Dünyanın kaderi 538 kişinin elinde

  • Giriş : 01.11.2008 / 23:10:00

ABD'nin iki aşamalı başkanlık seçimi, adaylardan birisinin en az 270 'seçici delege'ye ulaşmasını gerektiriyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Obama'nın bu rakama ulaşması ve ECB'nin faiz indirimi küresel piyasalar için bir iyimserliğe neden olacak.

Başlık, dünya ülkelerinin liderleri ve onların en yakınındaki birkaç insana işaret etmiyor. Kasım ortasında Washington'da gerçekleşecek, dünyanın en önemli 10 gelişmiş ekonomisi ile, önde gelen 10 gelişmekte olan ekonomisinin katılacağı G-20 Zirvesi'nin davetli sayısına işaret etmemekte. 538 kişi, ABD başkanını seçecek olan Seçiciler Kurulu'nun üye sayısı.

Demokrasinin beşiği olduğu iddia edilen ABD'de, halk doğrudan başkanı seçememekte. 4 Kasım'da sandığa gidecek olan ABD halkı, 1787'de kaleme alınmış ABD Anayasası'nın öngördüğü gibi, kullandıkları oylarla, kendi eyaletlerinden Seçiciler Kurulu'na katılacak, gidecek delegeleri seçmiş olacaklar.
"İkinci Seçmen" olarak da adlandırılan ve 50 eyaleti temsil etmekte olan bu 538 kişi, 15 Aralık'ta bir araya gelerek ABD Başkanı'nın kim olacağına karar verecek. Bu nedenle, hangi başkan adayının ABD genelinde ne kadar oy aldığı değil, ne kadar delege çıkardığı önemli. En az 270 "ikinci seçmen" delegeyi bulan başkan adayı, 15 Aralık'ta Seçiciler Kurulu tarafından resmen başkan ilan edilecek.

Büyüme Obama'yı işaret etti

Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayı McCain'in şansı, küresel finans krizinin etkisi ile zaten hayli zayıflamıştı. ABD'nin ekonomi ve siyaset tarihine ışık tutan arşivler, son 52 yılda bir kez, 3. çeyrek büyüme negatif çıkmasına rağmen Başkan'ın yine iktidar partisinden seçildiğini gösteriyor. 1956 yılında, o zamanki Cumhuriyetçi Başkan Dwight Eisenhower, ABD ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 0,5 gerilemesine rağmen, bir kez daha seçilmeyi başarmış. Ancak, son 52 yıldır başka bir örnek yok.

Yani, Obama'nın özellikle perşembe günü açıklanan 3. çeyrek büyüme verisi sonrası, 270 delegeye ulaşacağı beklentisi anketlere yansımaya başladı. Sadece ABD halkı değil, kuvvetle muhtemel dünya ekonomisi de Obama'nın seçilmesini, bir hava değişikliği, yöntem değişikliği beklentisiyle olumlu karşılayacak. Dünya borsalarında, bitirdiğimiz hafta gözlemlediğimiz kısmi iyimserlik de bu beklentinin etkisi göz ardı edilmemeli.

Ancak, bir grup siyaset uzmanı, 2000 yılında Al Gore'un Bush'tan 500 bin daha fazla oy almasına rağmen, Florida Eyaleti'ndeki 27 seçmeni kendi lehinde çıkartamamış olması nedeniyle, seçimi kaybettiğini hatırlatmakta. Bu nedenle, ibre Obama'yı gösterse de, Obama'nın daha fazla oy olması değil, en az 270 delegeyi garantilemesi önemli olacak. Bu nedenle, ABD halkının 4 Kasım'da kullandığı oy ile, Obama'nın 50 eyaletten en az 270 delege çıkardığı netleşirse, 15 Aralık'ta Seçiciler Kurulu'nun oylaması tamamıyla bir formalite olarak gerçekleşecek. Bu arada, 100 üyeli ABD Senatosu'nun üçte birinin ve 450 üyeli Temsilciler Meclisi'nin tümünün seçileceğini unutmayalım. Demokratlar burada da başarılı olurlar ise, Obama, arkasına Kongre desteğini de almış olarak Başkanlık koltuğuna oturacak.

FED faizi sıfıra çekebilir

ABD Merkez Bankası'nın (FED), yüzde -0,5 beklenirken, yüzde -0,3 olarak açıklanan ABD'nin 3. çeyrek büyüme ön tahmin verisi öncesinde, politika faizini 2003 Haziran'ında olduğu gibi, bir kez daha yüzde 1 seviyesine getirmiş olması, negatif büyüme verisi öncesi, resesyonu önlemeye yönelik yeni bir adım olarak değerlendirildi. Perşembe gecesi açıklamalarda bulunan FED San Francisco Başkanı Janet Yelen ise, FED'in ABD ekonomisini ağır bir durgunluk ve resesyon riskinden kurtarmak için, gerekirse politika faizini yüzde 0'a çekmekten geri kalmayacağını belirtti. Bu noktada, ABD'nin büyüme verisinin açıklandığı gün, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu tarafından hesaplanmaya başlandığı 1985'den bu yana, en düşük seviyesini gören Yönetici ve Tüketici Güven Endeksi, Avrupa Merkez Bankası'nın da (ECB) faiz indiriminde bonkör davranabileceğini gösteriyor.

ECB'den 75 baz puan

Yüzde 60 düzeyinde bir beklentiye bağlı olarak, eğer Avrupa Merkez Bankası 75 baz puanlık bir faiz indirimi gerçekleştirir ise, piyasa aktörlerinin yüzde 45'i 1,28-1,32 bandına oturan bir euro-dolar paritesi, yüzde 55 ise, 1,24-1,28 dolar bandına oturacak bir parite hareketi bekliyor. Eğer, Avrupa Merkez Bankası 1,5 puan düzeyinde şok bir indirim yaparsa, parite yeniden 1,24 doları kırmayı deneyebilir. Parite, 1,24 doları kırarsa, yurtiçinde de dolar kurunun 1,56-1,62 YTL bandına oturacağını bilmeliyiz. 1 Ağustos'tan bu yana 8 milyar dolarlık döviz tevdiat hesabı bozdurmuş olan Türk halkı ise, ilginçtir, euro cinsinden hesaplarını pek bozmuyor. ECB'nin beklendiği ölçüde faiz indirimi yapmaması halinde, paritede yukarı yönde bir hareketin oluşması durumunda, euro tasarrufu olanlar, bu dönemi değerlendirmeyi tercih edebilir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*