Dünyadaki gerilimlerin sebebi din değil siyaset

  • Giriş : 14.11.2006 / 00:00:00

Annan, Müslüman ve Batı toplumları arasındaki gerilimin temel sebebinin 'din' değil 'siyaset' olduğunu belirterek, "Sorun ne Kur'an, ne Tevrat ne de İncil. Bunu kanıtlayarak işe başlamalıyız." dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Medeniyetler İttifakı 4. Yüksek Düzey Grup Toplantısı Çırağan Sarayı'nda yapıldı. Toplantıda Akil Adamlar Grubu'nun hazırladığı rapor, Yüksek Düzeyli Grup eşbaşkanları tarafından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunuldu. Raporun sunumu sonrasında söz alan Kofi Annan, raporun kıtalar arasında köprü oluşturan İstanbul'da açıklanmasının yerinde bir karar olduğunu söyledi. Annan, bazı grupların dünya çapında bir savaş çıkarmak istediğini, bunu belli sembollerle yapmaya çalıştıklarını belirterek, "İyisiyle kötüsüyle hiçbirimiz farklı bir medeniyette yaşamıyoruz." diye konuştu.

Annan, sunulan raporda, Müslüman ve Batı toplumları arasında büyüyen bölünmenin temel nedenlerinin dinî değil siyasî olduğu sonucuna varıldığını söyledi. Müslümanların Batı'yı kendi inanç ve değerlerine tehdit olarak gördüğünü, bunun tersini gösteren kanıtları da reddettiklerini söyleyen Annan, Batı'nın ise İslam'ı aşırı uç ve şiddet dini olarak gördüğünü söyledi. Kofi Annan, "Artık küskünlüklerimizi aşıp, toplumlar arasında güven ilişkisi oluşturma zamanı gelmiştir." dedi. Sorunun ne Kur'an, ne Tevrat ne de İncil olduğunu belirten Annan, bunu kanıtlayarak işe başlanması gerektiğini vurguladı. Bunun için tüm dinlerin ortak değerlerinin ön plana çıkarılması gerektiğine işaret eden Annan, bazı grupların dünya çapında bir savaş çıkarmak istediği ve bunu belli sembollerle yapmaya çalıştıkları uyarısında bulundu. Kofi Annan, "Basmakalıplardan, genellemelerden, peşin hükümlerden uzak durmalı ve bireyler ya da küçük gruplarca işlenen suçların, bir halkın, bir bölgenin ya da bir dinin tümü hakkındaki kanaatimizi belirlememesine dikkat etmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Annan, raporda, din olgusunun sık sık duyguları tahrik etmek, kuşkuları beslemek ve dünyanın yeni bir din savaşı ile karşı karşıya olduğuna yönelik iddiaları desteklemek amacıyla istismar ediliyor olsa bile, gerçek sorunun kökeninin siyasî olduğunun ifade edildiğinin altını çizdi. Korku ve kuşku ikliminin siyasi olaylarla körüklendiğini vurgulayan Annan, Iraklı, Afgan, Çeçen ve Filistinlilerin Müslüman olmayan güçlerin askerî harekatlarının kurbanı olarak görüldüğünü kaydetti. Kofi Annan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Arap-İsrail çatışması, pek çok bölgesel çatışmadan biri olarak düşünülmek isteniyor olabilir. Bu çatışma çok güçlü sembolik ve duygusal yüke sahiptir. Bu yük savaş meydanının çok uzağındaki kişileri de etkilemektedir. Filistinliler işgal altında yaşamaya devam ettikleri sürece, her gün bunun altında ezilip aşağılandıkça; İsrailliler otobüslerinde ve eğlence yerlerinde havaya uçuruldukça, bu duyguların alevi devam edecektir." Avrupa hükümetlerinin yeni gelen göçmenleri ve onların çocuklarını ev sahibi toplumu içine alma konusunda yeterli stratejiyi geliştiremediğini vurgulayan Annan, cilt rengi veya dini farklı olan göçmenlerden, o ülkelerin ulusal kimliğini benimsemelerinin beklendiğini ifade etti. Türkiye'nin AB üyeliğine de değinen Annan, Türkiye'nin AB'ye giden yeni yolda, Müslümanları dışlayanların da baskısıyla çeşitli zorluklarla mücadele edeceğini dile getirdi.

Yüksek Düzeyli Grup Eşbaşkanları Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile Federico Mayor da Medeniyetler İttifakı kapsamında hazırlanan Yüksek Düzeyli Grup Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aydın ve Mayor'un sunduğu raporda, İsrail-Filistin meselesinin Batılı ve Müslüman toplumlar arasındaki ayrılığın başlıca sembolü haline geldiği ve uluslararası istikrara yönelik en büyük tehlikelerden biri olmaya devam ettiği vurgulandı. Raporda, uluslararası toplumun vakit kaybetmeksizin Filistin sorununa odaklanması ve çözüm arayışında bulunmasının gerekliliğinin altı çizilirken, bu sürecin desteklenmesi için İsrail-Filistin ihtilafını objektif şekilde inceleyen bir "beyaz kâğıt" geliştirilmesi önerildi. Raporda ayrıca Ortadoğu'da kapsamlı bir barış anlaşmasına ulaşılmasının sağlanması amacıyla, ilgili tüm aktörlerin katılımıyla, uluslararası bir konferansın kısa zamanda düzenlenmesi çağrısında bulunuldu.

Başbakan Tayyip Erdoğan da kendilerine sunulan raporun, bu sürecin önemli bir bel kemiğini teşkil edeceğini kaydederek, raporda eğitim, gençlik, göç, medya gibi birçok alanda çeşitli faaliyetlerin öngörüldüğünü söyledi. Erdoğan, nihai amacın, "farklı inanç ve kültürler arasında karşılıklı saygıya dayalı bir paradigma geliştirerek, toplumlar ve devletler arasındaki ilişkilerin daha fazla bozulmasını engelleyecek kapsamlı bir koalisyon kurulması" olduğunu bildirdi. Karşı karşıya bulunan uçurumların ancak böyle bir koalisyonla aşılabileceğini ve ortak insanî değerlerin ön planda olacağı bir dünya inşa edilebileceğini anlatan Erdoğan, böylesine büyük bir uluslararası koalisyonun kapsamının çok boyutlu ve yaşanabilir nitelikte olması gerektiğini dile getirdi.

Medeniyetler İttifakı İstanbul'da

İran eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Akil Adamlar Grubu Eşbaşkanı Prof. Dr. Federico Mayor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İspanya Başbakanı Jose Luis Rodrigues Zapatero ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın (üstte soldan sağa) İstanbul'daki Medeniyet İttifakı'nda buluştu. Toplantıda İsrail-Filistin meselesinin Müslüman toplumlar ile Batı dünyası arasındaki ayrılığın başlıca sembolü haline geldiği belirtilerek bu soruna çözüm arayışlarına hız verilmesi gerektiği vurgulandı. Annan, toplantının ardından Devlet Bakanı Mehmet Aydın ve bazı konuklarla birlikte tekneyle Boğaz'da bir gezinti yaptı.


NATO zirvesini iptal edemem

Erdoğan, Annan ve Zapatero, Medeniyetler İttifakı toplantısının bitiminde gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkiye ziyareti sırasında Papa XVI. Benedict'le görüşmeyecek olmasının sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, aynı tarihlerde NATO toplantısına katılacağını söyleyerek karşılık verdi. Papa'nın Türkiye ziyaretinin Cumhurbaşkanı'nın daveti üzerine gerçekleştiğini hatırlatan Erdoğan, "Sayın Papa'nın iki özelliği vardır: Birisi siyasî, diğeri dinî. Siyasetçi yönüyle Cumhurbaşkanı karşılarken, din adamlığı tarafıyla da Diyanet İşleri Başkanı'mız görüşecek. Ben ise Riga'da yapılacak NATO zirvesi toplantısına katılacağım. Bu herhangi bir tavırdan kaynaklanmıyor. Kimse bundan bir şey çıkarmaya çalışmasın. Papa geliyor diye NATO toplantısını iptal edemem. Dünya dönüyor ve bizler işlerimizi yapmak durumundayız." dedi.


Ortadoğu girişimi haftaya netleşiyor

İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero da basın toplantısı sırasında önceki gün bahsettiği Ortadoğu'da yeni girişime ilişkin sorulara muhatap oldu. Filistin'deki durumun çok ciddi boyutlara ulaştığını belirten Zapatero, raporda da bu yönde doğru bir anlatımın bulunduğunu söyledi. Filistin sorununa uluslararası toplum müdahalesi gerektiğini yineleyen Zapatero, "İspanya bu yönde girişim çalışmasına devam ediyor ve haftaya bu bitecek." dedi. İspanyol başbakan, Avrupa'dan yeşerecek bu girişimin Washington yönetimi tarafından da desteklenmesinin önemli olduğunu ifade etti. Zapatero önceki gün, Ortadoğu'da işlerin giderek daha da karmaşık bir hal aldığını belirterek uluslararası toplumun bu konuya acil olarak müdahale etmesi gerektiğini söylemişti.


Kıbrıs, Birleşmiş Milletler'in sorunu

Kofi Annan, bir soru üzerine Kıbrıs sorununun BM'nin elinde olduğunu ifade etti. AB'nin de sorunun çözümüne ilişkin girişim başlattığı belirtilerek Kıbrıs konusunun AB nezdinde mi yoksa BM de mi ele alınacağı yönünde bir soruya, Annan, "Sorun BM'nin elindedir. İyi niyetle bu sorunun çözümüne çalışmakta olduğumuzu biliyorlar." diye konuştu. Çözüm için güven artırıcı önlemlerin hazırlandığına değinen Annan, bu kapsamda BM temsilcisinin taraflarla görüşmeye devam ettiğini kaydetti. Taraflar arasında diyaloğun başlaması için BM temsilcisinin görüşmeleri sürdürdüğünü aktaran Annan, Cenevre'de KKTC Cumhurbaşlanı M. Ali Talat ile bir araya geleceklerini dile getirdi. Görev süresinin yıl sonunda biteceğini hatırlatan Annan, "Yerime gelecek kişiye Kıbrıs meselesi hakkında iyi bir bilgilendirme yapacağım." dedi.

Rapordan öneriler

Çeşitliliği toplumların normal bir özelliği olarak gösteren film ve TV programlarının yapımı için ortak teşebbüslerin geliştirilmesi.

Öğrencilere, diğer kültürleri ve dinleri anlamalarını sağlamak amacıyla, her düzeyde kültürel iletişim ve insan hakları eğitimi verilmesi.

İşsizliğin, yabancılaşmanın ve aşırılığın önemli sorunlara yol açtığı ülkelerde geniş tabanlı gençlik istihdam girişimlerinin öngörülmesi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious