşı yok. Ama 40'tan sonra memenin sağlıklı durumunu gösteren bir mamografi gerekir. Sonrasında ise iki yılda bir çektirilebilir. Amerikalılar ise mamografinin sürekli çekilmesi taraftarı.

Kitle tespit edilince ne yapılıyor?
İlk önce ya kitleden parça alınıyor ya da kitlenin kendisi. Mikroskop altında bakılıyor. Ne seviyede olduğu, yayılma potansiyeli olup olmadığı tespit ediliyor. Kitle, koltuk altındaki bezelerle birlikte veya memenin tamamı alınır. Eğer çok küçük bir memeyse bir kısmını almak anlamlı olmayabilir. Birden fazla odak varsa memeyi korumak mümkün değil. Marmara Üniversitesi'ndeki araştırmada meme koruyucu cerrahinin Amerika ve Batı ülkelerinden farkı olmadığını gördük. Kadınların 10'da 4'ünün memesini korumak ideal. Biz de bunu yapıyoruz. Yine de çoğunda memeyi korumak mümkün olmayabiliyor.

Tedaviyi nasıl yapıyorsunuz?
Birçok faktöre bakıyoruz. Yaş arttıkça kemoterapinin etkinliği azalıyor. Genç yaşlarda ise daha etkili. Elimizde önemli bir şey var. Bu bir çeşit sanal hesap makinesi. 'Adjuvant' adlı bilgisayar programıyla hastanın tüm verilerini bilgisayara giriyorsunuz. Ardından Amerika'da Ulusal Kanser Enstitüsü'ne bağlanıp hesaplama yapabiliyorsunuz. Hastanın yaşı, tümörünün boyutu, kaç lenf bezine sıçradığı, tümörün çoğalma potansiyeli, hastanın başka hastalıklarının olup olmadığı bilgisayara yükleniyor ve yüzde olarak hastanın ölüm risk, kemoterapi verilirse bu risk ne kadar azalır, hormon tedavisi ne kadar azaltır, ikisi birden verilirse sonuç ne olur gibi verilere ulaşıyorsunuz. Bu yalnızca meme kanseri için var. Yakın zamanda kalınbağırsak kanseri sonra da belki akciğer kanseri için kullanabileceğiz.
Yöntem son bir yıldır uygulanıyor. Amerika'daki on binlerce belki yüz binlerce meme kanseri olmuş kadının verileri toplanarak oluşturulmuş bir program bu. Örneğin yaşları, tümörlerin çapı, özellikleri, tedavi alınca ne olduğu gibi veriler yüklenip bir program oluşturulmuş. Tüm bu verileri yüklediğinizde hastaya özel bir tedavi çıkıyor. Yaşınızın 50 veya 51 olması, şeker hastalığı, kalp krizi geçirmiş olmanız bile tedaviyi farklılaştırıyor.

Meme kanserinin nüksetme oranı yüksek mi?
Kemoterapiye yanıt verme oranı yüksek kanserlerden biri meme kanseri. Diğer bazı kanserlerde olduğu gibi bunda da nüksetme olabiliyor.

Atletlerde neden daha az meme kanseri görülüyor?
Çünkü atlet kadınların adetlerinde sekmeler daha uzun süre oluyor. Kadının adet olmaması demek östrojen üretmemesi demek. Östrojen üretmemek de memenin maruz kaldığı hormonu azaltıyor. Neden bu olabilir.

Bu besinler kanserle savaşıyor
# Meyveler (özellikle turunçgiller)
# Sebzeler (özellikle ıspanak, maydanoz, ısırgan, roka, tere, karalahana gibi yeşil yapraklı olanlar)
# Turpgiller (lahana, karnabahar, brokoli vb.)
# Soya fasulyesi, fasulye, nohut, mercimek
# Balık ve balık yağları
# Yoğurt
# Tahıl taneleri
# Yeşil çay, sarmısak, soğan
# C vitamini, E vitamini, karotenler ve folik asit
# Meyve ve sebze posası, fitik asit, bitkisel steroller
# Selenyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, potasyum

Geç menopoz risk demek
# İleri yaşlar meme kanseri için risk oluşturuyor. Yeni tanı konmuş meme kanserli kadınların yaklaşık yüzde 70'i 50 yaş üstünde.
# Erken adet görme (12 yaşından önce) ve geç menopoza girme (55 yaşından sonra) memenin östrojene maruz kalma süresini uzatıyor. Bu da kanser gelişme riskini artırıyor.
# Hiç canlı doğum yapmamış kadınlarda bir canlı doğum yapmış kadınlara göre risk iki kat artıyor. Beş ve daha fazla canlı doğum yapmış kadınlarda bir canlı doğum yapmış kadınlara göre risk yüzde 50 azalıyor.
20 yaş altında ilk canlı doğumu yapmak 30 yaş üzerinde canlı doğum yapmaya göre riski yüzde 50 azaltıyor.
# Doğum kontrol ilaçları meme kanseri riskini artırdığı söylense de ilaç kesildikten 10 yıl sonra risk ortadan kalkıyor.
# Ailesinde veya birinci dereceden akrabalarında meme kanseri olanlarda risk iki kat fazla.
# Vücudun başka bölgesinde kanser olması.
# Menopozdan sonra hareketsiz yaşam ve kilo almak riskli. Özellikle yağ açısından zengin beslenme, alkol alımı da risk oluşturuyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious