Doktor eşini öldüren astsubayın ilginç savunması

Doktor eşini öldüren astsubayın ilginç savunması.8510
  • Giriş : 07.05.2008 / 10:05:00
  • Güncelleme : 07.05.2008 / 10:10:17

Doktor eşini hastane koridorunda kafasına iki şarjör dolusu mermi sıkarak öldüren astsubaydan ilginç savunma...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cerrahpaşa Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi eşi Ayşe Özmen'i, hastanede öldüren ve ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan astsubay Hüseyin Güneş Özmen'in ifadeleri, 3 yıllık trajik evliliğin nasıl bir sonla noktalandığını gözler önüne seriyor. Eşinin oğlunu göstermemesi sonucu hastane koridorunda bir şarjör mermi boşaltan, ardından silahına ikinci şarjörü takıp onu da eşinin üzerine sıkan astsubayın ifadeleri, geliyorum diyen cinnetin göstergesi.

CHAT'LE GELEN EVLİLİK

Şimdi eşini üzerine onlarca mermi sıkarak öldüren oğlunu da belki bir ömür boyu göremeyecek olan astsubay Hüseyin Güneş'in ifadeleri, tam bir dramı ortaya koyuyor. İfadelere göre cinayetle noktalanan hayat hikayesinin evlilik bölümü sanal ortamda başlıyor. Hakkari'de görevli Astsubay Kıdemli Çavuş Hüseyin Güneş Özmen, Cerrahpaşa'da okuyan eşiyle üç yıl önce chat yaparken tanışıyor. Biri İstanbul'da diğeri Hakkari'de bulunan iki genç, tanışmalarının ardından ortada bir yerde buluşmak için karar alıyor. Başkent Ankara'da 2005 Nisan'ın da buluşan çiftin arkadaşlıkları kısa sürede aşka dönüşüyor. İstanbul'a dönen Ayşe Özmen, bir süre sonra annesi Zekiye Yılbaş'a bir astsubayla tanıştığını anlattığında ise kıyamet kopuyor. Çünkü ne anne, ne baba nede erkek kardeş doktor adayı genç kızın bir astsubayla evliliğine sıcak bakmıyor.

GENÇ KIZ SEVDİĞİ ASTSUBAYIN AİLESİNE KAÇIYOR

Üzerine onlarca mermi sıkarak yaşamına son verdiği eşinin aslında kendisini çok sevdiğini belirten sanık astsubay ifadelerinde şunları söylüyor:

"Ailesinin karşı çıkması üzerine Ayşe beni telefonla aradı. Evden kaçacağını ama görev yaptığım Hakkari Çukurca'dan korktuğunu söyledi. Bende onun anne ve babamın yanına Aydın'a gitmesini söyledim. Ayşe Aydın'a ailemin yanına gitti. Ama ailesi beni görev yaptığım Çukurca'daki komutanlarımı arayarak kızlarının kaçırıldığını ve zorla alıkoyulduğunu belirterek şikayetçi oldular. Şikayet üzerine tabur komutanına başımdan geçen olayları anlattım. O da bana bir hafta evlilik izni verdi. Hemen Aydın'a gittim. Ayşe ile Aydın'ın Pınarlı Köyü'nde resmi nikah kıydık. Düğünümüz Denizli'de polis korumasında yapıldı. Ayşe'nin babası Mahmut Yılbaş ile ağabey Kürşat Yılbaş ise bu olay karşısında küplere bindi. Soluğu Küçükçekmece Adliyesi'nde aldılar ve benim hakkımda kızlarını zorla kaçırdığım iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundular."

"BİZİ RAHAT BIRAKMADILAR"

Eşinin ailesinin hiç bir zaman kendilerini rahat bırakmadığını belirten astsubayın ifadelerine göre olaylar şöyle devam ediyor:

"Ayşe'nin yakınları, 15 kişi ile birlikte Aydın'a baskına geldi. Bu olayı atlattıktan sonra benim tayinim Burdur'a çıktı. Burdur'da bir ev kiraladık. Bir süre sonra Ayşe'yi de yanıma aldım. Çok mutluyduk, ama eşimin akrabaları bizi bir türlü rahat bırakmadı. Bir süre sonra eşim hamile kaldı. Ama doktor olma hayallerini de hiç bırakmadı. Isparta, Denizli ve Antalya'ya yatay geçiş için çok uğraştık ama olmadı. Sonunda eşim İstanbul'a gitmek zorunda kaldı. Ama ailesinin yanında değil kız yurdunda kalıyordu. Doğum yaklaşınca Ayşe, Burdur'a geldi. Oğlumuz doğdu. İlk kez alilesi hastanede benim ailemle karşılaştı. Yine kıyamet koptu. Ayşe okula devam etmek için İstanbul'a dönünce oğlumuzu da Tarsus'ta akrabalarına bıraktı."

"OĞLUMU BANA GÖSTERMEDİLER"

Daha sonra oğlunu görmek isteyen baba ifadesinde, "Eşimin yakınları çocuğumu göstermediler, ben de suç duyurusunda bulundum, çocuğumu görmek için dava açtım. Onlar da silahla tehdit ettiğim gerekçesiyle ikinci kez suç duyurusunda bulunmuşlar. Çocuğumu göstermiyorlardı. Bununla da yetinmediler, Çamlıyayla Savcılığı ile Fatih Savcılığı'na da tehdit, dersten zorla çıkarma gibi bahanelerle suç duyurusunda bulunmuşlar. Her ay savcılara ifade verir duruma geldim" dedi.

Bu arada okuluna devam eden Ayşe Özmen, kendisini İstanbul'a görmeye gelen kocasına boşanmak istediğini söyledi. Çok geçmeden Ayşe Özmen, Burdur Aile Mahkemesi'ne başvurarak boşanma davasını açtı. Eşi tarafından açılan davalar peşi sıra geldi. Küçükçekmece ve Burdur Mahkemeleri'ne başvuran Ayşe Özmen, oğlunun velayetini almak, tehdit edildiği gerekçesiyle koruma tedbiri, 30 bin YTL tazminat ve aylık 600 YTL nafaka istemli davalar açtı. Ayşe Özmen, iiddialara göre oğlunun adının değiştirilmesini için de dava açacağını söyledi. Genç kadının Burdur ve Küçükçekmece'de açtığı davalar, mahkeme tarafından reddedildi.

VELAYETİ ANNE ALINCA

İddialara göre oğlunu babasına bırakmak istemeyen genç kadın, Küçükçekmece 1. Aile Mahkemesi'ne bir dava daha açtı. Bu mahkeme çocuğun velayeti anneye verdi. Sanık astsubay bundan sonrasını ifadelerinde şöyle anlatıyor:

"Oğlumuz 6 aydır bende kalıyordu. Bu mahkeme kararıyla Burdur'daki eve, polisler, avukat ve icra müdürleri geldi. Eşimden boşanmayacağımı, 6 aydır yanımda kalan oğlumu da vermeyeceğimi söyledim. Ama maaşıma tedbir koydurmuşlar, eşime de nafaka bağlattılar. Sonunda evime gelerek çocuğumu elimden almak için arama yaptılar. Tüm şikayetlerini geri alacaklarını ve çok sevdiğim oğlumu her hafta görebileceğimi belirterek yazılı taahhütte bulundular. Bana güvence vermişlerdi. Ben de onlara güvenerek oğlumu teslim ettim. Ancak daha sonra ne şikayetlerini geri aldılar, ne de çocuğumu bir daha bana gösterdiler.

OĞLUMU GÖREBİLSEYDİM BUNLAR OLMAZDI

Astsubay Hüseyin Güneş, eşinin oğlunu kendisine göstermemesi üzerine çılgına döndüğünü, bu kadar sevmesine rağmen bu kararı verdiğini belirterek, "Hastaneye geldiğimde de oğlumu göstermeyeceğini ve beni süründüreceğini söyledi. Tahrik edince çılgına döndüm ve vurdum" dedi.

GAZETEPORT

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious