Dünyada en fazla canı seller alıyor

Dünyada en fazla canı seller alıyor.19292
  • Giriş : 28.11.2006 / 00:00:00

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Şahin, dünyada en fazla can ve mal kayıplarına sel felaketlerinin neden olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye'de özellikle 17 Ağustos 1999 depreminden sonra doğal afet ile depremin eşdeğer tutulmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Şahin, oysa dünyada en fazla can ve mal kayıplarının sel nedeniyle meydana geldiğine dikkat çekti. Şahin, hidrometeorolojik bir afet olan sellerin anlaşılmasında da jeolojik ve jeomorfolojik unsurların önemli bir rolü olduğunun altını çizdi. Yüzyıllardır yaşanan tecrübelerin doğal afetlerden korunmanın en emin ve en ucuz yolunun afetin felakete dönüşmesini önlemek olduğunu gösterdiğine vurgu yapan Şahin, afetin felakete dönüşmesini önlemenin yolunun ise afet riskinin önceden belirlenmesi, gerekli önlemlerin alınması ve afet anı ile sonrasının mümkün olan en az hasarla atlatılması olduğunu söyledi.

Türkiye'de, gerek en fazla yağış alan il olması gerekse jeolojik yapısı nedeniyle sel ve heyelanlardan en fazla etkilenen illerin başında Rize'nin geldiğini ifade eden Şahin, "Türkiye'nin en fazla yağış alan bölgesi olan Doğu Karadeniz'de 1929 yılından bu yana sel başta olmak üzere 30'a yakın doğal afette 655 kişi hayatını kaybetmiş, sadece son üç yılda 200 milyon YTL'den fazla maddi kayıp oluşmuştur." dedi.

Rize'yi geçmişte etkilemiş ve bundan sonra da etkileyebilecek olan doğal afetleri, jeolojik ve hidrometeorolojik afetler olarak iki başlık altında toplayan Prof. Dr. Şahin, "Bilinen jeolojik verilere göre Rize il sınırları içinde yıkıcı deprem üretecek aktif bir fay bulunmamaktadır. İle en yakın deprem kaynağı olan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde olabilecek büyük bir depremin Rize'de önemli bir hasar yaratması beklenmemekte, ancak heyelan, kaya düşmesi gibi diğer afetleri tetiklemesi mümkün görülmektedir. Depremler esnasında meydana gelebilecek diğer bir doğal afet ise tsunamidir. 1939 Erzincan ve 1968 Bartın depremlerinin Karadeniz kıyılarında tsunami yarattığı, ancak bunların önemli bir hasar yaratmadığı da bilinmektedir." diye konuştu.

Şahin, bugüne kadar Rize'yi etkilemiş olan en önemli iki afet türünün heyelan ve sel olduğuna dikkat çekerek, ilin yüksek eğimli arazi yapısının, killi toprak ve volkanik kayaların ayrışması ile bol yağışlarla sonucunda toprağın ağırlığının artması ve şişmesinin heyelan için uygun koşullar oluşturduğunu söyledi.

RİZE'DE AFET BİLGİ SİSTEMİ KURMA ÇALIŞMALARI

Rize'nin doğal koşullarının gelişmiş bilgi ve teknikler kullanılarak belirlenmesi, bu koşulların Coğrafi Bilgi Sistemleri ile analiz edilmesi ve böylece planlamada etkili olabilecek mevcut eşik değerlerin belirlenmesi amacıyla bir çalışma yürüttüklerini belirten Prof. Dr. Şahin, "Proje ile doğal koşulların neden olabileceği afetlerin mümkün olan en az zararla atlatılabilmesi için gerekli bilgi alt yapısının oluşturulmasına çalışılacaktır." ifadelerini kullandı.

Proje kapsamında Rize Afet Bilgi Sistemi (RABİS) hazırlanacağını anlatan Şahin, afet bilgi sisteminin sadece afet yönetimi amaçlı bir sistem olmadığını, ilin doğal koşullarını da içereceğinden doğal potansiyelin optimum kullanımı konusundaki planlamalara da esas oluşturacağını kaydetti. Şahin şunları söyledi; "Bu bilgi sisteminde yapılacaklar doğal afet riskinin önceden belirlenmesi ve bu riskin gerçekleşmemesi için gerekli önlemlerin alınması, erken uyarı sisteminin oluşturulması, afet anı kriz yönetim mekanizmasının oluşturulması ve afet sonrası rehabilitasyon çalışmalarının planlanması şeklinde olacaktır. Bunu yaparken kurulacak Coğrafi Bilgi Sistemlerinin temeli, ilin doğal verilerinin sınıflanarak ilişkili bir veri tabanına aktarılması olacaktır. Sonra da bunlardan gerekli olanlar seçilerek farklı seviyelerde yöneticiler için karar aşamasında yol gösterici olarak kullanılacaktır."

HİDROMETEOROLOJİK ERKEN UYARI SİSTEMİ

RABİS kapsamında ayrıca Hidrometeorolojik Erken Uyarı Sistemi (RİHEUS) kurulacağını da dile getiren Şahin, "Bu kapsamda jeolojik, jeomorfolojik ve hidrometeorolojik araştırmalar, uzaktan algılama çalışmaları ile bilgi derlenmesi ve üretimi, coğrafi bilgi sistemleri çalışmaları planlanmaktadır. RİHEUS çalışmaları kapsamında yüksek çözünürlükteki bitki örtüsü, yüzey toprak çeşidi, değişik noktalarda uzun süreli olarak ölçülecek yağış ve sıcaklık, değişik derinliklerdeki toprak nemi, Rize il sınırları içindeki akarsuların akım verileri gibi bilgiler derlenerek veri tabanı oluşturulacaktır." dedi.

Yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri kullanılarak yerleşim alanlarının bina bazında belirlenebildiğine işaret eden Şahin, "Bu teknoloji sayesinde güncel ve güvenilir yol bilgileri içeren haritalar üretebilmek mümkün. İl sınırlarını içerisindeki yolları gösteren haritalar, birçok farklı uygulamada kullanılabilecek önemli kaynaklardır. Bir afet durumunda, afet bölgesine ulaşılabilecek en kısa ve en uygun yolun belirlenmesi, arama kurtarma çalışmaları için uygun yol koridorlarının tespit edilebilmesi ancak güncel, güvenilir ve uygun ölçekteki yol haritaları ile mümkün olmaktadır." diye konuştu.

Uzaktan algılama teknolojisi ile erişilmesi zor olan afet bölgelerinin kolaylıkla gözlemlenebildiğini ifade eden Şahin, böylece hasarlı alanların hızlı bir şekilde tespit edilip kurtarma çalışmalarının hızlandırılabileceğini belirtti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious