DSP lideri Zeki Sezer'den CHP'ye YAŞ eleştirisi

DSP lideri Zeki Sezer'den CHP'ye YAŞ eleştirisi.12452
  • Giriş : 10.08.2008 / 03:32:00
  • Güncelleme : 10.08.2008 / 00:25:46

Kılıçdaroğlu'nun Genelkurmay'ı hedef alan iddialarına Sezer tepki gösterdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


CHP'li Kılıçdaroğlu'nun Genelkurmay'ı hedef alan iddialarına tepki gösteren Sezer, 'YAŞ kararlarından ihraç çıkmadıysa buna sevinmek lazım' dedi.

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, AK Parti'yle ilgili kapatma davasının sonuçlanmasını, siyasetteki gerilimleri aşma adına bir fırsat olarak görüyor; halkın sorun üreten değil, sorun çözen bir siyasî yapı arzuladığının altını çiziyor

Bütün partilerin önyargılarından sıyrılarak toplumu kucaklamayı hedeflemesi gerektiğini belirtirken, anamuhalefet partisinin izlediği gerilim politikasına karşı çıkıyor. CHP Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun Genelkurmay'ı hedef alan iddialarına tepki gösteren Sezer, "YAŞ kararlarından ihraç çıkmadıysa buna sevinmek lazım. Bu kararla başka etkenler arasında bağlantı kurmak büyük haksızlık." diyor. DSP Genel Başkanı, Ergenekon terör örgütü konusunda da çok hassas. Her türlü kural dışılığa, çeteleşmeye ve darbeye karşı çıkmanın her demokratın görevi olduğunu düşünüyor. Ergenekon'la ilgili ortada ciddi iddialar bulunduğuna ve sürecin devam ettiğine dikkat çeken Zeki Sezer uyarıyor: "Yargıya güvenmek lazım; kimse yargıyı etkilemeye çalışmamalı."

DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, merhum Bülent Ecevit'in en güvendiği isimlerden biriydi. Ecevit, 25 Temmuz 2004'teki kongrede genel başkanlığı ona emanet etti. Geçtiğimiz günlerde Rahşan Ecevit'le bir anlaşmazlık yaşadı. Ancak bu sorunu tümüyle aştıklarını söylüyor. "Tek hedefimiz ilk genel seçimlerde iktidar olmak." diyor. Sezer, Ecevit'e 2001 yılında yapılan darbe girişiminin en yakın şahidi. Bu sebeple CHP'nin aksine çeteler ve suç örgütleri konusunda hassas. Bu oluşumların faaliyette olmasının en büyük sorumlusu olarak siyasetçileri görüyor. Sezer, "Siyaset sorunlara çözüm üretmediği için, dar kalıplara hapsedildiği için çeteleşmelerin önünü alamadı." şeklinde konuşuyor.

Sezer, AK Parti'yle ilgili kapatma davasının sonuçlanmasıyla birlikte siyasette başlayan yeni dönemi Zaman'a değerlendirirken, gerilimleri aşma adına bu fırsatın iyi değerlendirilmesini istiyor. Halkın sorun üreten değil, sorun çözen bir siyasî yapı arzuladığını vurgulayan Sezer şu tespitte bulunuyor: "Siyaset üretimsizlik ve kısır döngüler içinde olduğu için ülkenin gerçek sorunları ıskalanıyor. İki kutuplu bir siyaset ortamı oluşturarak, ülke kutuplaştırılmaya çalışılıyor. Türkiye'nin var olan sorunlarını aşması için kutuplaşmaya değil, birlikte olmaya ihtiyacı var."

Her partinin belli değerleri istismar ederek o değerler üzerinde hassasiyeti olan kesimlerden oy olmayı yeterli bulduğunu savunan DSP lideri, "Karşı tarafı külliyen düşman görmek, 'bu ne söylüyorsa mutlaka yanlıştır' psikolojisinde olmak veya öyle gözükerek belli bir kesimin oyuyla ayakta kalmaya çalışmak ülkeye yapılabilecek en büyük haksızlıktır." ifadelerini kullanıyor. Sezer'in gündeme ilişkin mesajları şöyle:

Diyalog aradık; 'AK Parti ile mi uzlaşıyorsun?' diye suçlandık

Toplum olarak önyargılardan sıyrılmamız gerekiyor. Bu konuda en büyük görev de iktidar partisine ve Başbakan'a düşüyor. Anayasa Mahkemesi, son kararında diyalog ve uzlaşıya dikkat çekti. Başbakan Erdoğan, 22 Temmuz sonrası yaptığı ilk konuşmada buna değinmiş, toplumu rahatlatmıştı. Konuşması benim de çok hoşuma gitmişti. Bu açıklamaların gereğini bekliyoruz. Aslında herkes uzlaşıdan, diyalogdan bahsediyor ama kavgaların en yoğun olduğu dönemde, türban düzenlemesi sırasında gidip herkesle konuştuk. 'Toplum kutuplaşmasın' dedik. 'Fiilî durumu aşmak için süreci durduralım, ardından toplumsal diyalog sürecini başlatalım' dedik. O gün bu olabilseydi, zaman kaybetmemiş olurduk, gerginlikleri yaşamazdık. O dönem bazıları bizi 'AKP ile mi uzlaşıyorsunuz?' diye suçladı. Oysa toplumsal kutuplaşmayı engellemek için yaptık. Şu an yeni bir fırsat doğdu. Değerlendirilirse, sorunları aşabiliriz.

Kimse TSK'yı siyasete çekmesin

YAŞ kararlarından ihraç çıkmadıysa buna sevinmek lazım. Bu kararı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) 'disiplinli sistemini rahatsız eden personel yok' diye düşünmek gerekir. Aksi olsaydı kimsenin şüphesi olmasın, ihraç kararı çıkardı. TSK'da geleneklerin çok doğru yürüdüğünü biliyorum. Bu kararla başka etkenler arasında bağlantı kurmak büyük haksızlık olur. Hele 'bir parti ile yakın ilişki içinde' gibi göstermek TSK'yı hem yıpratır hem rencide eder. Hem de siyasete çekme anlamına gelir. Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) yıpratmamak ve siyasetin içine çekmeye çalışmamak lazım. Belli dönemlerde bazı partilerin sergiledikleri tutumla TSK'yı yıpratmalarını doğru bulmuyorum. Sınır ötesi kara harekâtından sonra da askere yönelik bir kampanya olmuştu, gerekleri bilinmeden. Ben o gün de 'yanlış yapılıyor' demiştim. Şimdi de aynı noktadayım. Genelkurmay Başkanı'na makam aracı alınması polemik konusu yapılmamalı. Devlette üst düzeyde görev yapmış isimlere bu tür imkânlar sağlanıyor.

Sol, inançlara saygıda kusur göstermemeli

Siyasetin gerçekçi konularla ilgilenmesi ve sağlam bir yapıya kavuşması gerekiyor. Öteden beri solda bazı yanlışlıklar olduğunu söylüyorum. Sol laiklikten yanadır ama sanki inançlara saygı konusunda eksiklikleri var. Yapmamız gereken, laikliği demokrasiyle birlikte güvence altına almak ve inançlara saygıda kusur göstermeyecek bir yapıyı ortaya koymak. Bizim şiarımız ve programımızın temel maddesi budur. Toplumdaki genel düşünce, 'solcular iyi hoştur ama biraz inançlara uzaktır' şeklindedir. Bunu sol adına haksızlık olarak görüyorum ama böyle bir algılama var. Sol eşitlikçidir, sosyal adaletten yanadır, yoksulluktan dar gelirliden yanadır.

Seçmeni inandırmamız gerekiyor

Biz parti olarak yerel seçimlerde programımız çerçevesinde bir manifesto hazırlıyoruz. seçim öncesi bu çalışmamızı toplumla buluşturacağız. Ancak başarılı olabilmemiz için seçmenin söylediklerimize inanması gerekir. Ecevit'in felsefesine bağlı olarak, gelişen koşulları değerlendirip yeni sorunlara yeni çözümler üreteceğiz. Toplumun tüm kesimlerini kucaklamak istiyoruz. Toplumun büyük bölümü inançlara saygı, laiklik ve sosyal anlayışıyla DSP'ye uzak değil. Bunları anlatabilirsek ve iktidar olabileceğimize toplumu inandırabilirsek çok şey değişir. Bu toplum belki Ecevit'e hak ettiği oyu vermedi ama o ölünce hep birlikte ağladı, hakkını verdi. Çünkü bizim toplumumuz kadirşinastır... Parti içinde sıkıntıları aştık. Tabanın bize güveni tam. Tek hedefimiz ilk genel seçimlerde iktidar olmak.

Ergenekon'da ciddi iddialar var yargıya güvenmek lazım

Ergenekon süreci mahkeme aşamasında olduğu için fazla yorum yapmamak gerekir. Her türlü kural dışılığa, çeteleşmeye ve darbeye karşı çıkmak her demokratın görevidir. Ben de her türlü darbeye karşıyım. Ergenekon davasının yöntemine itirazım var. 13 aydır insanlar suçlarını bilmeden cezaevinde yatıyor. Ama burada ciddi iddialar var ve süreç devam ediyor. Yargıya güvenmek lazım; kimse yargıyı etkilemeye çalışmamalı. Siyaset bu davada taraf gibi durursa yanlış olur. Varsa bir çeteleşme ve suç, mutlaka gereği yapılmalıdır. Türkiye'de çeteleşmeler varsa, bazı suç örgütleri faaliyet içindeyse 'siyasetin bunda suçu yok' denebilir mi? Tabii ki var... En büyük suç siyasetindir. Siyaset sorunlara çözüm üretmeyip, dar kalıplara hapsedilirken bu tür olumsuzlukların da önünü alamamış oluyor. Siyaset, demokrasiyi bütün kural ve kurumlarıyla işletecek adımları atabilmeli.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*