DYP'li Hikmet Aydın'dan çarpıcı açıklamalar

DYP'li Hikmet Aydın'dan çarpıcı açıklamalar.10664
  • Giriş : 28.02.2009 / 19:25:00
  • Güncelleme : 06.09.2016 / 14:49:48

Dönemin DYP'li Hikmet Aydın, Türk demokrasi tarihine kara leke olarak sürülen o günlerde yaşananları anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:



1997 yılının 28 Şubat'ında milli güvenlik kurulu tarihinin en uzun toplantısını yapıyordu.. Askere göre irtica her geçen gün artarken, laik cumhuriyet tehdit altındaydı. MGK'nın asker kanadı hazırlıklıydı. Bunun karşısında hükümetin fazla yapacağı bir şey yoktu

Aslında süreç olarak 28 Şubat.. 1995 seçimlerinin hemen ardından başlatıldı.. Refah Partisi yüzde 21 oyla birinci parti olmuş ve mecliste 158 sandalye kazanmıştı. ANAP yüzde 19,65 oy oranıyla 132 sandalye elde etmiş, DYP ise yüzde 19,18 lik oy oranıyla mecliste 135 sandalyeyle temsil edilmeye hak kazanmıştı.


En fazla oyu REFAH Partisi almıştı ancak Erbakan 6 sonra hükümet kurabilecekti.. DYP Genel Başkanı Tansu Çiller ile REFAH –YOL hükümeti…

28 Şubat'ın ayak sesleri önce DYP'deki istifa depremiyle duyuldu.. Çok sayıda bakan ve milletvekili DYP'den istifa etti. İstifacı vekiller bir süre sonra Hüsamettin Cindoruk liderliğinde kurdurulan DTP'ye katılacaklardı..

Bu şaibeli milletvekili transferleriyle ilgili yıllar sonra gelen bir açıklamaya özellikle değinmek gerekiyor.. 28 Şubat günlerinde DYP Çanakkale milletvekili olan Hikmet Aydın o günlerde tehdit edildiğini söylüyor…Hem de kamuoyunun çok yakından tanıdığı bir siyasetçi tarafından…

28 ŞUBAT PİK NOKTAYA GİDERKEN BİR GÜN ERKAN MUMCU ODAMA GELDİ. “BU ASKERLER DARBE YAPACAK. İLK SENİ ALACAKLAR. SEN DYP'YE GEÇMEKLE BÜYÜK HATA ETTİN” DEDİ. ŞAHİTLER HUZURUNDA SÖYLEDİ BUNU.

Hikmet Aydın'ın sözlerini Erkan Mumcu yalanlasa da bir döneme ışık tutan diyolag oldukça çarpıcı. DYP istifalarla sarsılırken sahte şeyhlerle irtica yaygarası koparılıyor, medya ve sivil toplum örgütleri de bu işte bir silah olarak kullanılıyordu.

Başbakan Erbakan'ın ilk dış gezisinde Mısır, Libya ve Nijeryay'yı ziyaret etti.. Erbakan'ı çadırında ağırlayan Libya lideri Kaddafi'nin Türkiye aleyhinde söylediği sözler basın tarafından ağır şekilde eleştirildi

Tam da o günlerde Başbakanlık'ta bazı dini cemaat liderlerine verilen iftar yemeği, sonrasında Sincan Belediyesi tarafından düzenlenen Kudüs gecesi… Bu girişimler süreci daha da hızlandırdı.. Sincan sokaklarında tanklar yürüdü.. Bu gösteri öncesi medyaya haber verilmesi de planların önceden yapıldığının göstergesiydi

Genelkurmay ikinci başkanı Çevik Bir tankların yürüyüşünü “demokrasiye balans ayarı” sözleriyle özetleyecekti.

Demokrasiye yapılan balans ayarından bir hafta sonra Milli Güvenlik Kurulu toplandı.. Askerler; Hükümet ve Başbakan Erbakan'a sert uyarılarda bulundu. 4 maddelik bir açıklama yayınlandı ancak asker Erbakan'ın önüne 18 maddelik bir liste koydu.

TÜSİAD, KESK, DİSK VE TÜRK-İŞ MGK kararlarına tam destek verdiklerini açıkladı. Artık sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası da hükümete resmen karşıydı.

28 şubat sürecinin akılda kalan icraatlarından biri de irtica brifingleriydi.. Gazetecilere verilen brifingler manşetlere taşınıyor, “gerekirse silah bile kullanırız” denilerek hükümet tehdit ediliyordu

Yargı mensupları brifinglerin arından askeri dakikalarca ayakta alkışlıyordu..

İşte bu yargıya verilen brifingin ardından çok geçmedi.. Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş Refah Partisi hakkında kapatma davası açtı.. İddianamede yer alan “kan emici yarasalar, habis ur” gibi nitelemeler hala akıllarda..

1997'nin 21 Hazıran'ında Erbakan görevi Çiller'e devretmek için istifa etti.. Ancak Cumhurbaşkanı Demirel görevi ANAP Lideri Mesut Yılmaz'a verdi. İki hafta sonra ANAP, DSP, DTP'nin içinde yer aldığı ANASOL-D hükümeti kuruldu.

17 Ocak 1998'de Anayasa Mahkemesi Refah Partisi'ni kapattı. Erbakan ve bazı yöneticilere 5 yıl siyasetten men cezası verildi.

Kasım 1998'de ise Dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan için sancılı günler başlıyordu. Danıştay 10 aylık hapis cezası kesinleşen Erdoğan'ı Belediye Başkanlığından düşürdü. Kimilerine göre Erdoğan, artık muhtar bile olamayacaktı.

28 şubat sürecinin sonunda, dindar insanlar baskı altında tutuldu, pek çok kamu çalışanı hakkında irticai nedenle soruşturma açıldı, istifaya zorlandı, meslekten atıldı.

8 yıllık kesintisiz eğitime geçildi. İmam hatiplerin orta bölümleri kapatıldı. O güne kadar birkaç üniversitede olan başörtüsü yasağı genele yayıldı.

Kuran kursları üzerinde büyük baskı kuruldu.
Postmodern darbe adı verilen 28 Şubat'ı gerçekleştiren bu kez silahsız kuvvetlerdi.. Tabi silahların gölgesinde..

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*