Dolmabahçe sonrası neler yaşandı?

Dolmabahçe sonrası neler yaşandı?.13890
  • Giriş : 14.06.2009 / 03:00:00
  • Güncelleme : 13.06.2009 / 23:49:56

Erdoğon ile dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt arasında Dolmabahçe görüşmesi sonrası yaşananlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dolmabahçe ve asker-siyaset ilişkileri

Dünkü Taraf gazetesinde yer alan haber, tam da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın 4 Mayıs 2007'de Dolmabahçe'de dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile görüşmesi hakkında önce atv ardından NTV televizyonlarında yaptığı açıklamalar üzerine geldi.

Atv televizyonunda 4 Mayıs görüşmesinin Türkiye'de asker-sivil (belki asker-siyaset daha doğru) ilişkilerinde dönüm noktası sayılabileceğini kabul eden Başbakan, NTV'de kendisinin bu konuda konuşmayacağını, ancak Büyükanıt konuşursa kendisinin de 'bazı şeyleri' açıklayabileceğini söyledi.

Bir gün önce Başbakan Erdoğan ile konuşan Murat Akgün dün de benzeri konularda CHP lideri Deniz Baykal ile konuştu. Baykal, Erdoğan'ın 'ben konuşmam' sözlerini de, Büyükanıt'ın konuşmama tutumunu da eleştirdi. Baykal'a göre, madem Büyükanıt görüşmeye üniforma ile gitmişti, madem görüşme resmi bir makamda (Başbakan'ın İstanbul'daki makamında) cereyan etmişti, yani özel bir buluşma değildi, öyleyse içeriğinin en azından şimdiki Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a açıklanmamasını anlamak zordu. Baykal'a göre bu bilginin iki kişi arasında kalmaması, en azından devlet sistemine dahil olması gerekiyordu.
O görüşmenin devlet bilgisine dönüşüp dönüşmediği konusunda bir açıklama yok. Ancak Başbakan o görüşmenin asker-siyaset ilişkilerinde bir dönüm noktası olduğunu söylediğine göre, en azından devletin 'çekirdeği' diyebileceğimiz birkaç kişinin görüşmenin içeriği hakkında fikir sahibi edildiğini var sayabiliriz. Aksi halde, sonuçları itibarıyla da iki kişi arasında kalan görüşmenin, Türkiye'de devlet işleyişinin temel sorunlarından olan asker-siyaset ilişkilerinde dönüm noktası sayılabileceği saptaması havada kalır. O sonuçlar paylaşılmış olmalı ki, ilişkilerin akışı değişmiş olsun.

Peki Dolmabahçe görüşmesinden sonra Türkiye'de asker-siyaset ilişkileri değişti mi? Değiştiyse nasıl değişti? O dönem ve sonrasına kısaca bakalım:

* 23 Nisan gecesi AK Parti üst kademelerinde daha çok da Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener ekseninde olanlar sonucunda Başbakan Erdoğan, Büyükanıt'ın beklentisi doğrultusunda cumhurbaş-kanlığına Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ü değil, kendisini de değil, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü aday gösterdi.

* Sabih Kanadoğlu'nun (ilk başta CHP lideri Baykal'ın fazla itibar etmediği) 367 tezi bir anda Meclis gündemini kapladı. ANAP ve DYP'nin kenara çekilmesiyle 27 Nisan günü Gül 367'yi bulamadı. Bir kaç saat sonra CHP Anayasa Mahkemesi'ne gitti. Birkaç saat sonra Büyükanıt, e-muhtırayı yayımladı.

* Erdoğan aynı gece kurmaylarını topladı ve altta kalmamaya karar verdi. 28 Mayıs'ta Cemil Çiçek, o güne dek bir hükümetin askerin muhtırasına ilk karşı çıkışını okudu. Erdoğan 1 Mayıs'ta erken seçim kararını açıkladı. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçimi için de düğmeye bastı.

* Erdoğan 4 Mayıs'ta Büyükanıt'ı Dolmabahçe'ye çağırdı; iki buçuk saat görüştüler.

* 12 Haziran'da İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduda bulunduğu açıklanan 27 bomba ile iddia edilen Ergenekon operasyonu başladı.

* 22 Temmuz'daki seçimde AK Parti yüzde 47 destekle güçlenerek hükümeti korudu. Yeni Meclis 28 Ağustos'ta Gül'ü Cumhurbaşkanı seçti. PKK 22 Ekim'de Dağlıca karakolunu basıp 12 askeri şehit etti. Erdoğan, Büyükanıt ile bir araya gelip Amerikalıların karşısına ortak heyetle çıkmaya karar verdi. Erdoğan'ın 5 Kasım'da Bush ile görüşmesi ardından Irak'taki PKK varlığına karşı ABD'nin Irak harekâtı sonrasında ilk sınır ötesi harekât 1 Aralık'ta yapıldı.

* Ergenekon operasyonunda emekli subayların gözaltına alındığı ilk operasyon 21 Ocak 2008'de Veli Küçük ile başladı. Temmuzda emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon ile zirveye çıktı. Emekli generaller, darbe girişimi dahil terörle mücadele yasası kapsamındaki suçlamalarla sivil mahkemede yargılanıyor.

* Erdoğan 24 Haziran'da görevi yakında devralacak Kara Kuvvetleri Komutanı Başbuğ ile (tıpkı Hilmi Özkök'ten devralacak Büyükanıt ile yaptığı gibi) başbaşa bir görüşme yaptı. Başbuğ 30 Ağustos'ta görevi devraldı. Fevzi Çakmak'tan bu yana Bakanlar Kurulu'na gidip bilgi veren ve Başbakan'a haftalık sunum yapan ilk Genelkurmay Başkanı oldu. 14 Nisan 2009'da Harp Akademileri konuşmasıyla asker-siyaset ilişkilerine Batı demokrasilerine yakın bir bakış getirdi.

Peki o zaman Taraf'ın dünkü haberini nasıl açıklamalı?

Genelkurmay, Nisan 2009 tarihli olduğu ve AK Parti ile Fethullah Gülen grubuna karşı kara propaganda dahil şaibeli yöntemlerin kullanılmasını, Ergenekon'da suçlananlara sahip çıkılmasını öngördüğü ileri sürülen askeri belgenin varlığını yalanlamadı. Bu tek başına doğrulama da sayılmaz; Genelkurmay askeri savcılığının soruşturma açtığı açıklandı ama, soruşturmanın böyle bir belgenin dışarı sızıp haber yapılmasına mı, yoksa emir-komuta zinciri dışında böyle bir siyasete müdahale girişimine kalkışılmış olmasına mı, yoksa sahte belge hazırlanmış olması ihtimaline karşı mı açıldığı belli değil. Akşam saatlerinde gelen yayın yasağı akılları daha da karıştırdı.

Genelkurmay'ın bir an önce belge gerçekse ne anlama geldiği konusuna açıklık getirmesi asker-siyaset ilişkilerinin dengesi ve demokrasinin sağlıklı işlemesi açılarından yarar var.

RADİKAL

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*