DTP’nin hesabı ortalığı germek

DTP’nin hesabı ortalığı germek.16965
  • Giriş : 17.11.2008 / 10:34:00
  • Güncelleme : 17.11.2008 / 10:37:33

Üzülerek yazıyorum.. Dün söylediğini bugün inkar edenlerin ülkesinde yaşıyoruz. Ne diyelim dilin kemiği yok ki!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Son zamanlarda özellikle siyaset arenasında “inkar et, iftira at” alışkanlığına tutulmuş hastalıklı bir yapı izliyoruz.

Bu hastalığın baş müsebbipleri ise, Meclise girdiği günden itibaren “Barış, kardeşlik ve birlikte çözüm” gibi beyanları dilinden düşürmeyen DTP'liler.

Hatırlayın, taze milletvekili oldukları günlerde sorunun çözümünden yana olduklarını belirterek “Kürtler, AKP'ye kredi açtı” diye ilginç bir açıklama yapmışlardı.

Bu açıklamadan birkaç hafta sonra da bölücülük sorununun “Kandil Dağı- Adadaki Adam- Kuzey Irak” bağlamında değil, Türk-Kürt kardeşliği çerçevesinde çözüleceğini söylemişlerdi.

Peki ne oldu da birden bire bu söylemler değişmeye başladı?

Çünkü sürekli olarak şiddet ve korku politikası yaratan bu parti, tabandan gelen tepkiler sonucu kendi seçmeninden kopma endişesi yaşamaya başladı.

Sorarım sizlere, ayrımcılığı körüklemek, siyasi görüşü, etnik görüşmüş gibi topluma sunmak hangi “Barış” kitabının, neresinde yazıyor?

Yerel seçimler çok önemli

Unutmamak gerekir ki; Türkiye'de yalnızca Kürtler değil Türkler de yaşıyor!
Amacı milliyetçi kesimi provoke ederek partinin kapatılmasını sağlamak olan DTP, Avrupa'ya ve tüm dünyaya, “Türkiye'de demokrasi yok, bizi Mecliste istemiyorlar. Çoğunluk azınlığa hükmediyor, biz de bu yüzden dağda savaşıyoruz” imajını vererek kamuoyu desteğini arkasına almaya çalışıyor. Geçmişte bu yola sıkça başvurdular.

Bunun için de sürekli Başbakan'ı milliyetçi çizgiye çekecek söylemleri dillendiriyorlar.

Federasyon isteklerini, bölücüler için af çıkarılmasını, terörist başına yönelik insanlık dışı tavır sergilendiğini ve onun fikir suçlusu olduğu mesajlarını vererek, Doğu ve Güneydoğu'daki oyları iki uca yığmaya çalışıyorlar.

Bir yanda AKP, diğer yanda DTP...

Bir anlamda amaçları, seçimi “referandum”a çevirmek.

Eğer seçimi DTP kazanırsa, “halktan oy alarak geldik” diyerek, ne kadar bölücü talepleri varsa bunları daha fazla uygulamaya dökmek, gündeme getirmek için düğmeye basacaklar.

Belediyelerinde Kürtçe'yi kullanıp, tabelalarına kadar bunları dillendirecekler.
Kanlı örgüt PKK ile ilgili söylemlerini ilerleterek, gösterilerle teröristlere destek olacaklar.

Eğer DTP seçimi kaybeder, AKP kazanırsa, bu kez yine terörü bir seçenek olarak devreye sokacaklar ve kazanan partiyi başarısız göstermek için girişimlerini ayyuka çıkaracaklar. Bu da, seçimden hemen sonra, ilkbaharın gelmesiyle terörist saldırıların artmasını beraberinde getirebilir.

Tabii bu durum, AKP'nin ekonomik ve sosyal politikalarını bölgede uygulamaya geçirmesini geciktirme ve halkın gözünde prestijini etkilemeye dönük olacaktır.

Bir sonraki seçimde bu kez DTP daha güçlü gelme hesabı yaparak, asıl o zaman bölünme, federasyon, Irak'ın kuzeyindeki Kürt gruplarla birleşme gibi söylemleri dillendirecektir.

Kapatma davasına dikkat!

Tabii işin Anayasa Mahkemesi boyutunu da unutmamak lazım.

Anayasa Mahkemesi, seçimden önce DTP'yi kapatabilir!

Bu durumda DTP'liler, “mağdur” rolüne soyunarak, ABD-AB düzleminde hareket edip, bağımsız adaylara destek verir.
Bir başka ihtimal; Anayasa Mahkemesi, seçimlerin geçmesi için ağırdan davranabilir.

Ancak, seçimde DTP'nin belli illerde belediyeleri kazanması durumunda alınacak bir kapatma kararı geri tepecek ve halka rağmen seçim kazanan partinin kapatıldığı yorumları oluşacaktır.

Anayasa Mahkemesi'nin DTP'yi kapatmaması durumunda bu partinin yöneticileri, “Bakın savunduğumuz tüm düşünceler kanunlara uygun” diyerek taleplerinde artık tamamen PKK'yla paralel duruma gelecek ve açık açık bölünmeyi dillendireceklerdir.

O yüzden bu seçimler ve Anayasa Mahkemesi'ndeki dava, Türkiye'nin geleceği ve kardeşlik ikliminin devamı açısından çok büyük önem taşıyor.

TERCÜMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*