DSP lideri Sezer, istifa çağrısını tekrarladı

DSP lideri Sezer, istifa çağrısını tekrarladı.12452
  • Giriş : 24.06.2008 / 16:47:00

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, Ergenekon soruşturması konusunda, ''Eğer derin devletçilik oynayan varsa üzerine gidilmelidir'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Alman Friedrich-Ebert Vakfında ''Türkiye'deki mevcut siyasi durum'' konulu bir konuşma yapan Sezer, ''1970'lerde Türkiye'de kontrgerillanın varlığını komuoyuna ilk duyuran kişi (eski Başbakan Bülent) Ecevit idi. Biz kontrgerillanın üzerine hep gittik'' diye konuştu.

''Her türlü darbeye ve derin devlet örgütlenmesine karşı çıktıklarını ve karşı durmaya devam edeceklerini'' anlatan Sezer, ''Eğer suç işleyen varsa, eğer derin devletçilik oynayan varsa üzerine gidilmeli'' diye konuştu.

Ergenekon operasyonu kapsamında yaklaşık bir yıl önce tutuklanan kişilerin hala mahkeme önüne çıkarılmamış olmasından kaygı duyduklarını ifade eden Sezer, bunun Avrupa değerleriyle de uyumu olmadığını savundu.

DSP'nin Avrupa'da yeterince tanınmadığını belirterek, ''Demek ki yeterince anlatamamışız'' öz eleştirisinde bulunan Sezer, ''Oysa biz AB konusunda çok büyük atılımlar yapmış, idam cezasının kaldırılmasını sağlamış bir koalisyonun büyük ortağıydık'' dedi.

''Solu, evrensel değerleri ve Türkiye'ye özgü yaklaşımlarla birleştirerek yeniden tanımlayan bir parti olduklarını'' kaydeden Sezer, Türkiye'deki diğer sol partilerle farklarını, ''laikliği mutlaka korumak yanında inançlara saygıda en küçük bir kusur göstermeyen ve insanlara özgürce inançlarının gereğini yapma ortamı sağlama çabasında olan'' diye açıklayarak, şunları kaydetti:

''DSP 1980 sonrasında siyasi partilerin kapatılmasının ardından gerçekten tabandan bir sol parti hedefiyle yola çıktı. Ecevit, askeri yönetimden icazet alınarak sol parti kurulamayacağını söylüyordu. Bunu içine sindiremedi. Diğer taraftan halka uzak durarak, belli bir devlet çizgisinden giderek sol parti olunamayacağı görüşündeydi.''

DSP'nin ''toplumun tümünü kucaklayan parti olma iddiasını'' taşıdığını kaydeden Sezer, ''1960 sonrasında Türkiye'de solun sadece bizim kurucumuz Ecevit ile birkaç kez iktidar olma fırsatını yakalayabilmesi boşuna değil'' diye konuştu.

LAİKLİK TARTIŞMASI

''Laiklik çok önemli. Laiklik yoksa demokrasi yok'' diyen Sezer, ''üniversitedeyken derslere başörtülü girenler olduğunu ve bunun sorun olmadığını, çünkü o dönemde bu konunun siyasi mesele yapılmadığını'' söyledi.

Ülkenin iç ve dış sorunlarını çözmekte başarısız olan hükümetin ''puan toplama hevesiyle'' başörtüsü konusuna girdiğini savunan Sezer, ''Hükümette belki de 'bu konu çözümsüz kalsın, oy toplamaya devam edelim' anlayışı var. Bu son derece tehlikeli bir yaklaşım. Aslında başörtüsü nedeniyle üniversitelerde okuyamayanların oranı yüzde 1. Tersinden bakarsanız ekonomi gibi diğer nedenlerle okuyamayanların oranı yüzde 99'' şeklinde konuştu.

DSP Genel Başkanı, ''Türbanla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları var. O yüzden konunun üstüne üstüne giderek toplumu gerginleştirmenin gereği yok'' dedi.

AK Parti'nin başörtüsüyle ilgili Anayasa Değişikliği çalışması yaptığı dönemde gerilimi gidermek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşerek bu düşünceleri kendisine aktardığını anlatan Sezer, ''Dedik ki 'Türkiye bir gerilime, kutuplaşmaya gidiyor. Bu süreci durduralım ve toplumsal diyalog sürecini başlatalım. (Başörtüsü konusunda) Kaygıları giderecek çözümü ortaya koyalım'. Ama maalesef (olumlu) cevap alamadık. Eğer o günkü girişimimiz karşılık bulsaydı, belki bugün bu noktaya gelinmezdi'' diye konuştu.

PARTİ KAPATMA

DSP olarak ''parti kapatılmasından ve iktidar partisinin kapatılma aşamasına gelmesinden hiç memnun olmadıklarını'' vurgulayan Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Laikliğin savunucusuyum'' sözlerini hatırlatarak, ''O halde bunu kanıtlayıp toplumda gerilimi düşürecek şekilde hareket etmeli'' tavsiyesinde bulundu.

Zeki Sezer, AK Parti'ye kapatma davasıyla ilgili şunları kaydetti:

''Ne yazık ki bu aşamaya gelinmiş olmasını hiç doğru bulmuyoruz. Aslolan siyasetçiler olarak Türkiye'nin geleceğini karartmayacak duruş içinde olmalıyız. Madem Brüksel'de, demokrasiyi içine sindirmiş insanlarla birlikteyiz, Türkiye'yi bu aşamaya getirmeye de hiçbirimizin hakkı yoktur. (Parti kapatılmasıyla ilgili) iddianamede Başbakana, bazı bakanlara siyasi yasak isteniyor. Bu durumda Avrupa'nın hangi ülkesinde o başbakan, bakan görevinde kalmaya devam eder? Davanın selameti açısından istifa etmeleri uygun olurdu.''

Kamu görevlileri hakkında açılan davalarda ilgili kişilerin açığa alındığını hatırlatan Sezer, ''Eğer (AK Parti aleyhindeki davadan) bazı yasaklamalar çıkarsa, şu anda çok önemli kararlar alınıyor. Bunlar tartışmaya açılır'' görüşünü savundu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious