Doktorluktan bürokrasiye "ağır abla"

Doktorluktan bürokrasiye
  • Giriş : 16.12.2007 / 23:58:00
  • Güncelleme : 16.12.2007 / 23:58:49

Hatice Gül, Türkiye’nin ilk sağlık müdiresi. Edirne’de göreve başladığı günden bu yana sağlık alanında ‘zarif’ şeyler olmaya başlamış.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Diş hekimleri ve ebeler ‘tebrik’ telefonuyla, hastalar ‘hasta hostesi’yle tanışmış.

Yirmi yedi yıllık bir diş hekimi, telefonun diğer ucunda ağlıyor. Dünya diş hekimleri gününde Edirne İl Sağlık Müdürü Dr. Hatice Gül şehirdeki diş hekimlerini tek tek arayarak günlerini kutluyor. İlk defa başına böyle güzel bir şey gelen hekimin nasıl duygulandığını, ağladığını aktarırken haklı bir sevinç okunuyor Hatice Gül’ün gözlerinden.

Son zamanlarda Edirne’de farklı bir hava esiyor. Bürokrasiyi incelten, güzelleştiren, zarifleştiren bir değişiklik bu. Edirne, Türkiye’nin ilk ve tek kadın il sağlık müdürüne sahip olmanın ayrıcalığını ve güzelliğini yaşıyor son bir yıldır. Bu değişimin belki de en çok ihtiyaç duyulan yerde, yani sağlıkta yaşanması bir başka oluyor. Otuz yıllık ebeler ilk defa aranıyor, amirleri tarafından dertleri dinlenip gönülleri alınıyor. Pek çoklarına garip gelen uygulamaları var Hatice Gül’ün. “Müdürlüğümüze bağlı çalışan personelden yeni baba olan bir arkadaşımızı arıyorum, inanamıyor.” diyor. Vefatları kaçırmıyor, özel günleri unutmuyor.

Edirne başarısına “üslup başarısı” diye bakıyor Hatice Hanım. “Yönetmek nedir ki aslında?” Durup kalıyor bir an. “Ben insanım ya.” diyor. “Evet evet buldum, insanım ben. Sadece üslup farkım var benim. Teşekkür ediyorum, rica ediyorum. Çaycıdan çay isterken ‘bir zahmet’ diyorum. Aşağıya inip personelimle birlikte çalışıyorum kolları sıvayıp. Elimde fazladan para yok ki onu dağıtayım, üslubuma dikkat ediyorum. Ben insanım, e karşımdakine de öyle muamele etmeye gayret ediyorum. Hepsi bu.”

DOKTORLUKTAN BÜROKRASİYE ‘AĞIR ABLA‘

“Edirne’ye girişte kadınlar saltanatının ağırlığı hissedilir” diyor gülümseyerek. “Pozitif ayrımcılık yapar bu şehir insana.” Türkiye’nin Avrupa’sındayız ondan mı?

Sağlık Bakanlığı’nın titizlikle takip ettiği sağlıkta dönüşüm projesi en çok Edirne’yi dönüştürmüş. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hatice Gül, Türkiye’nin şu andaki tek il sağlık müdiresi. Yaşı ilerlemiş, saçları arkadan sımsıkı topuz yapılmış bir müdür hanım beklerken 35 yaşlarında, gülümsemeden kahkahaya geçiveren başka bir hanımla karşılaşıyoruz. Hatice Gül için il sağlık müdürü olmak çok radikal bir karar olmamış aslında. Baştan beri böyle devrim gibi değişiklikler yaşamış. Trabzon Maçka’lı bir ailenin tek kızıyken İstanbul’dan İzmir’e yollanmış, hayalleri uğruna. Deli gibi bir doktor olmak arzusuydu diyor. Çocukluk rüyasını gerçeğe dönüştürenlerden o.

Trakya Ünversitesi’nde Halk Sağlığı Uzmanlığı alanında çalışırken Sağlık Bakanlığı kadrolarına başvuruyor. Derken Edirne’de göreve başladıktan kısa süre sonra Edirne İl Sağlık Müdürlüğü kadrosu boşalıyor. Kim olur diye konuşulurken, ben olacağımı hiç düşünmezdim diyor. “Sen olabilirsin” dendiğinde de inanamamış zaten.

HORON SEVERİM, AMA KALKAMAM ARTIK!

Masasının arkasında duran aile fotoğraflarına bakıyoruz. Peki, hiç mi zorlukları yoktu henüz iki küçük çocuk sahibi bir anneyken böyle bir görevde olmanın? İdare ediyoruz derkenki hâlinden, sesinden, şehre değen kadın eli farkını görüyoruz. Daha ötesi, otuz beş yaşında il sağlık müdürlüğü, sırada neresi var? Bu işin zirvesi nedir diye soruyoruz: “Makam ne o kadar kolay, ne de güzel. Bir makama sahip olmak demek, sorumluluk almak demektir. Ben yaparım demekle olmaz. Malum, seçim zamanı pek çok kamu çalışanı istifa etti, seçimlerde aday oldu. Bazı insanlar ben de böyle bir yola gireceğim sanmışlar. Aklıma bile gelmez. Hiçbir zaman makam, mevki peşinde olmadım. Bu göreve getirilmeyi de doğrusu düşünmemiştim. Ama burada olmak halk sağlığı uzmanlığı okumuş biri için zirvedir. Yani bu benim işim. Ben bunun mektebini okudum. Bir de tabii kadınım ve kadınca şeyler de yapmak istiyorum. Alışverişte pazarlık edecek oldum geçenlerde, ‘Müdire hanım, yoksa sonra verirsiniz’ dedi satıcı. Karadenizliyim, horon severim, ama kalkamam artık bir düğünde. Şu anda olduğum yeri seviyorum.”

Kadın olmanın zorluklarından bahsedecek oluyoruz. Hatice Gül zorluk görmüyor, aksine çok da eğleniyor görünüyor: “Geçenlerde bir toplantı için Burdur’a gittim. Beni görünce eyvah demişler, kadın. Çekilmez biri olduğumu düşünenler olmuş. Rahat edemeyeceğiz demişler. E tabii canları sıkılmış. Sonra sohbet etmeye başladık. Baktılar ki ben farklı, deli dolu biriyim. Şimdi bana delikanlı müdür diyorlar.” Peki ya pozitif ayrımcılık yok mu diye bakarken, “İnsan var” diyor. “İşini iyi yapan ya da yapmayan insan.”

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDA ÖRNEK İŞBİRLİĞİ

“Edirne geçtiğimiz haftalarda sel tehlikesi yaşadı. Özellikle sağlık ekipleri için olağanüstü hâl söz konusu idi bölgede. “Sürekli telefon trafiği vardı” diyor müdire hanım. “Ben Ankara’yı arıyorum, Ankara beni arıyor. İstanbul ile sürekli irtibat hâlindeyiz yakınlığından dolayı. Bir afet hâlinde yapılacakları organize ediyoruz. Bir telefon geldi ve baktım İstanbul İl Sağlık Müdürü.” Bana, ‘İstanbul Edirne’nin büyüğü, komşusu’ dedi. ‘Bu sıkıntınızda ben de sizin yanınızdayım. Şimdi ne lazımsa söyle.’ Ve ben bir şey talep etmeden içi dolu iki TIR yolladı. İki cip, bir otobüs, telsizimiz çekmez endişesiyle bir röle, özel yetişmiş Ulusal Medikal Kurtarma Ekibinden (UMKE) 56 personel. Gözlerime inanamadım. Bir ihtimal için bile bu kadarını yaptılar. Arkanızda desteğimizi hissedin dediler. Öylesine mutlu oldum ki. Şimdi biliyorum ki Sağlık Bakanlığında örnek işbirlikleri ve dayanışmalar var. Bireysel ya da yalnızca yerel değil daha geniş katılımlı ve multidisipliner çalışmalar yapılıyor.”

HASTA HAKLARINDA ÖDÜLLÜ ŞEHİR

Edirne, Halk Sağlığı Uzmanı olan bir sağlık müdürüne sahip olmanın avantajlarını, aldığı sağlık hizmeti pratiğinde de yaşıyor. “Aslında Edirne başarısının arkasında sağlıkta dönüşüm atılımları var. Bu çok başarılı bir format. Sağlıkta dönüşümün çok ciddi parametresi var. Aile hekimliği yaklaşık bir yıldır başarıyla uygulanıyor. Bu durumdan halk da hekimler de memnun. Bazen yerel televizyon ve gazeteler halka aile hekimliğinden memnun olup olmadıklarını soruyor. Halkımız daha önce bu uygulama niye yoktu, harika bir sistem diye cevaplıyor. Yaptığımız anketler de bu memnuniyeti doğruluyor.” Hasta hakları uygulamaları ve çalışmalarıyla ödüller almış Edirne. Anlatırken gözleri parlıyor Hatice Gül’ün. Hasta haklarına inanıyor, heyecanla anlatıyor: “Önceden sıra almak için cam bölmenin arkasına geçer, tabir caizse hapishane ziyaretindeymiş gibi sesinizi duyurmaya çalışırdınız. Artık hastalarımızı kapıda hostesler karşılıyor, kayıt bölümüne oturtuyor, oradan da muayene olacağı bölüme kadar refakat ediyor.”

Hastanelere bankalardaki gibi randevu alabilmeyi kolaylaştırmak için kioks sistemini oturtmuşlar. “Yakında bunlardan alışveriş merkezlerine de koyacağız” diyor. Hasta randevusunu alacak, özel hastanelerde bile olmayan bir sistemle hizmet alacak.

Artık herkesin bir aile hekimi var bu şehirde. İlk altı aydan sonra hekimini değiştirebiliyor hasta. Yine eldeki rakamlar gösteriyor ki aile hekimliği artık oturmuş. Buna göre herhangi bir doktora, sağlık kuruluşuna giden her hasta sağlık müdürlüğünün oluşturduğu bilgi havuzuna düşüyor ve mevcut durumu aile hekimi görebiliyor hemen. Burada yapılan en önemli şey bilgi paylaşımıdır diyor. Vefatlar da doğumlar da aynı sistemle inceleniyor, bir hastalık başlangıcının gözden kaçma ihtimali minimuma indiriliyor.

Acil durumlarda ambulansla bir hastaya en kısa zamanda ulaşılması amaçlanıyor. Daha ambulans yola çıkmadan hastaneler ve yatak dolulukları ekranda görünüyor, hastalar boşu boşuna zaman kaybetmiyor.

DEVLET HASTANESİNE ‘BASKIN TEFTİŞ’

Sahiden her şey bu kadar iyi mi merak ediyoruz. Hadi gidelim diyor. Sessiz sedasız kimseye haber vermeden Edirne Devlet Hastanesi’ne gidiyoruz. Başhekim Uzman doktor Hüseyin Top ve başhekim yardımcısı Pratisyen Hekim Fatih Selvi ile birlikte hastaneyi geziyoruz. 1950 yapımı binanın eski duvarlarını, kapılarını görmezsek burası rüya hastane. Lila renkli deri koltuklar, bankaların üst katlarında görebileceğimiz misafir (hasta) kabul koltukları, kioks cihazları. LCD ekrana takılıyor gözüm. Bilgi veriyorlar, artık acilde hastası olanlar kapıdan biri çıksa da hastamla ilgili bilgi alsam diye beklemiyormuş. Bu ekranlarda hastayla ilgili bütün gelişmeler anında görülüyormuş. Hastane koridorlarında hastalara rastlıyoruz. Sohbet ediyoruz biraz. Özellikle başhekim ve hastalar arasındaki sıcak diyaloglar ilgimizi çekiyor. Hatice Gül de sohbete ortak oluyor. Edirne’de doktorlar ulaşılmaz, hastaneler girilmez değil. Ekip, “Hastanelerde hastalıktan başka derde yer yok” diyor. Bu arada, hiç olmayan organ bağışıyla Edirne 2005 yılında ulusal basında haber olmuş. “Artık insanlar gelip organ bağışlıyorlar, çünkü ne olduğunu biliyorlar” diyorlar.

Hastane ziyaretimiz boyunca dikkat çeken şey müdire hanım ve doktor beyler arasındaki diyaloglar. Onlar oyun arkadaşı gibi rahatlar. Peki ya evde işler nasıl diye merak ediyoruz. Müdire annenin küçük çocukları var. “Hayatımın müdürü sorunları çözüyor!” diyor gülümseyerek. Edirne girişinde bizi karşıladığı söylenen kadınlar saltanatı ağırlığı, aslında erkekler arasında bir ‘Müdür Abla’ farkı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious