Dua etmek bir kulluk görevidir

Dua etmek bir kulluk görevidir.6601
  • Giriş : 06.10.2007 / 14:58:00
  • Güncelleme : 06.10.2007 / 14:59:39

Dua ve niyaz bir ibadettir. Farz ibadetlerin hepsinde dua anlamı vardır.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dua kulun Mevlá’sına yalvarması, yakarması, seslenmesi, çağrıda bulunması ve halini O’na arz edip yardım istemesidir.

Dua ve niyaz bir ibadettir. Farz ibadetlerin hepsinde dua anlamı vardır. Namazda Fatiha suresini okurken: ‘Ya Rab! Bize doğru yolu göster, lütfuna erdirdiğin kulların yoluna; gazabına uğramış ve sapıkların yoluna değil’ derken dua ediyoruz. Fatiha suresi baştan sona kadar duadır. Namaz duruş, eğilme ve yere kapanma gibi davranışlar itibariyle de bir duadır, beden diliyle halini Hak Teala’ya arz etmektir.

Oruç, zekat, hac gibi ibadetlerde de dua anlamı vardır.

ALLAH’TAN NİYAZ ETMEK

Allah Teala: ‘Bana dua ediniz, duanızı kabul edeyim’ (Gafir, 40/60; Bakara, 2/186) buyuruyor. O halde bu emre uyup O’na dua etmek bir ibadet ve bir kulluk görevidir.

İçeriği itibariyle dua çeşit çeşittir. Genellikle dua ederken maddî-manevî, dünyevî-uhrevî ihtiyaçlarını gidermesini Hak Teala’dan niyaz eder, boynu bükük bir kul tavrı ile O’na yalvarır, yakarır. ‘Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ahirette de iyilik güzellik ver, bizi cehennem ateşinden ve azabından koru’ (Bakara, 2/201) duası böyledir.

Allah’ın büyüklüğünü, yüceliğini, eşsizliğini, benzersizliğini, gücünü, kuvvetini, lütfunu ve keremini dile getirmek de duanın konusu olabilir. Fatiha suresinin ilk áyetleri bu anlamda duadır. Hamd olsun, elhamdülillah, Allah’a şükür gibi dua cümleleri gibi Salávat-ı Şerifeler de duadır, ibadettir. Tevhidler, münacatlar ve ilahilerin bir bölümü de dua niteliğindedir.

Dua dille yapıldığı gibi gönülle ve gönülden de yapılır. Gönülle olan dua kulun susarak ilahî dergáha dileklerini derin bir saygı hissi içinde gönülden arz etmesi ya da Allah’ın büyüklüğünü, kudretini ve hikmetini düşünmesidir.

TALEBİN GECİKMESİ

Dua eden kulun samimiyet ve inançla duaya devam etmesi, ‘duam kabul oldu bitti’ veya ‘kabul olmuyor’ gerekçesiyle duayı terk etmemesi gerekir. Dua edilirken, bir şey talep edilirken ‘Allah’ım, hakkımda hayırlısını ver’ şeklinde bir kaydın konulmasında veya düşünülmesinde fayda var. Çünkü insanın dua yoluyla Allah’tan dilediği husus bazen hakkında hayırlı olamayabilir. Dua ile talep edilen hususun verilmesi bazen gecikebilir. Bunu da Allah isteği doğru zamanda ve mekanda yerine getirir, şeklinde yorumlamak gerekir.

Dua edilirken ilahî huzurda eğilerek ve boynu bükük bir halde, kulun efendisi karşısındaki tavrı içinde bulunmak şarttır.

Her zaman ve her şartta dua edilir, ama abdestli iken veya namazdan sonra veya seher vakti dua edilmesi tercih edilir. Özellikle Cuma günü öğle vakti yapılan duaların kabul edilme ihtimali oldukça fazladır.

Dua yoluyla haram, günah, mekruh veya helal oluşu şüpheli hususlar istenmez.

HER LİSANDA EDİLİR

İnsan darda kalınca Rabbına sığınır ve dua eder, bu durum doğaldır. Fakat ferah ve rahat olduğu zaman da dua etmelidir ki sıkıntıda iken yaptığı dua kabul edilsin.

Duanın dili olmaz. Her mümin kendi dili ile Allah’a dua edebilir. Yeter ki duada Allah’ın şanına yakışmayan ifadeler bulunmasın. Bununla beraber Kur’an ve sahih hadislerde geçen dua örneklerine öncelik verilmesinde fayda vardır.

Davulcunun sahur neşesi

Birisi, büyük bir zatın evinin kapısında sahur davulu çalmakta idi...

Gece yarısı aşk ile şevk ile davul çalıyordu. Ona kabiliyetli birisi dedi ki: Evvela bu davulu, seher vakti çal, gece yarısı bu kepazelik olmaz. Bir de ey hevesli adam, şunu da bil ki bu evde hiç kimse yok.

Burada şeytandan periden başka kimse yokken ne diye vaktini zayi ediyorsun? Tefi, davulu birisi duysun diye çalıyorsan duyacak kulak nerede? Bunu anlamak için akıl lazım, fakat akıl hani?

Davulcu dedi ki: Sen sözünü bitirdin şimdi cevabımı dinle de şaşırıp kalma.

Sence şimdi gece yarısı ama bence neşe sabahı yaklaştı.

Her sınıklık bence kutlu bir hale geldi. Bütün geceler, gözüme gündüz kesildi.

Nil ırmağı sana kandır ama bence kan değil, sudur ey akıllı kişi. Sence o demirdir, tunçtur ama Davut peygambere mumdur. Dağ, sana karşı ağırıdır, cansızdır, fakat Davut’un önünde usta bir çalgıçı, bir okuyucudur.

Senin önünde o kırık taşlar susarlar. Fakat Ahmed’in önünde fasih bir hale gelir, hamd-ü senada bulunurlar. Senin önünde mescidin sütunu ölüdür, fakat Ahmed’e karşı gönlünü aldırmış bir áşıktır.

Bu evde bu konakta kimse yok, neden bu davulu çalıyorsun dedin. Bu halk, Allah için paralar verir, yüzlerce hayrın temelini atar, mescitler yaparlar. Sarhoş áşıklar gibi uzun bir yol olan Hacca giderler, seve seve canları ile malları ile oynarlar.

Hiç o evde kimse yok derler mi? Ev sahibi, ev içinde gizlenen cana benzer.


Rıza

Rıza; razı olmak, muhalefet etmemektir. İnsanın başına gelen hadiselere karşı kalbinde ve dilinde hoşnutsuzluk görülmemesidir. Peygamber Efendimiz (S.A.S.) ‘Üç şey vardır ki kul onlarla dünya ve ahiretin iyiliklerine erer: Belaya sabır, kazaya rıza, bollukta dua’ buyurmuştur. Rabia’ya sormuşlar: ‘Kul ne zaman razı olur?’ ‘Nimete sevindiği gibi, musibete de sevinirse işte o zaman razı olur’ demiş. İnsan rızadan yüz çevirirse, içini sıkıntılar kaplar. Hoşnutsuzluk onu bitmeyen bir açlığa sürükler. Aç gözlülük onu nefsinin kölesi yapar. Başına gelenlere razı olan sükuneti, huzuru bulur. Haris Muhasibi ‘Rıza, kaderin hükümleri karşısında kalbin sakin olması, telaşa düşmemesidir’ demiştir. Tam rızaya ancak olgun müminler ulaşabilir. ‘Kahrın da hoş lütfun da hoş’ demek herkesin harcı değildir. Ancak kişi, razı olmak doğrultusunda kendini yönlendirmelidir.


Şol cennetin ırmakları

Akar Allah deyu deyu

Çıkmış İslam bülbülleri

Öter Allah deyu deyu

***

Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri

Cennette huri kızları

Gezer Allah deyu deyu

***

Yunus Emre var yarına

Koma bugünü yarına

Yarın Hakk’ın divanına

Çıkam Allah deyu deyu


Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: ‘Gizli sadaka Rabb Azze ve Celle’nin gazabını dindirir. Sıla-ı rahim ömrü uzatır. İyilik işlemek kötülüğün yere yıkmalarından korur.’ (Beyháki).

Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez. Çünkü Allah adalet yapanları sever.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious