DTP'liler devlet koruması istemiyor

DTP'liler devlet koruması istemiyor.15244
  • Giriş : 28.01.2008 / 23:12:00

DTP'li vekiller, devlet teklifte bulunduğu hâlde koruma polisi istemiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çoğu aşiret mensubu olan vekilleri yakınları koruyor.

Türkiye, tarihinin en büyük çete operasyonlarından birine sahne oldu. ‘Ergenekon’ operasyonunun hedefindeki çetenin, aralarında DTP’li iki milletvekilinin de bulunduğu ölüm listesi hazırladığı ortaya çıktı. Güvenlik elemanlarının devletin zirvesine sunulmak üzere hazırladığı raporda örgütün, planladığı provokatif suikastlarla Türk-Kürt çatışması çıkararak kaos ortamı oluşturmayı da hedeflediği, DTP’li vekilleri öldürerek işe başlamak istediği iddia edildi. Bütün bunlar, “DTP’li milletvekilleri nasıl korunuyor?” sorusunu akla getirdi. Aksiyon, bu sorunun cevabını bulmak için DTP’li vekillerle konuştu.

Meclis’te halen 20 kişilik grupla temsil edilen DTP’de hiçbir milletvekilinin koruma memuru yok. Çünkü devlet, gelen ihbarlar dolayısıyla koruma vermesine rağmen milletvekilleri bunu reddediyor. Kabul edenler ise kısa süre sonra ihtiyaç yok diyerek korumaların çekilmesini istiyor. DTP’li milletvekilleri can güvenliklerini kendi yöntemleriyle sağlamaya çalışıyor. Milletvekillerinin çoğunu çocukları ya da akrabaları koruyor.

TUNCEL, KORUMAYLA BEŞ GÜN GEZEBİLDİ

Terör örgütü PKK ile ilişkisi olduğu suçlamasıyla tutuklu bulunduğu cezaevindeyken İstanbul’dan milletvekili seçilince serbest bırakılan Sebahat Tuncel’in ismi, Edebiyatçı Orhan Pamuk, Gazeteci-yazar Fehmi Koru, DTP’li Ahmet Türk, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ve eski DEP’li Leyla Zana ile birlikte ölüm listesinde geçiyor. Tuncel ile ilgili buna benzer ihbarlar ve istihbarat bilgileri daha önce de kamuoyuna yansımıştı. Eskişehir ve Malatya valiliklerinden gelen ihbarlar üzerine Ankara Valiliği, bir süre önce DTP Genel Başkan Yardımcısı Selma Irmak ile İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’e koruma polisi vermişti. Ancak, basına yansıyan haberlere göre, bu durum DTP Genel Merkezi’nde rahatsızlığa sebebiyet verdi. Bunun üzerine Irmak ve Tuncel, “Verilen koruma polislerinin çekilmesini” isteyen bir dilekçeyi Ankara Valiliği’ne gönderdi. Ardından valilik, daha önce verdiği koruma polislerini 5 gün sonra geri çekmek zorunda kaldı. Ancak Tuncel, bu durumu farklı bir gerekçeye bağlıyor: “Bana bir koruma verdiler. Ancak onu ya aracıma almam ya da başka araç ve şoför tutmam gerekiyor. Benim bunu karşılayacak gücüm yoktu. Onun için ‘şu an ihtiyaç yok’ diyerek bana verilen korumanın geri alınmasını talep ettim.”

Tuncel, “Ölüm listesinde isminizi görünce neler hissettiniz?” sorusuna, “Kişisel olarak adımın orada olmasına üzüldüm. Korkmadım desem yanlış olur. Ama biz yıllardır bu tür şeylere hazırız zaten. Çünkü, Türkiye’de yaşamak bile başlı başına bir risktir bana göre. Çünkü nice suçsuz, günahsız insanlar bile öldürülüyor.” şeklinde cevap veriyor. Tuncel, bu olaydan sonra da koruma talep etmediğini, bundan böyle etmeyi de düşünmediğini söylüyor: “Ailem ve yakınlarım silah taşımamı istiyorlar. Ben hem kullanmasını bilmiyorum, hem de silah taşımaya karşıyım. Bazı yakınlarım korumaya çalışıyor. Bir de daha önce Eskişehir ve Malatya’dan gelen bana suikast düzenleneceği ihbarı nedeniyle bazı yerlerde koruma aracı veriliyor. Ben istemediğim halde bazı illerde bana eskortun eşlik ettiğini gördüm. Habersiz koruma altında olduğumu söyleyenler de var.”

Bu arada bir müddet DTP eşbaşkanlığı yapan Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk da bütün ısrarlara rağmen koruma memuru kabul etmemişti. Tuğluk, Meclis’e bunun için imzalı dilekçe bile vermişti.

TÜRK’Ü YEĞENLERİ, SAKIK’I ÇOCUKLARI KORUYOR

Doğu ve Güneydoğulu milletvekillerinin, polis yerine genellikle kendi yakınlarınca korunduğu biliniyor. Özellikle kalabalık nüfuslu aşiretlere mensup milletvekilleri, bu konuda şanslı. Hemen çoğunun yanında birden fazla gönüllü koruma bulunuyor. İsmi ölüm listesinde geçen DTP Grup Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk de bunlardan biri. Mardin’in en büyük aşiretlerinden Kanco’nun lideri olarak da anılan Türk’ü halen üç yeğeni koruyor. Türk, Güneydoğu’da çok sayıda ili kapsayan geniş bir alana yayılmış aşiretinin bulunduğu bölgelere gittiğinde bu sayı daha da artıyor. DTP Grup Başkanı Türk de, devletten teklif geldiği hâlde koruma istemeyen milletvekillerinden. Türk, bunun gerekçesini ise şöyle izah ediyor: “Ben inançlı bir insanım. O yüzden kokmuyorum. Zaten yıllardan beri tehditler alıyorum. Bize koruma olarak bir polis veriyorlar. Bir polis ne yapabilir ki? Onun da can güvenliği tehlikeye düşer. Benim yüzümden bir insanın da hayatından olmasını istemem.”

DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da güvenlik sorununu kendi yöntemleriyle çözenlerden. Toplam 500 bin civarında nüfusu olduğu tahmin edilen ve Muş’un en kalabalık aşiretlerinden biri olarak bilinen Badikan aşiretinden olan Sakıkı’ı Cenk, Barış ve Heval adındaki 3 çocuğu ve bir yeğeni koruyor. Çocukları ve yeğeni aynı zamanda Sakık’ın danışmanlığını da yürütüyor. Sırrı Sakık, koruma istememe gerekçesini ise Diyarbakır’da şehit edilen İl Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı örnek vererek açıklıyor: “Biz artık alıştık. Yıllardır yanımızda kefenimizi taşıyoruz. Artık bu tür şeyleri kanıksadık. Eğer bir insanı öldürmek isteseniz onu mutlaka öldürürsünüz. Gaffar Okkan Türkiye’nin belki de en başarılı polis şefiydi. Kendisini kaç kişi koruyordu. Ama sonuçta suikasttan kurtulamadı. Bu insanlar, istese başbakanı bile öldürebilirler. O yüzden koruma talep etmedik. Kendi çocuklarım var. Onlar bana eşlik ediyor. En azından moral veriyorlar.”

Sakık, son olay da dâhil kendilerine yönelik bir saldırı ihtimali olduğu zaman seçim bölgesinden çok sayıda gencin kendisini arayarak gönüllü korumalık teklif ettiğini aktarıyor.

Bir partiye üye olması yasak olduğu için Hakkari’den Bağımsız milletvekili seçilen; ancak DTP’li olan Hamit Geylani ise korumalarının olduğunu ama bunlarla ilgili bilgi vermek istemediğini söylüyor. Geylani her ne kadar renk vermese de bu konuda ipuçlarını yakalamak mümkün. Hakkâri’nin en büyük aşiretlerinden biri olan ve kökü Abdülkadir Geylani Hazretlerine kadar giden Geylaniler aşiretine mensup olan DTP’li vekil, “Bu kadar yakını olan bir insan rahat olur.” diyor. Geylani, “Zaman zaman dedenizin himmetine sığındığınız oluyor mu?” sorusuna ise ise başıyla onaylayarak cevap veriyor.

Geylani, Danıştay saldırısında yaralanan 2. Daire Başkanı Mustafa Birden ile bazı üyelerin ikamet ettiği yargı bloklarında kalıyor. Bu durumu anlatırken şakayla karışık, “Ben rahatım. Çünkü, Türkiye’nin en iyi korunan binasında ikamet ediyorum. Bundan öte yapılacak ne var? Koruması olmayanlar korksun!” diyor.

‘DEVLET ÇETELERİ KORUMASIN YETER’

Tüm DTP’li vekiller, devletin kendilerine koruma vermek yerine Türkiye’nin daha güvenli bir ülke hâline getirilmesini istiyor. Ahmet Türk, “Bize koruma vereceklerine bunları ortadan kaldırsınlar. O zaman hem biz hem de herkes kendisini güvende hisseder. Ne yapalım. Kaderimizde varsa göreceğiz.” diyor. Sırrı Sakık ise koruma konusunda benzer şeyler söylüyor: “Önemli olan; bu tür yapılar neden var Türkiye’de. Susurluk, Şemdinli ve diğer çeteler ortaya çıkmadığı sürece hepimizin hayatı tehlike altında demektir. Yıllardır Susurluk diyoruz; ama bunun ortaya çıkartılması için hiçbir şey yapılmadı. AK Parti döneminde bazı adımlar atıldı. Ama Şemdinli’deki gibi geri adım atarlarsa hem kendileri hem de Türkiye zarar görür.” Sebahat Tuncel ise “Toplumun mutlaka şeffaflaşması lazım. Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri henüz oturmadı. Şeffaf olmayınca bu tür illegal yapılanmalar ortaya çıkar. Asıl bunun sorgulanması lazım bence. Benim öldürülmemle Türkiye’ye demokrasi gelecekse hemen öldürsünler; ama mesele bu değil.” şeklinde konuşuyor.

Vekillerin söylemekten çekindiği ancak kulislerde konuşulan bir başka nokta ise koruma polislerinin ‘izleme’ yöntemi olarak algılanması. DTP’li milletvekillerinin koruma istememe sebeplerinden biri de bu diye söyleniyor.

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious