Dünya nüfusunun ağırlığı kentlerde

Dünya nüfusunun ağırlığı kentlerde.12667
  • Giriş : 27.06.2007 / 19:58:00

Dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşamaya başlayacak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


2007 - 2008 yılından itibaren, insanlık tarihinde ilk kez, dünya nüfusunun yarıdan fazlası kentlerde yaşamaya başlayacak.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) Londra'da açıkladığı "Dünya Nüfusunun Durumu" raporunda, 2008'den itibaren dünya nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan 3.3 milyar kişinin kentlerde yaşamaya başlayacağı öngörüldü.

Rapora göre, kentlerdeki nüfusu temsil eden bu rakam "insanlık tarihinde bir ilk".

Açıklamada, "Bu rakamın 2030 yılında 5 milyara kadar yükselmesi bekleniyor. Bir nesil sonra, gelişmekte olan ülkelerin şehir ve kasabalarındaki nüfus, 2 katına çıkacak ve bu yeni kentlilerin birçoğu da yoksul olacak" denildi.

Kırsal kesimden kente göç eden milyarlarca kişinin büyük çoğunluğunu fakirlerin oluşturacağına da dikkat çekilen raporda, kentlere göçün en çok gelişmekte olan ülkelerde, özelikle Afrika ve Asya'da dikkat çekici düzeyde olacağı belirtiliyor.

Raporda ayrıca, bu kıtalarda 2000-2030 yılları arasında kentlerde yaşayan nüfusun ikiye katlanacağı ve buralardaki kentlerde nüfusunun, bütün dünyadaki kentli nüfusun yüzde 80'ini oluşturacağı bildiriliyor.

Bu dönemde bu iki kıtada nüfusun ABD ve Çin nüfusu kadar, yani 1.7 milyar artacağı, gelişmiş ülkelerdeki kentli nüfusun artışının ise daha yavaş olacağı ve 870 milyondan 1.01 milyara yükseleceği tahmin ediliyor.

"Kentleşme kaçınılmaz"

Kentleşmenin kaçınılmaz olduğuna da dikkat çekilen raporda, bunun olumlu sonuçları olabileceği, endüstrileşme çağında hiçbir ülkenin kentleşme olmaksızın dikkate değer ekonomik büyüme sağlayamadığı ifade ediliyor.

Raporda, bütün dünyada kentleşmenin son yıllarda mega kentlerden ziyade nüfusu 500 binden az kent ve kasabalarda yoğunlaştığına, planlama ve uygulama açısından zayıf olan bu yerleşim birimlerinin üzerinde büyük baskılar oluştuğuna da işaret edilerek, çözüm için hükümetler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası örgütlere gerekli adımların atılması çağrısında bulunuluyor.

Kırsal nüfusun kentlere gelmesinin önlemesine çalışılmaması istenen raporda, bunun boş, yapıcılıktan uzak ve insan haklarına aykırı bir çaba olduğu, bunun yerine eğitim eşitliğini sağlamak, sağlık hizmetlerini yaygın hale getirmek gerektiği bildiriliyor.

Kente göç eden kadının sorunları

Kentlere gelenlere ev yapabilecekleri yerler, su, elektrik, kanalizasyon ve ulaşım imkanları gibi hizmetler verilmesi gerektiği belirtilen raporda, fakir ailelerde kadınlara verilecek hizmetlerin bu ailelerin refahını büyük ölçüde artırabileceğine dikkat çekiliyor.

BM uzmanlarınca hazırlanan raporda, kadının evdeki yoksulluğun sıkıntısının büyük bölümünü sırtlandığına işaret ediliyor ve kadının çalışmasının, ailenin fakirlikten kurtarılmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor.

Kadının mal sahibi olmasının da onu birçok alanda güçlü kıldığı kaydedilen raporda, buna karşılık dünyadaki kadınların bütün dünya çapındaki toprakların sadece yüzde 15'ine sahip olabildiği hatırlatılıyor.

Raporda, bazı ülkelerde kadının hala yasal olarak kocasından bağımsız mal sahibi bile olamadığına dikkat çekiliyor.

Gençlerin sorunları

Kadının gördüğü diğer baskılara da dikkat çekilen ve bunlara ilişkin çözüm önerileri sunulan raporda, kentleşme süreci gençlerin de sorunlarına değiniliyor.

Nüfus yapısındaki değişimle birlikte gençlerin de yoksulluğun, eğitim eksikliğinin, işsizliğin acılarından daha çok pay aldığına dikkat çekilen raporda, yüz milyonlarca çocuk ve gencin kentlerde sağlığı tehdit eden kötü koşullar, güvenlik eksikliği ve yoksulluk içinde yaşadığı ve eğitimden yoksun olduğu ifade ediliyor.

Raporda, dinamik, zengin bir kaynak sayılabilecek ve değişime hazır bu gençlerin, eğitimsiz, işsiz-güçsüz bırakılırlarsa kendilerin eve başkalarına zarar veren bir güce dönüşebileceği kaydediliyor.

Kentli çocuk ve gençlere yatırım yapmanın ve onların toplumla entegre olmalarını sağlamanın, sadece sosyal adaletin değil, insan haklarının da gereği olduğu vurgulanan raporda, 2030 yılında dünyadaki kentli nüfusunun yüzde 60'ının, 18 yaşın altındakilerden oluşacağı tahminine de yer veriliyor.

Kentleşmenin getirdiği küresel ısınma, ormanların azalması, doğal felaketler, su kaynaklarına yönelik tehditler gibi çevresel sorunlara da dikkat çekilen raporda, bu alanda hükümetler düzeyinde alınabilecek önlemler konusunda tavsiyeler de bulunuyor.

UNFPA Türkiye Temsilcisi Vekili Dr. Tunga Tüzer de konuyla ilgili açıklamasında, "Kentleşme, yani toplam nüfus içinde kentlerdeki nüfus payının artması kaçınılmaz ancak bu artışın olumlu yönü de var. Kentlerde, yoksulluk oranının fazla olması ile birlikte insanların yoksulluktan kaçış umududa bulunuyor. Kentler, çevresel sorunlar yarattıkları gibi bu problemlere çözümler de üretirler. Asıl önemli olan, kentleşmenin getirebileceği fırsatları ortaya çıkarabilmek" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious