DSP'nin kasasındaki para iştah kabartıyor!

  • Giriş : 08.12.2006 / 00:00:00

Bir yandan solda birlik tartışılırken kulislerde ittifak ve iltihaklarla el değiştirecek para kaynakları da konuşuluyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


“...Belediye başkanlığı sırasında Sayın Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen sınırlı olanaklarla Eskişehir’i her anlamda büyük ve güzel bir şehir durumuna ulaştırmıştır. “...Belediye başkanlığı sırasında Sayın Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen sınırlı olanaklarla Eskişehir’i her anlamda büyük ve güzel bir şehir durumuna ulaştırmıştır. Sayın Büyükerşen’in benzer olanakları ülkemizin tümünde gerçekleştirme olanağı bulabileceğini umarım... Başarılar dileğiyle saygılarımı sunarım. (Hürriyet, 24 Şubat 2006)” Ecevit’in Büyükerşen’e ödül verilen bir törene gönderdiği bu mesajı geçen hafta Hürriyet yazarı Özdemir İnce kamuoyuna duyurdu. İnce’nin yazısının başlığı ise gayet dikkat çekiciydi: Bülent Ecevit’in vasiyeti. İnce’ye göre Ecevit iki önemli mesaj ve vasiyet bırakmıştı. Birincisi solda birliğin gerçekleştirilmesi, ikincisi kendi yerine layık gördüğü Büyükerşen’in başbakanlığını hatta cumhurbaşkanlığını istemesiydi.

Türk siyasi tarihinde ‘Karaoğlan’ kadar, özellikle 1990’lardan sonra solda birlik çağrılarına yıllarca kapıları kapatması nedeniyle ‘bir bölen’ olarak da anıldı Bülent Ecevit. SHP lideri Murat Karayalçın’ın çiçeği burnunda teklifine TBMM koridorlarında 30 saniyede cevap verip, teşekkürle ittifaka kapı kapayan da oydu. Hastalanmadan önce Mayıs 2006’da yaptığı ittifak çağrısı, vefatından sonra en çok konuşulan konu oldu. Sol partilerin koridorlarında hâlâ bu çağrıya verilecek cevaplar ve tepkiler yankılanıyor. Ecevit, Yılmaz Büyükerşen’den teveccühünü hiç esirgemedi. DSP’nin 6. Olağan Kurultayı’nda (Temmuz 2004) yerine geçmesini de önermişti. Büyükerşen, Eskişehirlilere vefasızlık etmemek adına teklifi reddetmişti. İşin aslı Büyükerşen, DSP’nin başına geçseydi, DSP’nin Türkiye’de kazandığı tek büyükşehir belediye başkanlığı da anlamsız kalacaktı. Çünkü şehrin iki alt belediyesi, dolayısıyla belediye meclisi AK Parti hakimiyetindeydi. Onca oya rağmen Büyükerşen’den sonraki belediye başkanı AK Partili olacaktı. Sonra solda ittifak çağrılarında müstakbel ‘başbakan’ adayı, ittifakın birleştiren ismi olarak adı anıldı Büyükerşen’in.
Ecevit rahatsızlandığından beri susan Büyükerşen Hoca da Özdemir İnce’nin ‘vasiyet’ yazısından sonra sessizliğini bozdu: “...DSP’nin belediye başkanıyım. Partide şu anda bir irade kullanacak bir güç sahibi değilim. Zeki Sezer faaliyetleri yürütüyor, birliktelik için açık davetler yapıyor; Sayın Deniz Baykal’a yapıyor. Ama Baykal’ın yapmayacağını, yanaşmayacağını görüyoruz. Aslında iki gün önce gazetecilere söyledikleri arasındaki cümleler Sayın Ecevit’in sözleri. Ve bu sözleri ben daha önce söyledim. Kapıyı açıp kapıyor... (Hürriyet, 26 Kasım 2006)”
Büyükerşen’in beklenti ve umutsuzluğunu da birlikte gösteren sözleri bununla da bitmiyor tabii. Yalçın Bayer’in köşesinde verilen cevapların en dikkat çekeni ‘önümüzdeki aylarda ilginç gelişmeler olacağı’, ‘seçim işbirliğinin tekrar gündeme geleceği’ şeklinde yer aldı. Baykal’ın hem sağ hem solda işbirliğine gelebileceği ihtimalini dillendirdi Büyükerşen. ‘Ama Deniz Bey’in hali belli olmaz’ demeyi de ihmal etmedi.
BÜYÜKERŞEN: DENİZ BEY’İN HALİ BELLİ OLMAZ
3 Kasım seçimlerinde 7 milyon civarındaki seçmen kitlesinin altı partiye toplam yüzde 23,8 oranında oy vererek şoka uğrattığı ‘sol siyaset’ işte bu tartışmalar ışığında yeni yolunu arıyor. Ecevit’in çağrısına ilk olumlu cevabı veren SHP lideri Karayalçın, hâlâ ittifak noktasında durduğunu söylüyor. DSP lideri Zeki Sezer, “Randevu istedim CHP’den cevap alamadım.” diyor. Zeytin dalını uzatıyor, kimilerine göre solda birlik ve ittifak çağrısını gönüllü gönülsüz tekrarlıyor. Meclis’teki tek parti olan CHP ise Yılmaz Büyükerşen’in tabiriyle kapıları bir açıyor, bir kapıyor. ‘Umut’ solun azığı; ittifak arayışları sürüyor.
SONAR’ın periyodik olarak yayımlandığı anket sonuçları üzerinden CHP’yi yüzde 16-18, DSP’yi yüzde 7-8, SHP’yi de yüzde 2 bandına yerleştiren oy oranları da umudun hesap cetvellerinden biri adeta. Parmak hesabının yapıldığı, ittifak halinde yüzde 27’lere varan oy oranının iktidar demek olduğunu tekrarlıyor yüksek sesle herkes. Seçmenin 4 Kasım 2007 sabahına sakladığı cevap çok da etkili değil bu hesaplarda: “Yeter ki sol birleşsin, iktidar zaten bizim.”
Peki solda birlik, ittifak ya da iltihak çağrıları gerçekten sonuca gidecek mi? Gerçekçi ve samimi bulunuyor mu? Marjinal sol partiler bir yana bırakılırsa senaryolar hep üç parti üzerinden yazılıyor: CHP, DSP, SHP. Buna alternatif üretilen tek senaryo MHP-CHP koalisyonuydu. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin milliyetçilik tanımı ile AK Parti, ABD, AB karşıtlığı vurgularıyla yeniden genel başkan seçildiği günden beri ısıtılan ittifak ve koalisyon arayışlarından biri bu. Ne de olsa MHP-DSP koalisyonu gerçekleşmişti, bu da olsundu. Ancak ne MHP, ne CHP yönetimleri bunu daha şimdiden gerçekçi bulmuyor. ‘Keser döner sap döner, bir gün hesap döner’ diyenler kapıları bu koalisyona ve seçim sonrası hesaplara da kapatmıyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra saflar bu anlamda daha bir net olacak.
ECEVİT DSP’SİNİN KAÇ TRİLYONU VAR?
Solda en çok konuşulan şey ise kuşkusuz ittifak. Karayalçın’ın tabiriyle ‘iltihak’ tarihe karıştı. Ancak CHP lideri Baykal her çağrıya “Gelin katılın bize” cevabını veriyor. Yani CHP açısından bu kapı hâlâ açık. İttifak arayışlarını yakından takip eden bir isim, “CHP ittifak istemiyor, buna kapılar kapalı. Ecevit’in maddi mirasına ise kapıları açık.” diyor. Büyükerşen’in başkanlığında birleşme ya da seçim ittifakının Ecevit’in manevi mirası olduğu haftalardır yazılıp çizildi. Ancak iş maddi mirasa gelince durup düşünüyoruz birlikte. “-Ecevit, en dürüst lider olarak ebedi istirahatgâhına göçmedi mi? -Evet öyle. -Ee bu maddi miras neyin nesi? -DSP’nin kasasındaki para. -Nasıl yani? -3 Kasım ve öncesinde Hazine’nin Ecevit’in DSP’sine yaptığı yardımların miktarı repoyla birlikte 100 trilyonu buldu...” Sonra bir başka isim devreye giriyor: “Kastınız CHP ise buna gerek yok. Onlar da 2007 seçimleri için 79 milyon YTL (79 trilyon) yardım alacaklar!”
Rakamlar havada uçuşunca anlıyoruz ki, solda sadece ‘birlik’ konuşulmuyor. Kimilerine göre Zeki Sezer ile Deniz Baykal arasında basın aracılığıyla yaşanan ‘randevu verdin, vermedin’ tartışması da bu pencereden bakınca anlamsız. “DSP seçim ittifakı yapması ya da CHP ile birleşmesi halinde bu para oraya gidecek.” Bütün bu hesaplar ittifakla birlikte aynı masada konuşuluyor mu bilmiyoruz. Ancak bilinen bir şey var ki, Ecevit’in DSP’sinin maddi mirası sayesinde parti 4 Kasım 2007 için yardım almasa da rahat bir seçim kampanyası düzenleyecek. Hatta refik ve rakipleriyle yarışacak maddi güçte.
Tabii bir de Rahşan Ecevit faktörü var. Çünkü DSP’nin üst katı ve yönetimle güçlü şekilde iletişimini sürdürüyor Rahşan Hanım. Üstelik DSP’nin genel kurul üyelerinin çoğu Ecevitler’in ‘yakından bildiği’ isimlerden oluşuyor. Yani beklenmedik durumlarda bile partinin olağanüstü genel kurula gitmesi, yeni yönetim belirlenmesi ya da bu tür siyaset dışı kirli oyunlara gelinmemesini garanti edecek siyasi güç de var ellerinde: “DSP’nin delege yapısı Ecevit’in seçip bıraktığı gibi duruyor. Parti tam anlamıyla kimsenin kontrolünde değil. Rahşan Ecevit’in partiye ve örgütlere müdahale etme, olağanüstü kongre isteme gibi seçenekleri var. Rahşan Hanım faktörü gözden kaçırılmamalı.”
Ecevit’in hastane süreci ile vefatından sonra hep Rahşan Hanım’ın yanı başında duran DSP eski Konya Milletvekili Emrehan Halıcı, partinin kasasındaki paranın devletin ve halkın olduğunu hatırlatıyor. Banka hesaplarında birikerek bugüne kadar gelmiş ve çarçur edilmemiş olmasına dikkat çekiyor. İddiaları sorduğumuzda Halıcı, “İnşallah öyle değildir. DSP büyük sponsorluklarla işi olmayan, bugüne kadar elindeki parayı dengeli, tutarlı, halka ait olduğunu bilerek harcayan bir parti.” diyor. Paranın miktarını ise 80 trilyon lira civarında tahmin ediyor. Halıcı, Ecevitlerin son siyasi çağrılarının vaktinde makes bulmamasını da garipsiyor. Ona göre Ecevit solla yetinmeyerek herkese güç birliği çağrısı yaptı. Bu yüzden DSP ile diğer partiler arasındaki ilişkilerde birinci derecede ele alınacak şeyin partinin ‘demokratik sol’ felsefesi olduğunun altını çiziyor. Aksini düşünenleri de uyarıyor: “Kimse bir diyet borcu içinde olmamalı. Diyet borcuna dönüşecek bir ilişkinin uzağından yakınından geçmemeli. Para bugün var, yarın yok. Ecevit’in siyasetten çekildiği 2,5 yılda çarçur edilmediyse bundan sonra da edilmez.”
RAHŞAN HANIM MEYDANLARA DÖNER Mİ?
Peki Rahşan Hanım sıkıştığında olağanüstü kongre yapar mı? Meydanlara tekrar iner mi? Bunun cevabını da Halıcı veriyor: “Biz Hanımefendinin bu gönül yorgunluğunu atmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Onun yanı başımızda olması hep DSP’ye artı kazandırıyor. Ama tekrar siyasete dönmeyeceğini zaten kesin bir dille ifade etmişti/ediyor.”
Ertuğrul Günay’a göre şu anda sol partiler arasında yaşanan tartışma, ‘yerim ne olacak’ değil, payım ne olacak tartışması. Yani ittifak halinde milletvekilliği pazarlığı yapılıyor: “Bir tane büyük parça (CHP), iki tane küçük parça (DSP-SHP) var. İlişkilerinin katiyen Türkiye için sonuç getirecek çapta olmadığını biliyorum. Mevcut haliyle MHP’lileşen bir siyaset anlayışı ile sol birleşse ne olur, birleşmese ne olur?” Günay, Haluk Özdalga, Mehmet Bekaroğlu ile yeni bir oluşumun peşinde. Cephe siyasetinin dışında olmayı yeğliyor.
ESKİŞEHİRLİLER SOLUN KADERİNDE ETKİLİ OLACAK MI?
Bolu Abant’ta düzenlediği ‘Solda Yeni Arayışlar Toplantısı’ ile herkesten önce yola çıkan DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve çevresindeki isimlerden ise son üç aydır ses çıkmıyor. İttifak ya da güç birliği umudu kalmadığı için Çelebi çekildi diyenler bile var. Ancak işçi kesiminin önde gelen temsilcisi DİSK’in muhtemel ittifak ya da birleşmelerde potansiyel aracı ya da ‘emekçilerin aktörü’ olma şansını sürdürdüğü görüşü daha ağır basıyor.
3 Kasım seçimlerinde 300 binin üstünde oy ile yüzde 1’lik payı alan üç parti, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Türkiye Komünist Partisi ve İşçi Partisi ittifak fotoğrafının kadrajına şimdilik girmiyor. Üç partinin adı bugüne kadar ittifakların ne içinde ne dışında geçti.

Sonuç olarak solda birlik çağrılarında oy potansiyeli barajı aştığı bilindiği için eli en güçlü olan parti CHP. Ancak Karaoğlan’ın mirası DSP’nin ihmal edilmeyecek gücü ve zaten kabul görmüş ‘ittifak başbakanı’ var. Aslında nihai noktada işler Eskişehirli iki lider ve Baykal’da kilitleniyor, Büyükerşen, Sezer ve Baykal. Ne yapacağı kestirilemeyenler onlar. İki dönemdir Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı sürdüren, DSP’nin yüzde 1,22’lik oy oranında 130 binden fazla oyla çentiği attıran Büyükerşen ile DSP-CHP flörtünü birleşmeye götürüp götürmeyeceği tartışılan Sezer’in kaderleri de Eskişehir’de birleşiyor. Zeki Sezer fırsat buldukça Eskişehir’e gidiyor. Kimilerine göre Eskişehir’den birinci sıra adayı olacak. Sezer ve Büyükerşen dışında CHP de Eskişehir’deki denklemin içinde yer alıyor. Büyükerşen’in belediye başkanlığını kazandığı son seçimlerde ‘aday listesini son ana bırakıp’ CHP’nin seçime girememesi de bu şehirde farklı yankılanıyor: “Büyükerşen’i seçtiren Baykal. Bir parti adaylarını son ana bırakıp teknik faul ile oyun dışı kalmaz. Üstelik bu bir de CHP ise hiç olmaz.”

SAFIMIZI SIKLAŞTIRIP LAİK CUMHURİYETİ KURTARACAĞIZ

CHP’nin geniş tabanlı arayışlarının başladığının işaretlerinden biri geçen hafta Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfedarasyonu ile birlikte gerçekleştirilen Esnaf Kurultay’ın da verildi. 28 Şubat sürecinin unutulmaz aktörlerinden Derviş Günday, ‘sağcı’ olarak bilinmesine rağmen yolunu CHP ile kesiştirerek siyaset kazanının sol-sağ ayrımı yapmadan kaynadığını gösterdi. Günday’ın girişimi ‘cephe siyasetinin’ ilk ciddi sinyali olarak da görülüyor. Yani yeni TESK’ler ve yeni kurultaylar çıkabilir. 53 bin esnaf üyesi bulunan CHP’nin 4 milyon esnafın kayıtlı olduğu TESK ile ilişkisi ileride çok konuşulacak. Baykal’ın Anayasa Mahkemesi itirazı neticesinde başkanlık koltuğundan kopmayan Günday’ın iddialı çıkışının özeti belki de salondaki pankartlarda ve konuşmasındaydı: “Adana’nın yolları taştan. AKP, esnafı çıkardı baştan; iktidara kapı kulluğu yapmadık. Korkmayın, ben korkmadım. Kaldırın dokunulmazlıkları. Hadi, kaldırın... Saflarımızı sıklaştıracağız. Bizlerle uğraşanları saf dışı bırakacağız. Hem de laik cumhuriyete sahip çıkacağız.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious