Doların geleceğine dair iki tahmin

Doların geleceğine dair iki tahmin.13468
  • Giriş : 19.01.2009 / 09:40:00

Küresel piyasalardaki kriz dalgalı kur sistemine sahip Türkiye'deki yatırımcıları tedirgin ediyor... Krizde inişli çıkışlı bir grafik gösteren Dolar'a ilişkin iki senaryo gündeme getiriliyor...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yeni dönemde dolar senaryosu

Dolar hakkındaki son yazıyı 14 Ocak 2008'de 1,30 senaryosu üzerine yazmıştım. O günlerde IMF anlaşmasına yönelik güçlü beklentiler sonucu piyasalarımızda farklılaşma eğilimleri gözlüyorduk. Türkiye'deki iyimserlikte diğer ülkelerle farkı açıyordu. Ama biz IMF anlaşmasının içeriği noktasında büyük şüpheler duymaya devam ediyorduk. Bu şüphe doların seyri açısından önemliydi.

Acaba IMF ile nasıl bir anlaşma yapılacaktı? Eski kemer sıkma politikalarına dönüş halinde yine yüksek faizle döviz piyasası kontrol mü edilecekti? Eğer bu eski kontrollü politika uygulanacak olsaydı yurtdışı piyasalarda yaşanacak bir iyimserlik, doları TL karşısında 1,30'a kadar düşürebilirdi.

Yurtdışı piyasaların iyimserliği açısından ise ABD'de DJI endeksi 8,900'ün üzerinde kalması gerekiyordu. Ama maalesef iyimserlik noktamızda beklediğimiz seviyelere ulaşılamadığı gibi kötümser kırılma da henüz gerçekleşmedi. (Kötümser senaryo DJI endeksi 8 bin altı; iyimser senaryo DJI endeksi 8,700 üstü)

Bugün bu noktalardan oldukça farklıyız. Dün aktarmaya çalıştığım bazı noktaları da tekrar ederek konuyu açalım. Öncelikle Merkez Bankası'nın bizim açımızdan bile büyük cesaret verici faiz indirim adımı, artık dolar senaryosunda düşüşü değil yükselişi destekler konumu işaret ediyor. İç faiz hadlerinin hızla düşürülmesi TL'nin artık görece daha az değerli olduğuna işaret etmektedir. Gerçi hâlâ reel faiz oranı çok yüksek olan bir Türkiye'de TL de değerli konumunu korumaktadır.

İkinci önemli adım ise IMF ile yapılması muhtemel anlaşmanın geçmiş anlaşmaların tersine eğilimi belli etmesidir. Maliye artık içerde talep artırıcı harcamalara ağırlık verirken IMF'den gelecek para ile harcamalar finanse edilecek. Yani tasarruf değil talep artırıcı önlemler öne çıktı. Bu durum IMF'den gelecek paranın TL'nin değerini artırıcı etkisini sınırlayacaktır.

Türk halkının döviz piyasasına bakışını gösteren tabloya bakıyoruz. Piyasaların dip yaptığı 21 Kasım 08 tarihinde yerlilerin döviz stoku 82,1 milyar dolara gerilemişti. Oysa 02 Ocak 09'da yerlilerin döviz stoku yeniden 90,4 milyar dolara yükseliş yaşamış. Bu değişimlerde doların hızla değer kazanıp-kaybetmesi de önemli bir faktör olmuştur. İlk tarihte avro karşısında 1,25 değerde olan dolar, 02 Ocak günü 1,39'a kadar değer kaybetmiş. Sadece doların değer kaybetmesinden kaynaklanan fiktif döviz varlık artışı 4 milyar dolar olmuş. Ama geriye kalan 4,3 milyar dolar ise reel olarak yerlilerin döviz stok artışı olmuş.

Krizde döviz satan yerliler piyasalar iyileşmeye başladığında yeniden dövizlerini yerine koymayı tercih ediyor. Bu davranış sayesinde tam bir piyasa yapıcılığı görevi üstlenmiş oluyorlar. Ama burada dikkat etmenizi tavsiye ettiğim bir nokta var: Yerliler döviz alış-satışlarında kriz tellallarına fazla prim vermemiş. Eskiden krizlerde daha fazla dolara saldırılırdı; oysa şimdi krizde satıyorlar sakinken alıyorlar.

Türkiye kriz süreci ile yeni bir ekonomik yapılanmaya gidiyor. Gevşek para politikası, artan kamu harcamaları yeni bir ekonomik yapıya işaret ediyor. Net olarak söyleyebiliriz ki artık sıcak para istemiyoruz. Sıcak paracılar faiz düşüşü sürdüğü sürece değil faiz düşüşü bittiğinde bizi terk etmeye başlayabilir. Bu zamanlama noktası çok önemlidir. Çünkü yüksek faizli kâğıtlar bir de faiz düşüşü ile şu dönem de çifte kazanç sağlıyor.

Zaten iç ekonomiyi güçlendirecek yapılanma modelinde düşük kur değil yükselen kur ekonomiyi daha sağlam zemine oturtacaktır.

YENİŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*