'Döviz rezervleri gayet makul seviyelerde'

  • Giriş : 22.02.2006 / 00:00:00

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, döviz rezervlerinin şu anda olduğu nokta gayet makul seviyede olduğunusöyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yunanistan'ın Başkenti Atina'da yarın yapılan 'Güneydoğu Avrupa Ekonomi Bakanlar' toplantısına katılmak üzere bu ülkeye giden Babacan, bu ülkeye hareketi öncesinide Esenboğa Havaalanında gazetecilerin sorularını cevapladı.

Babacan, Meclis'te görüşülen kredi kartları kanun tasarı ile ilgili bir soru üzerine tasarının TBMM Genel Kurul'da değerlendirileceğini hatırlatarak, düzenlemenin 2001 krizinin kötü sonuçlarını tamamen ortadan kaldımak için yapıldığını söyledi. Yasa tasarısında dikkat ettikleri hususun mağdur duruma düşen vatandaşların borçlarına neden olan yüksek reel faizleri makul seviyeye çekerek sorunu çözmek olduğunu kaydeden Babacan, "Bu yasanın getirdiği önemli düzenlemelerden biri bu. Diğeri, bankacılık sektörümüzün sıhhatidir. Bundan sonraki dönemlerde ilgili kredi kartı borçlarında vatandaşların göstereceği hassasiyetin devam ediyor oluşudur. Biliyorsunuz borçlarla ilgili zaman zaman düzenlemeler yapılıyor. Her af, borçlarını ödeyemeyenlere rahatlık getiriyor ama borcunu ödeyenleri de dikkate alarak, adaleti de gözetmek gerekiyor. Bu tasarıya ilişkin çalışmalar, Bankalar Birliği ile birlikte yapılıyor. Amacımız, bundan böyle sektörün önümüzdeki dönem sıhhatini de düşünerek, her iki kesimide mağdur etmeden sorunun çözüme kavuşturmak" diye konuştu.

Bir soru üzerine Merkez Bankası'nın dövize müdahalesini değerlendiren Babacan, Merkez Bankası'nın müdahalesinin kurun aşağı inmesini engellemek veya altı sınır oluşturmak amacıyla değil, aşırı oynaklık nedeniyle yapıldığını söyledi. Babacan, "Yapılan işlem kura müdahale değil, aşırı oynaklık müdahalesidir. Bir başka deyişle, önümüzdeki dönem aşırı oynaklık ihtimaline ilişkin bir müdahaledir. Kur daha aşağıya da inebilir daha yukarıya da çıkabilir. Yani yüzde 50 inebilir, yüzde 50 daha çıkabilir." şeklinde oldu.

Döviz müdahelesi sonrası Merkez Bankası'nın, 'kuru bu noktada tutmaya çalışmış ancak başarılı olamamış' gibi bir hava estirildiğini ifade eden Babacan, bunların tamamının yanlış ve bilimsel temelden uzak yorumlar olduğunu söyledi. Babacan, bu müdahalenin kuru bir bant aralığında tutmak için yapılmadığını vurgulayarak, kurun piyasa şartlarında yerini bulacağını dile getirdi.

'ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA KONJONKTÜR AÇISINDAN RİSKLER VAR'

Merkez Bankası'nın rezervinin seviyesi ve bunun maliyeti konusundaki bir soruya ise Babacan, her ülkede rezervleri farklı ekonomik göstergelere bağlı olarak değerlendirildiğini belirterek, Türkiye'nin şuanki rezervinin makul seviyede oludğunu söyledi. Babacan, "Türk ekonomisi büyüyor. İthalatında artış var. Bunlarla orantılı şekilde Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin yükselmesi de bir gereklilik açıkçası. Döviz rezervlerinin şu anda olduğu nokta, gayet makul seviyelerde. Yani olması gerekenden daha yüksek bir rezerv olduğunu düşünmüyoruz. Hatta tam tersine döviz rezervlerinin önümüzdeki dönemde daha yükselmesi için marjlarımızın olduğunu düşünüyoruz" diyerek, şöyle devam etti:

"Önümüzdeki yıllarda 2006 olsun, 2007 olsun uluslararası konjonktür açısından bazı riskler taşıyor. Petrol fiyatları, her zaman için önümüzde risk olacaktır. Uluslararası sermaye hareketlerinin yön değiştirmesi her zaman bir risk olarak önümüzdedir. Yine bölgemizde bazı konjonktürel riskler vardır. Tüm bunları gözönünde bulundurduğunuzda bizim yüksek döviz rezervleriyle seyretmemiz her zaman için genel ekonomik yapımızın sıhhati açısından önemlidir."

Merkez Bankası'nın döviz rezervlerinin bir maliyetini elbette olacağını kaydeden Babacan, "Ama her sigortanın da bir bedeli vardır. Kimse evini veya arabasını ücertisiz sigortalayabiliyor mu? Eğer risklerle ilgili bazı tedbirler alıyorsanız, bu riskleri sigorta etmenin bir bedeli vardır. Maliyet gayet doğaldır, ülkemizin uzun vadeli istikrarı için de gereklidir."

'TBMM TAKVİMİ İLE İLGİLİ TAAHHÜD VERDİK'

IMF'den reformların gecikmesi nedeniyle ek süre istenilip istenilmediğin sorulması üzerine ise Babacan, IMF ile ilişkilerin devam etmesini Türkiye'nin istediğini hatırlatarak, "Takvimini biz belirledik, startı biz verdik. Burada ek süre talep etme, izin isteme, bu tür kelimeleri kullanmayı ben Türkiye'ye yakıştıramıyorum açıkçası. Biz, heyeti ne zaman davet edersek o gün gelirler. 1 ay davet etmezsek, 1 ayda hiç gelmezler buraya, Tamamen bizim irademiz. Gözden geçirme çalışmalarını belli bir noktaya getirdiğimiz anda heyeti davet edeceğiz, onlar buraya gelecekler" dedi. Niyet mektubunda tahmin edilen gözden geçirme takvimine göre bir miktar sapma olabileceğini kaydeden Babacan, "Buradaki süreleriyi biz tahmini olarak söylüyoruz. TBMM takvimiyle ilgisi tarih taahhüdü bu zamana kadar vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious