Dünyaya nasıl bakmalıyız?

  • Giriş : 24.09.2007 / 08:06:00
  • Güncelleme : 24.09.2007 / 09:10:31

Fani olan bu dünyasını mamur etmek için acelecilik gösteren ve bu konuda gerekli olan çalışma ve gayretten taviz vermeyen insanoğlu, asıl gideceği yer olan ahiret yurdu için de aynı aceleciliği göstermelidir.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Rabbimizin, şuurlu varlık insana gönderdiği ve onunla kendini tanıttığı iki türlü kitabı vardır. Bunlar, kâinat kitabı ve başta Kur’an olmak üzere peygamberlere verilen semavi kitaplardır. Kâinat kitabı, her haliyle Cenab-ı Hakk’ı anlatırken Allah (cc), kullarına olan merhametinin gereği onların ellerine de birer kitap vermek suretiyle insanların farklı yollara sapmalarını en asgariye indirmek istemiş ve bu kitabı, şerh ve izah sadedinde kelamını kelimelere dökerek perçinlemiştir. Kâinat kitabının bir parçası olması itibariyle dünya, insanın üzerinde yaşadığı anlamlı ve İlahi sanatlarla süslü bir eserdir. Allah (cc), bu eseri, kullarının istifadesi için yaratmış ve onu, bu eserde tasarrufa yetkili halife olarak yaratmıştır.

İnsanı yaratıp hilafet vazifesiyle dünyaya gönderen Allah’ın (cc), onu dünya ile bu denli irtibatlı görmesi yanında mü’minin, dünyadan elini-eteğini çekip bir kenarda oturması elbette düşünülemez. Bilakis o, dünya adına önüne serilen her türlü imkanı, meşru dairede olmak kaydıyla değerlendirecek ve dünyayı imar etme yollarını arayacaktır. Fezanın derinliklerine dalacak, semanın anlattıklarıyla Allah’ın azametini görüp acziyetini idrakle kul- Rabb dengesini bulma imkanına kavuşacak; denizin derinliklerinde seyahat edecek ve enginliğiyle birlikte koskoca bir alemin, insan olarak bize fısıldadıklarına şahit olarak tefekkürüne ayrı derinlikler kazandıracaktır.

Mü’min, ahireti burada kazanır ve kulluk adına yapılması gereken her şeyin yeri dünya hayatıdır. Hayat ölümle noktalandıktan sonra, kulluk adına yapılacak hiçbir şey kalmamış demektir. Aynı zamanda dünya, bin bir tecellisiyle nazarlarımıza arz edilen Allah’ın güzel isimlerinin, çok yönlü temaşa yeridir. Biz, onların fısıldadıklarıyla O’nu daha bir derin duyuyor ve mananın atmosferine girebilmenin huzurunu iliklerimize kadar hissetmeye çalışıyoruz. Mü’min, her şeye olması gerektiği kadar kıymet ve değer verip, Rabbin o noktadaki değerlendirmesi nisbetinde hareket tarzını ayarlaması, ona ayrı bir değer kazandırmaktadır. Bu noktada mü’minin dikkat etmesi gereken husus da, dünya ile ahiret dengesini koruyabilmek ve dünyaya dünya, ahirete de ahiret kadar ehemmiyet verme hassasiyetini göstermektir. Bu dengeyi anlatan Kur’an, "Allah’ın sana verdiklerinde hep ahiretin peşinde ol, ama dünyadan da nasibini unutma." (Kasas, 28/77) buyurmaktadır. Belli şeyleri elde etmede dünyanın bir vasıta ve vesileliği vardır ve mü’min, onu kullanmak suretiyle, bir taraftan dünyayı imar ederken diğer taraftan da ahireti adına ciddi yatırımlar yapmalıdır.

Zira dünyanın bir hakikatı vardır ve o mutlaka değerlendirilmelidir. Ancak esas hakkı verilmesi gereken ve insandan beklenen, ruh ve kalbinin hakkını vererek her ikisi arasındaki dengeyi kurabilmesidir. Bu noktada insan, dünyayı kesben yani kazanç yönüyle değil kalben terk etmelidir. İnsan, çok garip bir varlık. Bir misafir olarak gönderildiği bu dünyada sanki devamlı surette kalacakmış gibi hareket ediyor. Dört elle sarılıp bir an önce dünyasını mamur edebilmek, günümüzdeki argo ifadesiyle köşeyi dönebilmek için var gücüyle çalışıp çabalıyor. Hatta bunun için çoğu zaman sabırsızlık gösterip acele ederek kısa yoldan mal-mülk sahibi olabilmek adına yanlış yollara bile girebiliyor. İnsanın bu hali, "İnsan (karakteri gereği) aceleden (acele hareket etme duygusuyla) yaratılmıştır." (Enbiya, 21/37) ayet-i kerimesini ne de güzel doğruluyor.

Bunu derken "İnsan çalışmasın, miskin miskin otursun" demek istemiyoruz elbette. Ancak, fani olan bu dünyasını mamur etmek için acelecilik gösteren ve bu konuda gösterilmesi gerekli olan cehd ve gayretten asla taviz vermeyen insanoğlu, asıl gideceği yer olan ahiret yurdu için de aynı aceleciliği göstermelidir.

BUGÜN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious