Doktora işkence belgeleme eğitimi

Doktora işkence belgeleme eğitimi.27683
  • Giriş : 16.02.2009 / 23:08:00

AB'nin sağladığı 3 milyon Avro'luk fonla verilecek eğitimin ayrıntısını açıklandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, AB'nin sağladığı 3 milyon Avro'luk fonla verilecek eğitimin ayrıntısını açıkladı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, AB'nin sağladığı 3 milyon Avro'luk fonla bin 500 hakim ve savcı ile 4 bin doktora, işkenceyi belgeleme eğitimi verildiğini söyledi.

İstanbul Peak Oteli'ndeki basın toplantısında konuşan Gürsoy, büyük bir çabanın sonucunda oluşan toplantının hayata geçmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu çabanın geçmişinin 1996'ya kadar uzandığını kaydetti.

Gürsoy, 1996'da TTB, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve işkenceyle mücadele eden gruplarla, işkencenin tespiti, sorgulanması, rapor edilmesi konusunda ayrıntılı bir el kitabı çalışması yaptıklarını aktardı.

Konuyla ilgili 3 yıl çeşitli düzeylerde tartışıp, projeyi geliştirdiklerini ifade eden Gürsoy, 1999'da projenin ''İstanbul Protokolü'' adıyla resmi belge haline geldiğini ve aynı yıl BM'de bu belgenin resmi bir kimlik kazandığını kaydetti.

İstanbul Protokolü'nün, dünyanın birçok ülkesinde işkence konusunda kullanılan bir protokol haline getirildiğini belirten Gürsoy, bunun Türkiye adına övünülecek bir gelişme olduğunu vurguladı.

Yıllardır çeşitli insan hakları kurumlarının çabalarına rağmen işkencenin dünyada ve Türkiye'de bir sorun olmaya devam ettiğine dikkati çeken Gürsoy, ''İşkenceyle ilgili sıfır tolerans ilan edilmesine rağmen işkence konusunda bugün hala çeşitli kentlerde açılmış onlarca dava devam ediyor. Hatta işkence konusunda suçlanan güvenlik güçleri mahkemeye dahi getirilemiyor. Bunların basına yansıyan iç acıtıcı örneklerini görüyoruz. Sıfır toleransın gerçekte ne oranda uygulandığı konusunda kuşkulara düşüyoruz'' şeklinde konuştu.

TTB, Adli Tıp Uzmanları Derneği ve uluslararası işkenceyi önleme kuruluşunun temsilcileriyle, işkence konusunda eğitim verme amacını güden bir projeye başladıklarını belirten Gürsoy, projenin oluşum aşamasında çok çeşitli üzücü pürüzlerle karşılaştıklarını kaydetti.

Gürsoy, bu sorunların sonunda aşıldığını, Adalet ve Sağlık bakanlıkları, Adli Tıp Kurumu, TBB ve diğer birçok sivil toplum kuruluşuyla eğitime başlandığını ifade etti.

İlk planda 250 eğiticinin eğitimini bitirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Gürsoy, ''İşkencenin raporlanması projesinde 4 bin hekim ile bin 500 yargıç ve savcıyı eğiteceğiz. Bu eğitimi de Kasım sonuna kadar bitirmeyi planlıyoruz'' şeklinde konuştu.

-''PROJEYE BAŞLAMAKTA GEÇ KALDIK''-

Projeye başlamakta geç kaldıklarını ifade eden Gürsoy, birçok pürüzün aşıldığını, Türkiye'de işkencenin önlendiği, işkence suçlularının cezalandırıldığı bir aşamaya ulaşmayı umduğunu söyledi.

İşkencenin önlenmesinde eğitimin önemine dikkati çeken Gürsoy, ''İşkence, her şeyden önce bir ahlak sorunu. Eğitim bunun önemli ayaklarından biri. Hükümet'in, sadece bazı uluslararası organlara, kurumlara veya otoritelere karşı Türkiye imajını düzeltme amacı gütmeden, Türkiye'de bu insanlık ayıbının kökünü kazımayı amaçlayan bir irade ortaya koyması lazım. Bunun olacağına inanmak istiyoruz, çabamızın asıl nedeni budur'' şeklinde konuştu.

Uluslararası İşkence Mağdurları Rehabilitasyon Konseyi Genel Sekreteri Brita Sydhoff da önceki yıllara göre Türkiye'de işkence konusunda çok sayıda reformun hayata geçtiğini söyledi.

Bu reformlardan en önemlisinin, işkenceye sıfır tolerans politikası olduğunu vurgulayan Sydhoff, buna rağmen bazı üzücü olayların yaşandığını belirtti.

Engin Çeber olayına dikkati çeken Sydhoff, ''Sıfır tolerans nedir? Şu anda yürütülmekte olan dava ile Türkiye siyasi bir irade göstererek, vatandaşlarını işkenceden koruma yönünde istekli olduğunu ve işkencecilerin dokunulmazlığa sahip olmadığını dile getirdi'' dedi.

Türkiye'nin işkenceye karşı mücadelede öncü rol üstlendiğini ifade eden Sydhoff, Türkiye'de 10 yıl önce insan hakları örgütleri, TTB ve Adli Tıp Uzmanları Derneğinin bir araya gelerek, işkence, diğer aşağılayıcı muamele ve cezalandırmanın etkin belgelenmesi ve soruşturulması kılavuzunun oluşturulduğunu kaydetti.

Sydhoff, ''Bu kitapçığın temelini oluşturan İstanbul Protokolü, 1999'dan bu yana uluslararası çapta altın standart haline geldi'' dedi.

-''ANA HEDEF, İŞKENCEDE ETKİN BELGELEMEYİ SAĞLAMAK''-

Projenin ana hedefinin, işkencede etkin belgelemeyi sağlamak olduğunu belirten Sydhoff, hekimleri eğiterek, işkence mağdurlarının muayenesinde uluslararası kuralların göz önünde bulundurulmasını sağlayacaklarını dile getirdi.

Sydhoff, hakim ve savcıların da takibat ve kovuşturma davalarındaki değerlendirmelerini iyileştireceklerini vurgulayarak, ''Umuyorum gelecekte bu işkence davaları ve vakaları eski bir anı olarak kalır'' dedi.

Projenin katılımcılarından Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Bekir Keskinkılıç da 2005'te başlayan zorlu bir sürecin sonucunda bu aşamaya geldiklerini söyledi.

Keskinkılıç, bu projeyle Türkiye'deki sağlık çalışanlarının işkence ve kötü muameleye maruz kalmış insanlara yardım elini uzatarak, kötü muamele ve işkencenin belirlenmesi için eğitileceklerini ifade etti.

Proje kapsamında toplam 4 bin hekimin eğitileceğini vurgulayan Keskinkılıç, ''4 bin hekim de birlikte çalıştıkları arkadaşlarına aynı hassasiyeti aktaracak. İstanbul Protokolü'nün hayata geçmesi için tüm sağlık örgütü büyük çaba harcayacak. Protokolün gereklerini sahada adli rapor düzenleyen tüm hekimlerin bilmesini hayal ediyoruz. İstanbul Protokolü'nü uygulama kolaylığı sağlayacak bir format oluşturacağız'' şeklinde konuştu.

Dün başlayan eğitim programı Kasım ayına kadar devam edecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*